İnsanlık, binlerce yıl içinde ortak yaşama dair bir takım kurallar geliştirmiştir. Bunun adını da Anayasa olarak koymuşlar. İster günlük yaşamımızı, isterse geleceğe ilişkin plan ve programlarımızı tasarlamamızı sağlayan ve güvencelerimizi bir araya getirdiğimiz yasalar bütünlüğüne bu adı vermişiz.

Bunun nedeni de: günün birinde, birileri aklına estiği için komşusunun evine paldır küldür dalıp, gözüne kestirdiği eşyalarını, paraları, evin kadınını veya kızlarını alıp gitmesinin veya evlerini başına yıkmasının önüne geçecek cezai yaptırımları karara bağlamışlardı.

Böylece, ülke olarak herkes, nelerin yapılacağı veya nelerin yapılamayacağı, eğer yapılamayacak olan her hangi bir hareketin yapılması durumunda, ne türden ceza ile cezalandırılacağını açık bir biçimde bilgilendirilmesi sağlanmış olur.

Ne var ki, ülkemizde sıradan vatandaşlara çok katı biçimde uygulanan bu anayasa ve yasalar, çoğu zaman para ve güç sahiplerine uygulanmaya geldiğinde; epeyce eğip, bükülerek yorumlandığına binlerce kez şahit olmuşuzdur.

Ancak bu günlerde ülkemizde, işler çığırından çıkmış ve bildiğimiz tüm kurallar bir bir yıkılmaya, anayasamızın ve yasalarımızın hükümsüz kaldığına tanıklık etmekteyiz.

 Asıl dert, hiçbir kurala bağlı olmayan, hiçbir yasanın bağlayıcılığını takmayan, yaptıklarından hiçbir biçimde sorumlu olmayan, milletin ve devletin örf, adet ve geleneklerini hiçe sayan, çoğu zaman kendisinin yarattığı sorunların muhatabı bile olmayan, devletin ve milletin parasını hiçbir kurala bağlı olmadan saygısızca ve hesapsızca harcayıp, bu konuda hiç kimseye hesap vermeyen, millet hastanelerde hastalığına derman aramak için bin bir çile çekerken, milyarlarca lira harcayıp, kaçak yaptırdığı ultra lüks sarayının altına, sadece kendisi için son derece modern ve pahalı hastanesinin harcamalarını soran milletvekillerine, soru bile sordurmayan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Kanun Hükmünde Kararnamelerin kullanım alanlarını ve nasıl uygulanacağının içini boşaltan, bir gecede üniversitelerin rektörlerinin seçimle belirlenmesini hiçe sayıp, kendi keyfince atayan, devletin harcamalarını yasalara uygunluğunu denetleyen Sayıştay’ı, iktidarın yolsuzlukları ortaya çıkmasın diye işlevsiz bırakan, savcı ve yargıçların yasalar çerçevesince karar vermesinin yerine, kimin suçlu, kimin suçsuz olduğuna sadece tek kişinin karar verdiği bir duruma gelmişsek; ortada yasalar yerine, tek bir kişinin keyfi yönetimi vardır.

Artık, var olan Anayasa’nın bile kadük olduğu bu ortamda tek bir kural hakim: Kuralsızlık. Devletin en tepesine yerleşmiş AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın o gün, hatta o anlık istemleri doğrultusunda koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, istim üstünde, pür telaş ağzından çıkacakları bekliyor.

Bazen kötü dediğine, o gün iyi. Bazen de az önce sövdüğüne, az sonra övgüler düzebilen bir AKP’li Cumhurbaşkanımız var. Bu ülkede Allah’ın dediğinden sonra onun dediği olur. Gün gelir belki de “milli iradeleri” Allah’ın dediğinden önce O’nun dediği gelir derse; ben şaşırmayacağım da, ülke olarak da şaşırmayalım derim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.