Afrin harekâtı dördüncü gününü bitirdi. Doğru veya yanlış, gerekli veya gereksiz, zamanında, veya geç kalınmış farketmez Türk Silahlı Kuvvetleri bir sınırötesi harekât yürütüyor. Herhangi bir devlete karşı savaş ilan edilmediyse bile aslında bir savaşta. Uçakların da bombaladığı ciddi bir savaşta ve savaş dört gündür sürüyor, daha da sürecek.

Her savaş kötüdür, keşke hiç savaş olmasa. Ancak, bu savaş Türkiye’nin bekâsı ile mi ilgili, evet. Bu savaş zorunlu muydu, bugünkü durumda evet zorunlu. Olmayabilir miydi, olmayabilirdi ama, artık çok geç. Böylesi bir durumda yapılan harekâta ve Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı tavır almak olanaksız ve abestir. Ancak, her savaşta olduğu gibi ve daha çok bu savaşın da tehlikeli yönelişleri olabilir. Bu tehlikeler savaşın kazanımlardan çok zararla ve yıpranmayla sonuçlanmasına neden olabilir. Çok dikkatli olunmalıdır.

Bizi bu harekâtın zorunluluğuna götüren nedenleri sıralamaya gerek yok., Bilmeyen kalmadı. Boş ve ham hayaller peşinde koşulan yanlış politikalar ve öngörüsüzlükler. Gerekmediği halde başkalarının işine, dahası bekâsına bulaşmak. Ancak, bunlar üzerine eleştiri yapmak şu anda gereksiz ve geçersiz. Şu ana kadar harekât başarılı bir şekilde sürüyor. Bir an evel olabildiğince az zayiatla harekâtın nasıl olacaksa yararlı bir şekilde bitmesini dilemekten başka elimizden bir şey gelmez.

Tehlikelere gelince En başta gelen ve Türkiye için en büyük tehlike kürt düşmanlığıdır. Şu unutulmamalı ve üzerinde hassasiyetle durulmalı ki, bu bir kürt savaşı değil. Kürtlere karşı bir yok etme harekâtı değil ve olmamalı. Benim komşum kürt, birçok değerli arkadaşım kürt kökenli. Ne yapacağım onları dışlayacak mıyım, boğazlayacak mıyım?.. İnternette dolaşan müsellah bir fedainin son kürdü bitirene kadar çarpışacağız, benzeri söylemli lafının ucunun nereye gideceğini düşünmeyen sahte pehlivanlara hamasiyet adına prim vermemek gerekir. Hükûmetin resmi söylemlerinde buna dikkat etmeye çalışıyor ama yeterli değil, işin aslı açıkca vurgulanmalı.

İşin aslı, kürt milliyetçiliği hâkim güç tarafından kandırılıp, kaçıncı kez gaza getirilip büyük hayâllere kapılıyor. Aslında son kürdü bitirene kadar savaşacağız diyen kişiyle, bu hayâllere kapılanların bir farkı yok. İkisi de aynı zekâ düzeyinin ürünü. Ortada sadece büyük güçlerin savaşı var, kimsenin belli bir etnisiteyi veya mezhebi düşündüğü yok. Kürtlerin özgürlüğü için mi oluşturuldu sanıyorsunuz bu cehennem. Kimden nasıl yararlanırız fırsatçılığı bu. İşler biraz ters gittiğinde kimbilir kaçıncı kere Amerika kürt, arap demeden bu fedaileri yüzüstü bırakacaktır. Bu örneği çok gördük. YPG Rusya bizi sattı diyor. Hiç kuşkunuz olmasın Amerika da satar. Kendi menfaatine uyarsa bir günde satar. Diyelim ki, bu kere öyle olmadı en azından bir özerklik kazanıldı. Bu kendileri için mi olacak sanıyorlar. Sadece ve sadece Amerika’nın ve büyük sermayenin yararına kullanılmaya devam edileceklerdir. Geride kan, vahşet ve sefalet kalacak ve konumları bugünkünden daha iyi olmayacak. Büyük güçler bu durumu sürdürebilmek için her daim bir çatışma ortamı hazırlayıp huzuru bozacaklardır. Bunu yakın tarihte defalarca yaşadık, gördük. Nasıl halâ kanıyorlar anlaşılır gibi değil. Silah yığınağıyla bir sonuç alınmaz. Silah daha çok silahı ve bitmeyen çatışmayı getirir. Alet olmakla kalırsınız. Artık bu büyük sermaye ve destekçisi Amerikan oyununun herkesçe anlaşılması gerekir.

İkinci büyük tehlike Türkiye’nin Özgür Suriye Ordusuyla işbirliği yapması. En başta ÖSOnun bileşenleri kuşkulu. İçlerinde İŞİD kadar radikal ve acımasız kıyamlar yapmış gruplar var, çoğu el Nusra’ya bağlı ya da yakın. Karmaşık bir bileşkesi var ve çoğunun aslında niyeti tam belli değil. Tut ki kazandılar, eminim ertesi gün birbirlerine düşerler. ÖSO aslında kendi ülkesine başkaldırmış, ne istediği belli olmayan, bizdeki geçerli kritere göre terörist sayılası bir grup. Suriye tarafından ise resmen terörist olarak kabul edilen bir grup. Hadi belli politik çıkarlar nedeniyle taktik gereği bunu dillendirmiyorsunuz, onlardan medet umuyorsunuz ancak, bu akıllara ziyan bir yaklaşım. Her şey bir yana, en azında bir başıbozuk takımı olduğu kesin. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’nin böyle bir grupla ittifak yapması çok can acıtası ve tehlikeli. Ne var ki, tam tersine teröristlerden temizlenen alanların ÖSO kontrolüne devredileceğinden söz ediliyor. Bu nasıl bir çelişki, nasıl bir aymazlıktır.

Bunun dışında Suriye rejimi toparlandı ve er veya geç bu badireden çıkacak gibi gözüküyor. Ve er veya geç komşumuz Suriye ile diplomatik ve ticari ilişkiye gireceğiz. Bu bir zorunluluk. Türkiye’de bir iktidar değişikliğinde bu daha süratli olacaktır. İnadı bırakıp bunu bir an evel yapıp Suriye’nin bütünlüğü için işbirliğine gitsek başta biz, her iki taraf da çok şey kazanacak. Süriye’nin güvenliği en başta bizim güvenliğimiz için gerekli. İlerde her şey durulduğunda Suriye ilişkilerimiz nasıl ve ne süreçte başlayacak ve gelişecek. Bu süreçte o ülkece terörist kabul edilen ÖSO ile ittifak yapmış, ona kanat germiş bir ülke olarak bu işbirliğine hangi yüzle talip olabileceğiz. Hiç düşünüldü mü acaba.

Üçüncü büyük tehlike bu harekâtın içerde politik olarak oy devşirmek amacıyla kullanılmasıdır. Büyük siyasi sonuçlar amaçlanarak başlatılan bu harekât, sonuçta başarılı olsa bile masabaşında gözü doymaz hâkim güçlerce çırak çıkarılacağımızdan hiç şüpheniz olmasın. Bunun sonucunda halk iktidarın beklentilerinin, açıklamalarının tam karşılığını bulamazsa bu hayâl kırıklığı yaratır ve her şeyden önce iktidara zarar verir. Bu arada iktidar söylemlerinin dozunu kaçırır, hamasete fazla yüklenirse bu içerde kürt düşmanlığını körükleyebilir. Aynı şekilde kürt kökenli yurttaşlarımızda da bir ayrışma duygusu yaratılırsa bu içeride dışardakinden daha büyük bir tehlikenin alevlenmesine neden olabilir. Oysa harekâtın amacı huzur ve güven. Özellikle resmi söylemlerde çok dikkatli olmak gerekir ve medya ve sosyal medyadaki haddini bilmezlerin kulağının çekilmesi gerekir.

Askeri harekât zorunlu olmadıkça sözü bile edilmemesi gereken bir seçenek. Karar vermesi zor, uygulaması daha zor ve tehlikeli. Zorunlu hallerde ise yapılması şart olan bir şey. Ancak arka yapısı ve yaratacağı algılamalar çok dikkatli irdelenmeli ve plânlanmalı ve titizlikle kontrol edilmelidir. Strateji dikkatle plânlanmalı, beklenmeyen durumlar karşısında alternatif taktikler öngörülmelidir ve söylemler dikkatle seçilmelidir. İşin bu yönü aslında harekâttan daha zordur ve incelik ister, herşeyden evel birikim ve öngörü ister.

Aksi takdirde zeytindalını taşıyan güvercin menzile varmadan düşer, zeytindalı da kırılır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.