27 Kasım’da, Amerika’nın New York eyaletinde başlayacak olan Rıza Zarrab ve Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın büyük jüri önünde yargılanması, Türkiye’yi çok yakından ilgilendiriyor. Davanın tutuklu bulunan (şimdilik, çünkü eski ekonomi bakanı Zafer Çağlayan hakkında rüşvet almaktan tutuklama kararı bulunuyor) iki kişisinden biri, dava başlamadan Amerika Birleşik Devletleri ile anlaşma yoluna girebilir. Belki de her ikisi de bu anlaşmadan yararlanmak için işbirliğine gitmiş de olabilirler. AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son günlerdeki “Eyy Amerika” üslubuna sarılması; bu tezimizi doğruluyor. Erdoğan, her zaman yaptığı gibi, daha sonra olacak olanların önüne geçmek için yani ön almak için Zarrab’a şantajla itirafçılık yaptırıyorlar demesinin altında bu yatıyor.

Erdoğan da biliyor ki bu davanın sonunda; Amerika’nın İran’a koyduğu ambargonun delinmesinde, Türkiye Devleti’nin bilinçli dahli ve bu yapılan işlerden zamanın hükümet üyelerinin ciddi miktarlarda komisyonlar alındığının belgeleri ortaya konabilir. 

Daha şimdiden bu davanın sonuçları, Recep Tayyip Erdoğan ve ailesine kadar uzanacak tezleri Amerika’da pek çok etkili çevreler tarafından yazılıp, çizilmeye başlandı.

Yönetimi rüşvetçi, başına buyruk, otoriter, basın özgürlüğüne inanmayan, kendi ülkesinde kendine darbe yapılmasına izin verip, ardından ülkeyi zindana çeviren, terörist örgütlere silah temin edici, savaş kışkırtıcısı ve en nihayetinde Kuzey Kore ve İran gibi ülkelerle birlikte adı anılan terörist devlet yaftası, başta AKP ve onun Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptıkları yüzünden ülkemizin üzerine yapışabilir. Malumun ilanına çok az kaldı.

Ülkemizde AKP iktidarının baskılarıyla takipsizlik verilen bu olağanüstü büyüklükteki rüşvet davasını, Amerika “kendi emelleri” için kullanacak. Geldiği Ocak ayından beri, koltuğuna sağlam olarak yerleşemeyen Trump, kendisini başkanlıktan azledecek süreci durdurabilmek için, her şeyi denemeye hazır:

-Suudi Arabistan ve Katar’a kestikleri yüklü miktarlardaki zoraki silah alımları,

- Türk Hava Yolları’nın hiç ihtiyacı olmayan 11 milyar dolarlık uçak alımı,

- ABD’nin şimdilik ön haberleri gelen ve isimleri açıklanmayan ( bizler bu bankaların hangileri olduğunu tahmin edebiliriz) altı Türk bankasına 30 milyar Dolar’a ulaşan cezalar kesmesinin arkasında: Trump’ın ülkesinin menfaatlerini koruyan başkan imajını yerleştirmek olduğunu görebiliyoruz.

Trump, bu yaptıkları ile kendisini göndermek isteyen çevrelerin gözüne giremeyeceğinin farkında. Onları memnun edecek “daha büyük işleri” halletmezse; 2018’in Mart ayını göremeyeceğini biliyor. Kuzey Kore ve İran’a şimdilik Rusya ve Çin korumasından dolayı elleşemiyor. Geriye kala kala bizim ülkemiz kalıyor. Zaten uzun zamandır AKP yönetimi sayesinde, sağa sola sataşan ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan bir ülke konumuna gelmiştik. Şimdi işi bir tık ötesine taşımanın zamanı diye düşünülüp, Türkiye’ye vize vermeyi süresiz olarak durdurdular.

Geçtiğimiz Salı günü de Adalet Bakanlığı’nın bir heyetine, Amerika’ya giriş vizesi verilmedi. Bu öylesine sıradan bir uygulama deyip de geçemeyiz. Amerika, yine el yükseltti. Bu iş böyle böyle, hep bir adım daha atarak, Şah’ı köşeye sıkıştırıp, mat edecek hamleye kadar devam ettirecekler. Hele şu Suriyede’ki işleri bir bitsin, gözü Afrin’de olan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a önce Afrin’e girmesi için ses çıkarmayacaklar. Ardından da, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin karşısına, Rusya  destekli YPG çıktığında; Türkiye Cumhuriyeti,  tarihinde ilk defa Rusya ile savaşa girişmiş olacak. Ve daha da vahimi, Ortadoğu’daki Kürtlere karşı da savaş başlatmış olacağız. Bir zaman sonra da işler çığırından çıkacak ve ülke içindeki Kürtler de bu savaşın içine çekilecektir.

Böylesi bir senaryoyu nasıl yazabiliyorum? Çok basit, aşağı yukarı aynı senaryo Saddam için de yazılmıştı. Önce İran’la savaştırıldı. Ardından Kuveyt’e saldırmasına ses çıkarılmadı. Sonra Irak’a başta ABD olmak üzere geniş bir koalisyon desteğiyle saldırıp, iç savaş çıkarıldı. Saddam’ın sonunu hepimiz biliyoruz da, ülkenin yani Irak’ın sonunu da görüyoruz. Bütün sorun: bu sona razı mıyız, değil miyiz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yaşar Inan 2017-10-28 16:13:31

plan buysa bizde girmeyiz afrine onlar avucunu yalar. değil afrin biz egeden içeri sinek uçurtmayız afrin bahane