Turizm kırılgan bir meslek koludur. Otelcilik hele hele şehir otelciliği ise, sejour turizminden bile daha meşakkatli bir yapıdadır. Öncelikle uçuşlarınızın sıklığı ve kalitesi ile göz doldurmalısınız, havaalanı şehir merkezi bağlantısı kopuk olmamalı, şehir merkezinde hem tarihsel yapılar olmalı, hem de modern eğlence ve turistik alışveriş yerleri ile ülkenize gelenlere farklı bir hizmet sunmalısınız. Şehir merkezleri sıkıcı yerlerdir üstelik, binalar binalara bakar biçimde yapılmıştır çoğu kez. Hava alacağınız, gri renkli yapılardan zaman zaman kurtulabileceğiniz yeşil doğa parçalarına/oksijene ihtiyaç duyulur. Dünyanın pek çok ülkesindeki  her büyük anakentlerde böylesine yeşil vahalar, rantlar tepilme pahasına şehre bağışlanmıştır.

Gezi Parkı da, İstanbul şehrimizin yeşil vahalarından biri, neredeyse dört tarafı 5 yıldızlı uluslararası zincir otelleri ile çevrilmiştir. İstiklal caddesi ve ona açılan irili ufaklı sokakları, dünyanın dört bir yanından gelen turistlere alışveriş, eğlence ve tarihi binaları ile farklı olanaklar sunar. Kongre vadisi diye adlandırdığımız bölgenin şöhreti, iç turizmden çok uluslararası alanda almış başını gitmektedir. Buralarda yapılan uluslararası kongrelerin nicelik ve niteliksel olarak diğer benzer anakentlerden aşağı kalır yanı yoktur. Nişantaşı – Elmadağ arasındaki restoranların kalitesi de, İstanbul’u uluslararası ligde çok üst sıralara tırmandıran etkenlerin başında gelmeye başlamıştır. Kısacası Taksim diye adlandırdığımız tüm bu yerler, gerek yerli gerekse de yabancı turistlerin asla uğramadan şehrimizden ayrılamayacağı yerlerin en başında gelmektedir.

Böylesine önem arz eden bir bölgede, yapılması planlanan bir cami olduğunda; ülkemizin son senelerinde bilerek daha da hassaslaştırılan dindar/laik ayrımının farkına vararak, bin kere düşünüp, bin birinci de bile bir kez daha yeniden düşünmekte yarar vardır. Beyoğlu’nda yaklaşık 99 tane cami, inananlara gerekli ve yeterli hizmeti vermektedir. Gezi olayları sırasında AKP hükümetinin tutumu; ülkemizi bir hayli germişti. Bu yarayı bu kez, cami üzerinden kaşımanın hiç kimseye faydası olmayacaktır.

Şehirde yaşayan ve Taksim çevresini kullanan bu insanları dikkate almadan, yapılacak planların sonu hüsran ile bitmesi kaçınılmazdır. Kimse yenilenmeye, iyileştirmeye daha güzel yapılara, meydanlara, parklara, kısacası yaşam alanlarının yapılmasına karşı değildir. Ama siz planınızın içine insanı katmazsanız ve harcına demokrasiyi koymazsanız; kazananların yandaş inşaat şirketleri olacağı çok açık ama kaybeden bu şehir ve onu sevenleri olacaktır.

İstanbul’umuz son yirmi yılda devasa büyüklükte ormanlık alanlarını yitirmiş, şehir içindeki dereler yok edilip, yerine konut / iş yeri yapılmış, böylece yağmurlar giderek şehrimizin belli bölgelerinde her seferinde korkunç trajedilere yol açar haline gelmiştir. Üçüncü köprü ve havaalanı sonrası şehrimiz elbette modernleşecek ama bu modernleşmenin doğada yarattığı tahribatın faturasını sanırım çocuklarımızın ödemesine kalmadan, bizler de ödüyoruz/ödeyeceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.