1978 yılında alçakça katledilen Bedrettin Cömert'in çevirisiyle yayınlanan E. H. Gombrich'in Sanatın Öyküsü kitabı kütüphanemde bir kardeş daha kazandı. Sevgili S. Haluk Uygur'un fotoğrafla ilgilenenlere özel notlarla birlikte hazırladığı "Sanatın Aktüel Tarihi" kitabı imzalı olarak kütüphanemde yerini aldı.

Bedrettin Cömert'in Türkçemize kazandırdığı ve 1977 de TDK Çeviri ödülü aldığı Sanatın Öyküsü kitabı uzun yıllar ve hala benim gibi sanat etkinlikleri içinde yer alanların başucu kitabı oldu.

Kitabın amacı "Bu kitap, kendilerine yabancı ve çekici olan bir alanda ilk bilgilere ihtiyaç duyan herkese göre hazırlanmıştır. Amacı, bu alana yeni girenlere, onları ayrıntılarla boğmadan, genel olarak bilinmesi gerekenleri vermek, daha iddialı çalışmaları sayfalarını dolduran çok sayıdaki isim, dönem ve üslubu onların kolayca anlayabileceği bir şekilde düzenlemek ve böylece daha uzmanlaşmış kitaplara başvurabilmelerini sağlamaktır..." diye belirlenmişti.

Haluk Uygur'un benzer bir yaklaşımla ülkemiz birikimini de dikkate alarak, fotoğrafçılara özel notlarla hazırladığı "Sanatın Aktüel Tarihi" kitabı bana ulaşınca sevinçle birlikte, bir gurur da yaşadım.

Çok büyük emek, ön hazırlık, bilgi, deneyim gerektiren böyle bir kitabın hazırlanması ve yazım sürecini gözümde canlandırmaya çalışıyorum. İsminden de anlaşılacağı üzere önemli bir iddia taşıyan çalışma, aktüel olma savıyla da günü yakalamanın peşinde. Ve artık böylesi başucu kitaplarını hazırlama işini ülkemiz insanı da gündemine alabiliyor.

20x28 ebatlarında, sert kapak, 344 sayfa kuşe kâğıda basılı kitap binlerce görsel, şekil ve şemayı içermekte. Salt bu yönüyle bile sanat tarihinin önemli görsellerinin incelenebileceği sanat eğitimi için başlı başına kaynak ve başucu kitabı. Fotoğrafçılar için notlarıyla da ayrıca özel bir kitap.

İki yüzü aşkın kaynak materyalinin değerlendirildiği, dünyada gezilen yüzlerce müzede elde edilen verilerin yan yana getirildiği, on sekiz yıldır içinde yer alınan sanat atölyelerinde, ders verilen Güzel Sanatlar Fakültesinde, İletişim Fakültesinde ders notları olarak biriktirilen bu devasa bilgi havuzunun süzgeçten geçirilmiş, sistematik biz özeti ile karşı karşıyayız.

Hedef kitlenin ve amaçlananın ne olduğunu sezinlemek mümkün Aynı dünyaların insanı olmaktan kaynaklı, tespitlerimizin çakıştığından eminim. Sanat disiplini üretim alanlarında, elinde bulunan araçların kullanımı yetenekleriyle yol almaya, yol bulmaya çalışan, okumayan, izlemeyen, seyretmeyen "sanatçıların" üretimlerini temellendirebilecekleri düşünsel bir gelişkinlik ile karşı karşıya gelmeleri isteği. Umuyorum ve diliyorum ki, bu kitapla karşılaşırlar ve yararlanırlar. Özellikle fotoğraf dünyamız insanlarının buna çok ihtiyacının olduğunu düşünüyorum.

Tam da burada Prof. Dr. Özer Kanburoğlu hocamızın bir facebook notunu da paylaşmak istiyorum.

"Felsefeyi, sosyolojiyi, psikolojiyi, arkeolojiyi, morfolojiyi, antropolojiyi, dinler tarihini, sanat tarihini ve uygarlık tarihini bilmeyen bir kişi fotoğrafçı ya da sinemacı olamaz. O sadece ışıkla karşısında gördüğü nesneyi duyarlı kata yani sensöre aktarabilir."

Başka kitaplarla birlikte bu kitaptan beklenti de; üretim ve anlatım biçimlerimize, yaratıcılığımıza, düşünsel gelişkinliğimize hazır reçeteler aramaksa, okuyucuya bir ipucu vereyim, aradığını bu kitapta da bulamayacaksın.

Okumalarda ve Sanatsal izlemelerde peşinde koşulması gerekeni S.Haluk Uygur önsözde özetlemiş. " Benden önceki insanların yorumları nasıl benim için bilgi olduysa, benim yorumlarımın da sizin için bir bilgi olmasını umuyorum. Sizler bu bilgiye, başka yerlerden edindiğiniz bilgileri de ekleyerek, kendi yorumunuzu oluşturmadıkça sanat tarihini kavramış sayılmazsınız. "

Sanat disiplinleri eğitiminden ve kitaplarından bahsederken Bedri Rahmi Eyüpoğlu'nun Ressamın Yemini dizelerini anımsamadan, anımsatmadan olur mu?

"bugüne kadar resim sanatı alanında

yapılagelmiş olanları inceleyeceğime

kendini bütün dünyaya kabul ettirmişler

arasında beni en çok saranlarını ayırarak

onlara kendi aramalarımı, denemelerimi

katacağıma

alışılagelmiş, basmakalıp, hazırlop

klişeleşmiş çiğnene çiğnene tadı tuzu

kalmamış hiçbir şeyi tekrarlamayacağıma

elimden çıkan her çizgiye

her lekeye

her renge

her beneğe

kendi aklımı

kendi tecrübemi

kendi tasamı

kendi ömrümü, yüreğimi basacağıma

aldığım nefes, içtiğim su, bastığım toprak

gözüm, kulağım, burnum,

elim, belim, dilim, derim üstüne

yemin ederim

yemini bozduğum gün

burdan giderim."

Kitabın 2. ve 3. ciltlerinin de hazırlanmakta olduğu bilgisi, ayrıca heyecanlanmama neden oldu. Sanat ortamımıza yapılan bu değerli katkı için S.Haluk Uygur'u kutluyorum.

Ne dersiniz ‘fotoğraf mı, resim mi?’ diye tartışmaya devam edelim mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tomris Sarhan 2017-06-13 21:12:21

S Haluk Uygur'un kitabını tanıttıgınız yazı çok güzel merak uyarıcı olmuş teşekkür ediyorum.