"El ele verelim el açtırmayalım"

Diyarbakır’da billboardlardaki bir reklamda okudum yukarıdaki cümleyi. Sarmaşık Yoksullukla Mücadele Derneği’nin bir reklamıydı ve başlığında ‘Diyarbakır’da 4.500 ailemizin, kimi geceler aç yattığını biliyor muydunuz’ yazıyordu. Doğrusu yardım derneklerine hiç de sempatiyle bakmazken bu reklamın önünde bir süre durdum. Bir milyonu aşkın nüfuslu Diyarbakır’da dört bin beş yüz aç aileden bahsediliyor ve tek bir ‘YARDIM’ sözü geçmiyordu. Sarmaşık Derneği’yle ilk tanışmamdı bu. Sonrasında Diyarbakır’ın yoksul mahallelerinde sıkça adını duyacak, başvurulardan faaliyetlerine değin pek çok çalışmasına tanıklık edecektim.

Ülkemizde özellikle son yıllarda, yoksullukla mücadelenin bir rant alanına döndüğü aşikâr. Bir dizi dernek, vakıf bu alanda boy gösteriyor. Yolsuzluklar bir yana, yapılan çalışmalar çoğu zaman derde derman olmadığı gibi hastalıklı bir sürecin de kapılarını açıyor. Sadakaya dönüşen yardımlar, onursuzlaştırılan yoksullar, umudu tükenen insanlar… Sarmaşık ise ezber bozan bir dernek. ‘Hayır kurumu’ olmaktan öte sorunun çözümüne dair HAK temelli çalışmalar yapıyor. Bir taraftan toplumsal dayanışmayı örerek acil ihtiyaçlara cevap vermeye çalışırken, diğer taraftan çözüme yönelik faaliyetler yürütüyor.

‘Aç insan umudunu da yer’
 

Sarmaşık Yoksullukla Mücadele Derneği kentin neredeyse tüm kurum ve kuruluşlarını sürece katarak 2006 yılında Diyarbakır’da kuruluyor. Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan Ticaret Odası Başkanına, Pirsultan Abdal Derneğinden Muhtarlar Birliğine, İşadamları derneklerinden Tabip’ler Odasına değin herkes var kurucuları arasında. Aynı kentte yaşıyorsan sorunun parçasısın, çözümün de içinde olmalısın… O halde herkes görev başına diyerek başlıyor çalışmalarına dernek. İlk olarak kentteki yoksulluğa dair bir araştırma gerçekleştiriyorlar: “Kent Yoksulluk Haritası”. Yaklaşık iki yıl süren çalışma, kentte yoksulluğun en yoğun olduğu beş mahallede gerçekleştiriliyor. Bu mahallelerdeki 6.307 haneden 5.706′sı ile yüz yüze görüşmeler yapılarak; demografik yapıdan göçe, sağlıktan yardımlara değin yoksulluğun sosyo-ekonomik profili ortaya konuluyor.

Araştırmanın sunduğu verilerden biri, yoksulluğun boyutlarını ortaya koyması açısından oldukça önemli. ‘Diyarbakır kent merkezinde kimi geceler aç yatan ve üretime geri dönüşü mümkün olmayan 4.500′ü aşkın parçalanmış aile bulunmaktadır.’ Çoğunluğu zorunlu göç mağduru olan ve kriminolojik ya da politik nedenlerle yaşamla bağları neredeyse kopmuş olan dört bin beş yüzü aşkın aile… Eşi tarafından terk edilmiş kadınlar, kimi engelli kimi hasta olan erkekler, babaları cezaevinde olan çocuklar, çocukları askerde ya da gerillada ölen analar… İşte bu en diptekiler Sarmaşık Derneği’nin de hedef kitlesi.

“Onlar, köyleri başlarına yıkılanlar… onlar, geleceğe dair umutlarını yitirmeye başlayanlar… onlar, iş verseniz dahi çalışacak kimsesi bulunmayanlar… onlar sadaka değil HAK temelli destek bekleyenler…”

Sarmaşık Derneği, çalışmalara ilişkin kaynağı, kentte yaşayanların yaptığı düzenli katkılarla sağlıyor. Ancak sürecin örgütlenmesi bildik yardım derneklerine ve kapitalizme cevap niteliğinde. “Yardım yapan da el açar sonuçta. Biz bunu kırmaya çalışıyoruz. Yardım almak için kimseye gitmiyoruz. Sadece ortak sorunumuzu anlatmak üzere gidiyoruz insanlara. Çünkü yoksulluk onursuzluk değildir, toplumsal bir sorundur” diyor dernek yetkilileri. İş dünyasından sendikalara kadar her yerde toplantılar yapıyor, kampanyalar düzenliyorlar. ‘El açtırmayalım! El ele verelim’ diyorlar. Farkındalık yaratmaya ve toplumsal dayanışmayı örmeye çalışıyorlar. Ve yardımlar, kimi zaman sendikaların toplusözleşme maddelerine kimi zaman da meslek odalarının, apartmanların aidatlarına giriyor. Kente dair çalışmalarda ortak iş üretme kültürünü yeniden yeşertmeye çalışıyorlar. 45 kurum ve kuruluşun ortaklığı ile kurulan ‘Sarmaşık Gıda Bankası’ bunun en somut örneği.

İsminin Gıda Bankası olması yanıltmasın, bildiğimiz market aslında. Aileler gıda ihtiyaçlarını bu marketten karşılıyor. Alışveriş için geliyor, reyonlar arasında dolaşıyor, fiyatları kontrol ediyor ve gerekli olan ürünleri market arabasına koyarak kasaya doğru yöneliyorlar. Ürünlerin barkotları okutuluyor ve hesap gıda bankasındaki kredilerinden otomatik olarak ödeniyor. . Ülkenin herhangi bir yerinde herhangi bir market manzarası…

İlk zamanlar Gıda Bankasına gelen aileler ‘bilindik’ görüntüler oluşturuyorlar. Market arabaları tıka basa dolduruluyor, ihtiyaç ya da değil ne bulunursa alınıyor. ‘Bir dahası mümkün olmayabilir’. Zamanla ve derneğin yoğun çabalarıyla bunun bir lütuf değil HAK olduğunun ayırımına varıyor aileler. Öyle ki artan fiyatların dahi hesabını soruyorlar. Kimi zaman da ihtiyacının kalmadığını belirten aile yardım kartını iade etmeye geliyor.

Halen 3 bin 150 aileden oluşan yaklaşık 20 bin kişi Sarmaşık Gıda Bankası Programı’ndan temel gıda gereksinimlerinden her ay düzenli olarak yararlanıyor.

Sarmaşık Yoksullukla Mücadele Derneği’nin yürüttüğü çalışmalar Gıda Bankası ile sınırlı değil elbette. Gerek çocuklara gerekse kadınlara yönelik projeler üretmeye devam ediyorlar. Bir taraftan yeni çözüm olanakları yaratırken diğer taraftan sorunu görünür kılmaya çalışıyorlar. Kimi zaman bir fuarda anlatıyorlar dertlerini, kimi zaman da bir kitapta. Bazen de fotoğraflardan kocaman bir ev yapıp kapılarını ardına kadar açıyorlar. Ve sesleniyorlar oradan, MAZXHANA*dan:

“Borcu olan ödesin”

Sarmaşık Derneği, yoksulluğun kadere, çözümün sadakaya havale edildiği bir dönemde, salt Diyarbakır ya da Kürtler için değil, ezilenden yana mücadele veren herkes için güncel bir örnek. “Devrimden sonra ya da Kürt sorunu çözülürse, yoksulluk da diğer tüm sorunlar da çözülür” anlayışının da bir özeleştirisi aynı zamanda.

El ele verelim, el açtırmayalım…
*MAZXHANA: Sarmaşık Derneği’nin fotoğraflarla yoksulluğu teşhir etmek ve bilinç yaratmak amacıyla hazırladığı bir fotoğraf albümü. Kürtçe ‘Büyük Ev’demek.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.