AKP ve onun Genel Başkanı gördü ki; o güne kadar etrafında hep birlikte sarmaş dolaş yürüyenlerin pek çoğu yanlarından birer ikişer ayrılmışlar. Memlekette elde avuçta ne varsa satıldığı için son kalan ata yadigarları da tefecilere rehin bırakılıp, son kez üç beş kuruş daha alınmış. Uzaktaki eski dostları da artık yurt dışından paralarını getirmez olmuş. Yani girdikleri yolun sonuna gelinmiş. Bu durumda yapılacak şey: Ya intihar ya da ülkeyle birlikte ateşe atlamak (Elbette demokratik bir ülkede ve demokrasiye inanmış bir yönetimin ilk aklına gelecek olan istifa edip; ülkeyi seçime götürmek olur).

Çıkarılan en son KHK’dan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Artık gerçek bir Demir Ökçe Yönetimi nasıl olur ve ülke nasıl yönetilir göreceğiz. Demokrasi, hak, hukuk, eşitlik, adalet gibi kavramları ağzına alanların vay haline. Eee, zaten bugün farklı bir noktada mıydık ki, bundan sonrası farklı olsun diyenler, ne yaman yanıldıklarını bu yeni yıldan itibaren görecekler.

Bu son 696 Sayılı KHK'nın her bir kelimesinin özenle seçildiği belli. Değişiklik isteyenlere karşı AKP cephesinin neredeyse tek bir ağızmışcasına değişikliği reddetmeleri de bunun somut göstergesi. Bazı "uyanıkların" 15 Temmuz için geçerlidir diye yazılmasını istemeleri karşısında, sözlü olarak onaylanmasının dışında direnmelerinin nedeni bizi asıl ilgilendiren. İçte iktidarı değiştirebileceklere ve dışta da olası bir "değişim dalgasına" karşı açık bir tavır sergiliyorlar: İktidarı bırakmayız. Eğer çok "ısrar" ederseniz; rehineyi de öldürürüz demeye getiriyorlar.

MHP İstanbul Milletvekili Atilla Kaya, son çıkarılan 696 Sayılı KHK için söylenecek en doğru ve anlamlı  cümleyi söyledi :“Yeni iki KHK, Anayasanın üstünlüğü, hukuk devleti anlayışının konulduğu tabuta son bir çivi çakmak anlamına geliyor”.

"Oluk oluk kan akıtanlar"ın aveneleri, yakın bir zamanda, özellikle ülke dışında, Çatlıvari suikastlere girişebilirler. HDP Milletvekili Garo Paylan'ın bu konuda söylediklerini ve Alman istahbaratının da bu konudaki kabullerini dikkate almalıyız. Öldürülenlere bir bakacağız ki hepsi ya FETÖ'cü, ya da PKK'lı veya hem FETÖ'cü hem de PKK'lı, hatta DHKP-C'li olduğu resmen açıklanacaklar.

Ülke dışında sansasyonel suikastler yapılırken, ülke içinde de her demokratik hak arama çıkışlarının karşısına polis gücünün dışında, HÖH (Halk Özel Harekatı) ve Osmanlı Ocakları gibi paramiliter gruplardan hazırda bekleyenlerin çıkmalarına asla şaşırılmamalı. Hatta giderek bu ve benzeri gruplar, kendilerinden olmayan dernek, STK ve yasal partileri bile teröristlere yardım ediyorlar, vatan hainleri, darbeciler diye de katledebilirler. Maksat, korku imparatorluğuna her kim karşı çıkarsa; sonları bu oluru Nazi usulü SA'lar(Taaruz Bölüğü) eliyle göstermek.

Bunların yanı sıra, Kürd düşmanlığı konusunda son derece gözü kararmış bulunan AKP yönetimi ve onun "hınk" deyicisi MHP, komşumuz Suriye sınırları içindeki Afrin'e de girmeye kalkışabilir. "Sınırlarımızı koruyoruz" diye, uluslararası bir suç işlemenin dışında, Kürdlerle adı konmamış bir savaşın içe dönük ilk adımı da atılmış olur.

Tüm bu saydıklarım, iç savaşa yol açacak girişimlerdir. Birilerinin bu konuda derdi olmayabilir. Yakınlarını, sevdiklerini ve paracıklarını yurt dışına çıkarmış olmanın rahatlığını yaşayabilir. Ama bizim ne gidecek başka bir ülkemiz, ne de kaçacak bir kavgamız var.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.