16 Nisan’da yapılacak referandumda “Hayır” çıkmazsa siyaset ve idare şeklimiz tamamen değişecek.  Ortak aklın, birlikte karar verme kültürünün çok önemli olduğu bir devirde tek bir kişinin düşünce sistemiyle yönetilmeye başlayacağız. Bugüne kadar bakanlıklarda dahi tek adam kültürünün neye mal olduğunu görmemize rağmen siyasilerin küçük çıkar ve kişisel hırsları toplumun yarısını görmezden gelmelerine yetiyor. Parlamentonun şu anki durumunda bile herhangi bir karar yeteri kadar tartışılıp, kamuoyunun fikirleri alınmadan oldu bittiye getiriliyor. Son zamanlarda siyasilerin “Sivil toplum örgütleri daha güçlü olacak,” falan dediklerine bakmayın; bırakın örgütleri, görüş açıklayan herhangi bir vatandaşa bile devletin verdiği güçle savaş açıyorlar.

Örneğin geçenlerde ne hikmetse (!) özeleştiri yapan Cumhurbaşkanı’nın söylediği gibi eğitim sistemindeki içler acısı halimizi neye borçluyuz sizce?

Tabii ki tek adam kültürüne.

Son 20 yılda 10 Milli Eğitim Bakanı atandı, altısı Ak Parti döneminde.  Birlikte bir pusula oluşturamadığımız için de gelen her bakan kendi stratejisini ortaya koydu. Çocukları 5 yaşında okula alıp, iki yıl sonra vaz geçtiler örneğin veya her bakan kendi müfredatını oluşturdu ve böylece kayıp bir kuşak ortaya çıktı. Gelişmiş ülkelerde bakanın görevi yürütmeyle sınırlıyken bizde merkezi otoritenin mutlak egemenliği söz konusu. Örneğin Amerika’da eğitimle ilgili kararlar yerelde alınıyor ve bu sürece öğretmen, öğrenci ve veli de katılıyor.  Çünkü günümüzde bırakın tek bir kişiyi, belirli bir görüşten grubun bile bilgi ve birikimi her konuda karar almaya yetmiyor. Bu nedenle gelişmiş ülkeler birçok konuda şura geleneğine geri dönüyor ve alınan kararlarda devamlılık esas olarak kabul ediliyor.

Bizdeyse bir ülkenin OHAL’den milletvekili adaylarının seçimine, yargı üyelerinin atanmasından rektör atamalarına neredeyse vatandaşı etkileyecek her konuda tek bir kişinin sözünün geçerli olacağı bir sistem getirilmeye çalışılıyor. İlk bahane de hazır: İstikrar!

İstikrar tanımlarımızın çok farklı olduğu muhakkak ancak önerilen sistemin bu kelimenin hiçbir anlamına hizmet etmediği de ortada. Etse etse, reisçilik kültürüne hizmet ediyor olabilir.

Ve biz bu kültürden çok çektik. Yaklaşık 15 yıldır terörden ekonomiye, eğitim sisteminden insan haklarına aynı sorunların etrafında dönüp duruyoruz. Aklına estiği gibi davranabilen, karar alabilen yöneticiler tek bir laflarıyla parkta el ele oturan sevgililerin hayatına dahi müdahale edebiliyorlar.

Partili cumhurbaşkanlığı sistemi işte bu demokrasi savunucularının sürekli engellemeye çalıştığı kötü niyetli durumun yasal hale gelmesini sağlayacak. Cumhurbaşkanı seçilecek kişi dünyanın en zeki, en yetenekli, en demokrat insanı olsa bile Türkiye tek bir kişinin vizyonuna hapsolmuş olacak.

Peki bir de son dönemde olduğu gibi önümüze gelen her terör örgütünün kandırdığı bir iktidar tarafından yönetildiğimizi düşünün...

Sizce birbirini sürekli denetleyen bir sistemi mi kandırmak daha kolaydır yoksa bir insanı mı?

Yargıdan üniversitelere, bakanlıklardan orduya bir kişinin atadığı isimler yine aynı kişinin aldığı kararları yerine getirmeye çalışacak. Sorgulama imkanları olmayacak, çünkü aynı kişi yine görevlerine son verebilecek. Eskiden, yaverlerini kendileri seçerlerken bile neler olduğunu gördük; şimdi bakanlardan cumhurbaşkanı yardımcılarına kadar kendi kafalarına göre atama yapabilecekler. Yani yeni sistemde, örneğin Erdoğan yine bir terör örgütüne kanarsa, Türkiye yine kendini tankların karşısında bulacak! Üstelik bu kez karşılarında üst düzey asker veya yargı mensupları değil belki bakanlar, cumhurbaşkanı yardımcıları olacak. Ve Cumhurbaşkanı pratikte bunların hiçbirinden sorumlu olmayacak!

Bazen böyle anlatınca, özellikle televizyondaki tartışma programlarında Ak Partililer  “Olur mu canım öyle şey!” diyorlar. Olur! 7 Haziran’da milyonlarca oy hiçe sayılarak seçimlerden ikinci çıkan partiye hükümet kurma görevi verilmedi bu ülkede. Kaosla geçen ayların ardından yeniden seçime zorlandı bu millet. Sorunca da anayasal hak denilip sıyrıldı sorumlular. İşte Anayasa bu yüzden önemli, bu yüzden olabildiğince açık ve net olmalı. İstismara ihtimal vermemeli. Bu metinse uzlaşmayla ortaya çıkmamış, üzerinde düşünülmemiş birçok teknik hatası olan bir metin. Ve Türkiye’yi bu çürük zemin üzerine oturtmaya çalışıyorlar. Aman ha!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.