HDP'nin Eş Başkanları'ndan Selahattin Demirtaş, eğer özgürlüğüne kavuşturulmazsa;  AKP ve onun Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı yenmek neredeyse imkansız. Koskoca ana muhalefet partisi CHP ve onun Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu bir çırpıda atlayarak ve yapılan anketlerde şimdilik ülkenin üçüncü büyük partisi olarak sunulan İYİ Partiyi ve onun Asena Genel Başkanı Meral Akşener'i görmezden gelerek, neden böyle bir tespitte bulunduğumu açıklamaya çalışayım.

AKP, ülkeye ilişkin "yeni" bir model sundu. Bu modelin uluslararası politika yapıcılarının reçeteleri ile oluşturulmuş olmasının, yoksul çalışanlar ve muhafazakar seçmen nezdinde pek bir kıymeti harbiyesi yoktu. Dini değerler üzerinden ama Batıcı bir anlayışla geniş yoksul kesimlere ülke kaynaklarının bir bölümünün dağıtılıyor olması (gıda, kömür ve çeşitli adlar altında yardım dağıtılan kişilerin yaklaşık sayısı: 23 milyon), Anadolu'da sıkışıp kalmaktan dolayı muzdarip olan orta sermayeye ihracat ufkunun her türden desteklenmesi ile dünya pazarlarına açılmanın getirisinin görülmesi, ülkenin kronik sorunuları olan: aş, iş, özgürlük ve adalet sorunun çözüleceğine ilişkin içerde ve dışarda oluşturulan "iyimser rüzgarların" da etkisiyle onbeş yıldır ülkeyi yönettiler.

Ancak, AKP'yi ve onun Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı iktidara taşıyan iç (şimdilik topa girmekte açıktan çok istekli değilse de) ve dış "üst akıllar", ilk fırsatta ondan kurtulmakta kararlılar. Yolun sonuna gelindiği konusunda AKP bile aynı fikirde. Erdoğan'dan kurtulmanın yolunu bulduklarında; sırtlarından atacaklar. Erdoğan'da aynı fikirde, o da fırsatını bulduğunda; AKP'den kurtulmanın derdinde.

*****

Yılların müzmin muhalefeti CHP'ye gelirsek. Bu ülke insanlarına söyleyeceği ve inandıracağı hiç bir hikayesi yok. 2015 seçimleri sonucunda ellerine bir kaç ciddi fırsat geçmesine karşın, AKP'yi geçici de olsa iktidardan aşağı indirecek hamleleri yapmadılar. Söylemesi bile zor olan "istikşafi" yani tanıma amaçlı görüşmeler adı altında AKP ile gezip tozdu ve Erdoğan'ın eline koalisyon ile olmaz kozunu vermekten kaçınamadı.

Meclis'te, "milletvekillerinin dokunulmazlıklarının bir kereliğine kaldırılması" adı altında ama alenen, baştan beri öncelikle HDP'yi hedef aldığı belli olan AKP kumpasına bile bile lades dedikleri için, özgürlük ve adalet üzerine söyleyecekleri güdük kalacaktı ama AKP'nin niyetini Enis Berberoğlu'nu tutuklayarak erkenden belli etmesiyle, "ADALET YÜRÜYÜŞÜ" başlatarak bu durumdan şimdilik sıyrılır gibi olması bile, üzerindeki şüpheleri silmeye yetmedi.

AKP'nin seçim hileleri karşısında ve en son 15 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumda YSK'nın kanunsuzlukları karşısında, "kendisine çizilen sınırları" aşmayı aklına bile getirmek istemedi. Oysa, seçim sonuçlarının hileli ve kanunsuz olduğu ortadayken, meclisten çekilmeleri halinde; bu günleri yaşıyor olmayacaktık.

*****

MHP ise kendi idam fermanını bile isteye bizzat kendi rızası ile imzaladı. Yakın bir gelecekte yapılacak olan ilk seçimlerde; böyle bir partiden artık bahsedilmeyecektir.

İYİ Parti ise "şimdilik" Türkiye'nin yeni Macron'u olmaya aday gibi. Ancak onlarında bu ülkeye sunabilecekleri yeni ve iyi bir gelecek vaadi yok.

Bu ülkenin insanlarına, hukukun tüm insanlara eşit ve adil davranacağını, ülkenin kaynaklarının hırsızlara ve yandaşlara kaptırılmadan da dağıtılabileceğini (çalmıyorlar ama iş yapıyorlar), başta İstanbul olmak üzere şehirleri yaşanmaz hale getiren çala kalem inşaatçılık anlayışının sonlandarılacağını, bilimsel, özgür ve laik eğitimin her kademede insanlara parasız verilebileceğini, insanca bir yaşam sürdürebilecek asgari ücretin tesis edilmesini, her çalışabilecek olan insanlara sendikalı ve toplu sözleşmeli iş bulmanın devletin temel görevlerinden en önemlisinin olduğunu, bu ülkede birlikte yaşadığımız Kürt'lerin en temel hakları olan: kendi dilinde okuyup yazma özgürlüğünün teminat altına alınması ve bu ülkenin ürettiği tüm değerlerden, hakları olan payların alınmasının önündeki engellerin kaldırılmasını sağlanmasını bir tek HDP ve bileşenleri sağlayabilir.

HDP'nin program ve hedefleri, bir kez de bu konuda şüphesi olanlar tarafından didik didik incelenmeli ve tartışılmalı.

HDP'nin Eş Genel Başkanları'nın neden uyduruk gerekçelerle, özellikle Selahattin Demirtaş'ın bugüne kadar neden hakim karşısına çıkarılmadığı sorgulanmalı.

Milli İrade diye ortalıkta bas bas bağıranların, neden HDP'ye oy vermiş 6 milyon Milli İrade'yi görmezden geldiklerini düşünülmeli (hoş, kendi partisinin Milli İradesi'ne bile saygı duymayıp, seçilmiş belediye başkanlarının "Tayyip Erdoğan istedi" diye istifa ettirildiğine verebildikleri açık ve tutarlı bir cevap hala verilebilmiş değil). 

Demokrasiye, insan haklarına, hukuka, adalete ve iyiliğe inanan insanlar:

AKP ve YSK ile gidilecek seçimlerin dürüst ve adil yapılacağına yürekten inanıyor musunuz?

HDP'nin Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın hukuksuz biçimde hapiste tutulup, yapılacak seçimin adil olacağına inanıyor musunuz?

OHAL altında yapılacak bir seçimin hakka ve hukuka uygun olduğuna inanıyor musunuz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.