Yeşil sermaye dolardan vazgeçmedi

Ekonomideki kötü gidişe karşı ‘döviz bozdurun’ sloganıyla başlayan seferberlik çağrısı, hükümete yakın ekonomi çevrelerinde bile yankı bulmadı. Ekonomist Mustafa Sönmez, daha çok muhafazakar kesimin yatırımda bulunduğu katılım bankalarında 10 milyar 70 milyon doların bulunduğunu açıkladı. Bugünkü krizin temelinde Türkiye’nin dış borç açığının yattığını belirten Sönmez, “Açık 421 milyar dolara yükseldi. Türkiye’yi niye bu hale getirdiniz? Mademki problem döviz, niye bu kadar döviz açığı verdiniz” dedi.

Kötü giden ekonomiye karşı hükümetin ‘dolar bozdurun’ çağrısının ardından kısa süreli bir düşüş yaşayan döviz yeniden yükselişe geçti. Ekonomistler bu çağrının ve dolarları bozdurmanın, düşüşle bir ilgilisin olmadığını belirtiyor. Buna karşın devletin zirvesinden çağrılar devam ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dolar bozdurmada yetersizliğe değinerek ‘Milletim daha da yüklenmeli’ açıklamasında bulundu. Ekonomistler ise, Türkiye’nin ekonomik gidişatında siyasi söylemlerin üzerinde duruyor, ekonomik tercihlerin yanlışlığına işaret ediyor.

Hükümetin son çağrılarını ve ekonomik gidişatı İnsanhaber’e değerlendiren ekonomist Mustafa Sönmez, dolar tercihindeki nedenin zaten vatandaşın kendisini enflasyondan korumak olduğunun altını çizdi.  12 milyon insanın asgari ücretli olduğunu vurgulayan Sönmez, ‘Böylesi bir tabloda yastık altında döviz olduğunu iddia etmek anlaşılır değil’ dedi. Sönmez, katılım bankalarında bulunan dolarların da henüz TL’ye geçiş yapmadığına işaret etti.

Ekonomideki olumsuz tablonun perde arkasını anlatan Sönmez, İnsanhaber’e şu değerlendirmede bulundu:

‘İNSANLARIN DOLAR TERCİHİ KENDİLERİNİ ENFLASYONDAN KORUMAK İÇİN’

İnsanların sanıldığı kadar yastık altında paraları var mı bilmiyorum ama böyle bir tercih kullanmışlarsa da kendilerini korumak için yapıyorlar. Türkiye’de hala yüzde 7-8 enflasyon var. Türk lirasında duran insanlar bu enflasyona karşı paralarını koruyamıyorlar. Bankalar bu parayı koruyacak kadar faiz vermiyorlar. O zaman da insanlar paralarını korumak için, hele ki muhafazakar kesim döviz alıyor. Bu anlaşılabilir bir savunma. Bu saikle hareket eden insanlara sürekli olarak ‘Dövizinizi bozdurun’ telkininde bulunmak çok karşılığı olan bir şey değil.

‘12 MİLYON İNSANIN ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞTIĞI ÜLKEDE, YASTIK ALTINDA DÖVİZ OLDUĞUNU İDDİA  ETMEK ANLAŞILIR DEĞİL’

İnsanların Türk Lirası’na güvenini tesis edin ki insanlar da Türk Lirası’na dönsünler. Böyle bir güven tesis edilmediğine göre insanlar böyle davranacaktır. İnsanlara bu çağrı ile gitmenin bir karşılığı yok çünkü Türkiye’de gelir dağılımı belli. Türkiye’de 12 milyon insan asgari ücret ile çalışıyor. 12 milyon insanın asgari ücretle geçindiği bir ülkede, yastığın altında döviz olduğunu iddia etmek çok anlaşılır bir şey değil.

‘EKONOMİK BİR ÇAĞRI VE ÖNLEM OLAMAZ’

Bu ekonomik bir çağrı, önlem olamaz. Karşılığını da bulamıyorlar. Yaptıkları ilk çağrıdan sonra döviz biraz indi ama o inişin psikolojik faktörlerle olmasından ya da vatandaşın döviz bozdurmasından ziyade muhtelif kamu kuruluşlarının döviz birikimlerinin TL’ye dönüştürülmesinden kaynaklandığını bizzat Başbakan söyledi.

‘KATILIM BANKALARINDAKİ DOLARLAR DURUYOR’

Katılım bankalarında 10 milyar 70 milyon dolar para bulunuyor. İki haftalık süreçte 10 milyon dolar bir azalma var sadece. Katılım bankalarına daha çok muhafazakar kesimin ilgi gösterdiğini de biliyoruz. Bu paralar burada duruyor. Demek ki paralarını orada tutuyorlar. Niye bozdursunlar? Dövizle alınmış borcu vardır, belki yurt dışında çocuğu vardır bunu karşılıyordur. Bunların hiçbiri olmasa da kendini bu şekilde güvende hissediyordur. Bunun ayıplanacak nesi var?

EKONOMİK SIKINTILARIN ARKA PLANINDA NE YATIYOR?

Hükümetin en büyük sorunu karşı karşıya kalan sorunla yüzleşmek istememesi. Bu ekonomik sıkıntıların arka planında Türkiye’nin imajının bozulmuş olması, Türkiye’de risklerin birikmiş olması, Türkiye’de hem iç politik hem de jeopolitik gerilimlerin Türkiye’yi dışarıdan olumsuz göstermiş olması  etkili oluyor. Türkiye’nin dışarıya ihtiyacı var. Dış sermaye bu gerilimlerden dolayı Türkiye’den uzak duruyor, dışarı çıkıyor. Dışarıya çıktığı için de dolar yükseliyor, ekonomi boşluğa düşüyor.

TÜRKİYE’NİN YAPMASI GEREKENLER…

Bizim dış paraya ihtiyacımız var. Dış parayı ülkede tutmak için ekonomik ve siyasi iklimi yaratmamız gerekiyor. Bununla hakkıyla yüzleşmemiz gerekiyor. Hukuk devleti olmaktan çıkmak, yargı bağımsızlığı, medya özgürlüğü, ifade özgürlüğü konularında kötü sınavlar vermek konusundaki eleştirilere kulak kabartmak gerekiyor. Mümkün olduğu kadar bu imajı, negatif algıyı değiştirecek politik algıyı kırmak gerekiyor. OHAL’in sona ermesi gerekiyor. KHK’larla ülkeyi yönetmekten vazgeçmek gerekiyor. Bunları kulak arkası ediyor hükümet ve onun yerine kolayına kaçıp ‘komplo teorisi’ üzerinden yorumlamalarda bulunuyor.

BU KRİZ ‘BAŞKANLIK!’ İLE Mİ SONA ERECEK?

Dolar yine 3.50’nin üzerine çıktı. Halka dönüp çağrıda mı bulunacaksınız yine? Kim kimi suçlayacak? İnsanlara ‘Neden döviz alıyorsun?’ diyemezsin. Bunu sen serbest bırakmışsın, bütün sokaklar döviz bürosu dolu. Türkiye’nin dış borç stoğu 421 milyar dolar. Türkiye’yi niye bu hale getirdiniz? Madem ki problem döviz, niye bu kadar döviz açığı verdiniz? Hem özel şirket borcu hem de devlet. Bunlarla baş etmenin akıllı yollarını bulmak gerekiyor. Vatandaşa dönüp de bizi başkan yapın bu işi çözelim mi diyecekler. Fiili güçle yapamadıklarını başkanlık gücü ile mi yapacaklar? Bunlar gerçekten komik şeyler. Türkiye kan kaybediyor. Her gün bir dizi insan işinden oluyor. Firmalar kara kara düşünüyorlar.

YENİ TEŞVİK PAKETİ

Yatırımı teşvik edecekseniz, imkan da varsa bugüne neden bıraktınız. İhracat yerine neden inşaatı teşvik ettiniz. Türkiye zamanında ihracatçı bir ülke haline getirilebilseydi bugün bu problemler olmaz, Türkiye dışarıya bu kadar döviz bağımlısı olmazdı. İhracatçıya, KOBİ’lere destek diyorsunuz ama geçmiş ola. Bu saatte bir işe yarar mı? 250 milyar lira ile kaç derde derman olacaksınız. Böyle de bakmak lazım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.