banner179

Birkaç haftadır Amerika gündemi ile yatıp Amerika gündemi ile kalkıyoruz. Hani her daim böyle idi ama bu kez ‘’Big Boss’’ un gündemi bir hayli sıradan insanın gündemi oldu. Üstelik silah, savaş gibi doğrudan bir bölgesel harabiyetin yanında yemeğimize siyanür katılması gibi sinsi bir öldürme biçimiyle. Neden mi? Olan bitene kısaca sağlık/tıp penceresinden bakmaya çalışalım.

Trump’ın yasakları günlük deyişle gerçekten bizi kanser eder mi? Ya da ederse nasıl eder? Bu bir şaka değil. Sabrederseniz bu tezimi kanıtlarıyla sunacağım.

Trump’ın yedi ülke için ABD’ye giriş kısıtlaması dünya gündeminde haklı olarak islamofobi tadında tartışıldı durdu. Ülkemizin güncel siyasi konsepti nedeniyle, olayın din dışı detay ve insanlığa zarar boyutları bizde pek gündeme gelmedi.

Oysa Amerika’da, en prestijli ve dünyaca bilimsel olarak takip edilen altı tıbbi kanser organizasyonu, uyarılarını /tepkilerini ortak deklarasyonla açıkladı. İçlerinde Amerikan Kanser Enstitüsü, Amerikan Hematoloji Topluluğu, Amerikan Pediatrik Hematoloji Onkoloji topluluğu, Amerikan Radyasyon Onkoloji Topluluğu gibi resmi sayılabilecek ve dünyada tıbben kılavuz edinilen gruplar vardı. Net bir şekilde: Trump travel ban could ‘’retard scientific progress and adversely affect public health’’( Trump seyahat yasağı, bilimsel ilerlemeyi yavaşlatabilir ve halk sağlığını olumsuz etkileyebilir) başlığı altında ortak bir açıklama yayınladılar* . Hemen belirtmek gerekir ki ülkemizde olduğu gibi ‘’başkan’’a ‘’Hayır‘’ dedikleri için henüz derdest edilip tutuklanmadılar. Ve bu dernekler, islami ya da başka bir terör örgütü ya da Meksikalı dış güçlerle ilişkilendirilip  kapatılmadı. Dünyanın kapitalist kalesinde korku dağları aşmadı. İnsanlar ve bilim çevresi de susmadı.

Açıklamada dernekler, Donald Trump’ın müslüman ağırlıklı bu ülke vatandaşlarına karşı geçici yasağının bilimsel araştırmaları, halk sağlığını ve bilimsel ilerlemeyi negatif etkileyeceğini ifade ettiler. ‘’Derin kaygı’’larını ifade ettikleri açıklamada, dünyadan Amerika’ya insanların girişinin tıp uygulamasında, kanser ve biyomedikal araştırmaların yola konulmasında eşsiz bir uzmanlık kazandırdığını belirttiler. Sonuçta idarecilerini , ‘’dünyanın en iyi bilimsel ve klinik becerisi’’ne uluslararası katılım konusunda var olan ulusal cazibelerini zedelememeye çağırdılar.

Bu arada tedavisi aksayan ve mağdur olan, hatta ölen kanserli ve diğer hastalar mevcut. Bir yaşında Sudanlı, ölümle yüz yüze kanserli çocuk ve benzerlerinin öyküleri, insan hakları ihlali  ve dolaylı öldürme metodunun teşhiri ve tepkiler, dünyaca izlenen prestijli Amerikan tıbbi sitelerinde yer alıyor.

Bilimsel camianın dürüst teyakkuzu ilginç verileri de gün yüzüne çıkarttı. Medscape Medical News’ta da yer verilen;  Harvard, Massachusset gibi üniversitelerin aktif olduğu bir bilimsel araştırmada 1.215.490 hastaneye hasta başvurusu ve bu hastaları tedavi eden 44227 genel dahiliyeci incelemeye alındı. Amaç, Amerika’da tıp eğitimi almış doktorlarla, Amerika dışında tıp eğitimi almış doktorların elindeki hastaların akıbetini karşılaştırmaktı. Sürpriz sonuç, BMJ (British Medical Journal)’de 02 Şubat 2017 de yayınlandı. Amerika dışı ülkelerden gelen (yabancı) doktorların elinde hastaların ölüm oranı, Amerika’da tıp eğitimi alan doktorların hastalarına göre daha düşüktü. Kısaca yabancı doktorlara düşen hastalar tıbbi bakım yönünden daha şanslıydılar.  Olaya nereden baksak diye düşündüm... Vize yasağı yönünden mi? Amerika dışından gelen doktorların kendi ülkelerinde kendi vatandaşlarına, örneğin kanser hastalarına niye fayda veremediği yönünden mi? Ya da kudurmuş politik ya da ekonomik ihtiras ve suiistimaller nedenli yitirilen/yitirdiğimiz beyinler açısından mı? ABD’de tutunmak için köle gibi çalışmak zorunda kalan ‘’yabancı’’ doktorlar açısından mı? Bu da başka bir yazı konusu…

Kısacası katletmek çoğu zaman direkt olmaz. Bir kanser uzmanı olarak şunu bilimsel dayanaklarıyla iddia edebilirim ki; bazı durumlar sizi dolaylı olarak kanser edebilir ya da öldürebilir. Örneğin kanser konusunda şifa sağlayacak, ömür uzatacak bilimsel gelişmelerin var olmaz koşulu olan ulus/ırk/din ötesi bilimsel özgürlüğü, iktidar gücüyle (siyaseten) engelleyerek ya da iyi uzmanlarla hastanın buluşmasını engelleyerek ya da üniversitelerden bilim insanlarını siyaseten boşaltarak ya da insanları ekonomik olarak yoksullaştırarak ya da gıda sektörünü sağlığa değil para kazanmaya endeksleyerek ya da dünyayı huzursuz ve mutsuz olunan bir yere dönüştürerek, insanları dolaylı olarak kanser edebilirsiniz ve sinsice öldürebilirsiniz.

Ama sanırım bu da sigara içmek gibi bir şey: Önce sizin, sizi kanser edenlere/şeylere HAYIR demeniz gerekiyor. Bir an intihar etmekten vazgeçecek olursanız size ‘’ATLA! ‘’değil ‘’ÖLDÜRME KENDİNİ!’’ diyecek Amerikan bilim insanları, ülkemizin çileli akademisyenleri gibi ahlaklı insanlar var. Yeter ki ‘’HAYIR’’ diyebilin…

 *The Cancer Letter. February  3, 2017.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.