Amerika’da Donald Trump’ın seçimleri kazanması herkesi şaşkınlığa uğrattı. Çünkü bugüne dek oğul Bush hariç ABD’nin tüm başkanları -dünyayı cehenneme çevirseler de- centilmen, prezantabl, görgülü ve karizmatik erkeklerdi. Şimdi bu görgüsüz ve zengin adam da nereden çıkmıştı? Nasıl olmuş da bu Ali Ağaoğlu kılıklı adam koskoca ABD’nin başına geçebilmişti?

Aslında bu sonucun çok da sürpriz olduğunu düşünmeyenlerdenim. Zira dünyanın bir çok yerinde sağ rüzgarlar esiyor bir vakittir ve ABD’de de durum pek farklı değil. Bu değirmene su taşıyansa en temelde yoksulluk ve terör. Ve ne ilginçtir ki, yoksulluk ve terörün kaynağı olanlar bu işin aynı zamanda kazanan tarafı.

İşte, dünyayı saran bu terör korkusu, dolayısıyla güvenlik meselesi Trump’ın en önemli silahı oldu aslında. Hatırlayalım, meydanlarda en çok Meksika sınırına duvar örmekten ve mültecilerin ülkedeki ‘ürkütücü’ varlığından söz etti. Özellikle mültecilerin ülkeye girişini engellemek en önemli vaadiydi. En büyük alkışı ve tabi oyu da buradan aldı kanaatimce. Zaten iktidara geldiğinde de ilk icraatları bunlar oldu. Ayrıca Obama’nın herkese sağlık politikasının ‘mağdur’u orta sınıflar ve işsiz kalan mavi yakalı beyaz erkekler de ona oy verenler arasındaydı.

Gerçi seçim sürecinde bu kesimlerin sesi çok duyulmadı ama Trump karşıtları en yüksek perdeden gösterdiler tepkilerini. Özellikle ülkenin bilinen tanınan birçok ismi kimi zaman ti’ye aldı onu kimi zamansa sert tepki gösterdi. Gerçi kazanacağına kimse ihtimal vermiyordu ama yine de TV Showlarının, karikatürlerin, tweetlerin merkezinde hep o vardı. Anlayacağınız politik gündem, magazini kıskandıracak kadar renkli günler yaşadı.

Ama beklenilen olmadı. İhtimal verilmeyen Donald Trump ABD’nin yeni başkanıydı artık.

İlk anın şaşkınlığı yerini protestolara bıraktı. Daha ilk gece Leydi Gaga sokağa indi.  Trump Towers’ın önünde, üzerinde “Love trumps hate” (Sevgi nefreti yener) yazan bir döviz açtı. Birçok ünlü isim, Twitter fenomeni başkanlarına tepkilerini ifade eden tweetler attı, açıklamalar yaptı. Ama asıl tepki ilk şaşkınlığın ardından hareketlenen Amerikan sokaklarındaydı. Öyle ki, tüm dünyada canlı yayınlanan yemin töreni sırasında ekranlar ikiye bölündü. Bir yanda Trump öte yanda kadınlı erkekli protestocuların bulunduğu Washington sokakları.

Protestoların en serti ise kadınlardan geldi. ABD Kongresi önünde yapılan Kadınların Yürüyüşü’ne on binlerce kadın katıldı. “Trump, kadınları kendinden aşağıda ve emrinde gördüğü bir dünyada yaşıyor.  Kadınların bedenlerinin kontrolünü almak istiyor. Seçme hakkını ellerinden almak ve aile planlaması bütçesini iptal etmek istiyor. Bunların hiç birini kabul etmiyoruz” diyen kadınların arasında Scarlett Johansson, Madonna, Cher, America Ferrera, Katy Perry, Jessica Chastain ve daha birçok ünlü de vardı.

Protestolardan bize kadar ulaşan en güçlü ses ise Madonna’ya aitti. Madonna, “Galiba fazla rahat davrandık; adaletin ve iyiliğin kazanacağını düşünmek gibi bir hata yaptık. Evet, iyilik bu seçimde belki kazanamadı ama iyilik sonunda galip gelecek. Bugün, hikayemizin başladığı gündür ve sona daha ulaşmadık” diye seslendi kadınlara. "Bu karanlık dönem boyunca birlikte yürüyelim ve her adımda korkmadığımızı bilelim. Yalnız değiliz, geri adım atmayacağız; birliğimizde güç var ve hiçbir karşıt gücün, gerçek bir dayanışma karşısında şansı yoktur." dedi. Konuşmasının devamında ise, Trump'ı kast ederek "fuck you" (s.ktir) dedi. Olay canlı yayında gerçekleşti ve Madonna’nın sesi okyanusları aşarak tüm dünyaya yayıldı.

Popun kraliçesi Madonna sahnelerde olduğu gibi sokaklarda da fark yaratmıştı.

Şimdi gelelim ülkemize. Evet, buraya kadar yaşanan olayların tamamı Amerika’da geçti ama yabancı mı bunlar bize? Tabi ki hayır. Benzer süreçleri yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz. Amerikalılara da anlatmak gerek aslında, bu daha başlangıç… Zira nicedir biz o yollardan geçiyoruz. Tweetler atıyor, protesto gösterileri yapıyoruz. Yeni biçimler geliştiriyoruz çoğu zaman.  Bildik tanıdık birçok sanatçı destek veriyor bunlara, tepkilerini çekinmeden ortaya koyuyorlar. Hedef de gösteriliyorlar, işlerinden de oluyorlar. Hatta cezaevine girenler bile var. Birçoğu halen ve her şeye rağmen sözünü, sesini esirgemiyor. Ama henüz aralarında bir Madonna yok.

Oysa bizim de severek dinlediğimiz bir pop kraliçemiz ve kralımız var. Hatta onların prens ve prensesleri… Henüz sözlerini de söylemediler üstelik. Acaba diyorum, adım adım diktatörlüğe giderken "Bu karanlık dönem boyunca birlikte yürüyelim, gerçek bir dayanışma karşısında hiçbir gücün şansı yoktur"  diyebilecek bir Madonna çıkar mı aralarında? “Biraz pop biraz ahde vefa” adına…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cihan 2017-01-30 14:06:55

güzel yazı kaleminize sağlık

Avatar
Pelin 2017-01-30 22:08:58

Ne saçma bi yorum