Her şeye rağmen… Perde açılsın… Oyun başlasın…

Son yazıyı bu cümleler ile noktaladım. Tiyatro ile ilgili korkutucu bir yazı geride bıraktık ve artık oyunlardan bahsetme zamanı. En azından ben öyle düşünüyordum. Ancak Devlet Tiyatroları’nın aylardır merakla beklediğimiz programı tam bir hayal kırıklığı ile başladı.

1 Ekim demek tiyatroda yeni sezonun başlangıcı demektir. Şehrin dört bir yanına serpilmiş üniversiteler yeni dönemlerine başlamıştır. Öğrenciler ufacık bir boşluk bile bulunmayan otobüslerle alelacele Tunalı’nın yolunu tutar ve gideceği oyun öncesi bir kafede vakit geçirmeye başlar. Yavaş yavaş soğumaya başlayan gri binalardan saat yediyi biraz geçe çıkan beyaz yakalılar koştura koştura oyunlara yetişmeye çalışır. Belki de birbirlerine ilk günkü gibi aşık çiftler, büyük bir ritüeli gerçekleştirmek adına 1 Ekim’de perdeyi beraber açmaya çalışır. Hikaye bazen İstanbul’un trafiğinde yaşanır, bazen de İzmir’de bir çiftin hayatında. Bu yıllardır böyledir. En azından böyleydi. Ta ki bu seneye kadar. Devlet Tiyatroları bu sene izleyicisini şaşırtarak tuhaf bir sezon açılışına imza attı. Her yıl onlarca oyunla, tüm sahnelerinde, büyük bir alkış ile sezonu açan kurum bu sene her şehre sadece birkaç oyunu layık görmüş. Bu kötü kararın içindeki tek olumlu yan ise, seçkiye İstanbul’da “Hamlet Makinesi” ile Ankara’da “Bernarda Alba’nın Evi”’nin katılması diyebilirim. Bu kararın nedeni ise anlaşıldığı kadarı ile Kurban Bayramı’nın hemen sezon açılışına denk gelmesi.

Yönetimin bayram tatilinde oyun oynatmamak istemesini anlayabilirim.  Bu bürokratik bir karardır ve anlaşılabilir.  Ancak buradaki asıl sorun, izleyicinin önemsenmemesi. Yeni oyunlarını iki üç günlüğüne de olsa oynatmamayı tercih etti yönetim. İzleyicisine saygısızlık yaptı. Oyuncuların devlet memuru olduğunu, bu işin devletin tekelinde olduğunu bir kez daha yüzümüze vurdu. Biz dört beş aydır hangi oyunlar gelecek diye beklerken, “boşuna bizden bir şey beklemeyin” dedi. Anlaşılan uzun zamandır bahsettiğim devlet kontrolünde oyun mantığının iflas ettiğine bir kez daha tanık olduk.

Daha da vahim olanı şu, ne olup bittiğinden ne bir oyuncunun, ne de gişe görevlilerinin haberi var.  Kime sorsam, kimle konuşsam, “bilmiyorum” diyor. Aylık programdan kimsenin haberi yok. Bilet satışını yapan organizatör firma değişti herkesin son saniyede haberi oldu. Kısacası karmakarışık bir sezon açılışı yaşıyoruz.

 Toplum olarak şerin içindeki ehveni aramaya çok alıştık. Ben de en azından eldeki kısır program üstünden bir iki oyunu kısaca yorumlayayım. Ankara sezona üç oyunla merhaba diyecek. “Euridice’in Elleri”, “Mevlana-Aşk ve Barış Çığlığı” ve “Bernarda Alba’nın Evi”… Bu oyunlar arasında, eğer geçen sezon izlemediyseniz Bernarda Alba’nın Evi’ni izlemenizi öneririm. Lorca’nın muhteşem eseri Ayşe Emel Mesci’nin doğru tercihleri ile buluşuyor ve ortaya bir başyapıt çıkıyor. İrfan Şahinbaş sahnesindeki oyun, geçen sezonun en önemli yapıtlarından biriydi. Diğer iki oyunun ise 18:30’da başladığını hatırlatmadan geçmemeli. İstanbul ise sezonu tek oyun ile karşılıyor. Hamlet Makinesi; izleyemediğim ve merak ettiğim bir yapım. Yine bir Ayşe Emel Mesci oyunu ve kalabalık kadrosu ile dikkati çekiyor. Oyunda “Ben Feuerbach”daki muhteşem performansı ile dakikalarca ayakta alkışladığımız Hakan Meriçliler başrolde. Oyun Üsküdar Tekel Sahnesi’nde sergilenecek. Bursa ise bir prömiyer ile sezona merhaba diyecek. Molière’in Hastalık Hastası Malcolm Keith Kay rejisi ile sahnelenecek. Oyunun başrolünde Halil Balkanlar var. Balkanlar herkesin mutlaka sahnede en az bir kez izlemesi gereken oyunculardan biri. Bursa DT’nin son dönemdeki başarılı yönetimi bu oyun konusunda izleyiciyi ümitlendirecek boyutta. Konya DT de bir prömiyer yaparak başlıyor bu yıla. Yazarlığını Turgut Özakman’ın yaptığı Töre, Murat Atak rejisi ile sahneye konuyor. Ortalamanın üstünde bir oyun olma ihtimali yüksek ama çok da fazla beklentiye girmemek lazım. Sivas ise maratonu Kubilay Karslıoğlu’nun yönettiği Molière’in elinden çıkan Gülünç Kibarlar ile başlatıyor. İzmir, Diyarbakır, Antalya, Trabzon, Van, Gaziantep, Malatya, Elazığ, Samsun, Çorum, Zonguldak, Kahramanmaraş, Denizli ve Ordu sezon açılışını boş geçiyor.

 Ayın 1’ine doğru son anda bir değişiklik olur mu bilmem ama görünen tablo şimdilik böyle. Yeni sezon ise tam olarak bayram sonrasında başlayacak gibi görünüyor. Elbette çok iyi olması beklenen oyunlar ve duyurulan bazı oyunlar var. İlerleyen haftalara dair gelen haberler umut var gibi gözüküyor. Ama bugünü, karanlık dışında bir sıfatla adlandıramıyorum. Önümüzdeki yazıda ise sezonun yeni oyunlarına ve duyumlarına dair bilgileri paylaşmaya çalışacağım. 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.