Zor günlerden geçiyoruz. Bir süredir yaşanan yalancı bahar sona erdi. Hava döndü, kış başlıyor artık. Winter is coming…

Büyük Türkiye şiarıyla gelip ülkeyi mevduat hesabı gibi kullanan öte yandan parsel parsel sattıklarıyla göz boyayan AKP, gerçek yüzüyle karşımızda artık. Takiye falan bitti, her şey açık net. Patron diyor ki “Ya bana istediğim oyu ve memleketi verirsiniz –ki bunun için size referandum sonuna kadar geçerli rüşvetleri de veriyorum- ya da size yaşamı dar ederim.”

İşte Ankara Üniversitesi’nde cübbelerin üzerine basan postallar bunu anlatıyor ve daha birçok şeyi.

Kürtleri anlatıyor mesela...

AKP’nin petrol hayalleri suya düşünce, tanımadığı çözüm sürecini ve ardından tutsak ettiği HDP milletvekillerini.

Çocukları anlatıyor mesela…

İhraç edilen öğretmenleri nedeniyle eğitimleri sekteye uğrayan öğrencileri; kaldıkları Ensar, Aladağ ve bilcümle yurtlarda tecavüz edilen, ölüme terk edilen; tecavüzcüsüne peşkeş çekilen ve 6 yaşında göz konulan çocuklarımızı.

Sanatçıları anlatıyor mesela…

Tiyatrolardan ihraç edilen, dizilerden atılan oyuncuları; nefret söylemleriyle hedef gösterilen karikatürcüleri, şairleri, heykeltıraşları, müzisyenleri, sinemacıları... Cezaevindeki Grup Yorum’u mesela.

Kadınları anlatıyor mesela…

Şort giydiği, kahkaha attığı için saldırıya uğrayan; baba, koca, kardeş ya da sevgili şiddetine maruz kalan dahası öldürülen kadınları.

Soma’yı anlatıyor mesela…

Bilimin yerine rantı koyarak göz göre göre 301 kişiye mezar edilen madenleri anlatıyor. Dahası Torunları, Şirvan’ı, Esenyurt’u, harçlık için çalıştığı inşaatta ölen tıp öğrencisi Remzi Ersu’yu ve her gün iş cinayetlerinde hayatını kaybeden binlerce işçiyi.

Gazetecileri anlatıyor mesela…

Ahmet Şık’ı, Musa Kart’ı, Mahir Kanaat’i özetle tutuklu 150 gazeteciyi anlatıyor. Ülkeyi terk etmek zorunda kalan Can Dündar’ı, işinden atılan İrfan Değirmenci’yi ve aynı kaderi paylaşan ya da paylaşmayı bekleyen yüzlerce gazeteciyi.

Geleceğimizi anlatıyor en önemlisi…

Bilimin ayaklar altına alındığı bir ülkede nasıl bir karanlığa uyanacağımızı, savaşı, ölümü, yok olan doğayı, yok olan insanlığı... Velhasıl öyle çok şey anlatıyor ki tek bir kare. Kimbilir, gelecekte yaşadığımız günlerin belgesi olarak kitaplara girecek belki.

Ama şimdi, hayatımız evet-hayır ikilemine kilitlenmişken bu fotoğrafa iyi bakmak ve güç almak gerek. Çünkü o gün bilim insanları, aydınlık bir gelecek için cübbelerini siper ederek, faşizme ‘HAYIR GİREMEZSİN’ dedi. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.