Şu meşhur Reza Zarrab’ın birkaç gündür izi kaybolmuş. Herkesde bir merak, nerede bu adam diye. Öyle ya, tutukluluğunda, sıkı hapishane şartlarında bile ne yaptığı, kimlerle görüştüğü hatta, ne yeyip içtiği, nefes alışları dahi her detayıyla basına servis edilen Reza Zarrab’dan bir haftadır hiç haber yok. Hiç sesi çıkmıyor. Amerikan yetkilileri de sus pus, adeta sır saklıyorlar. Daha düne kadar bu adam özellikle Türkiye’ye yönelik kanallarda adeta bir pop star kadar popülerdi, ne oldu da sus pus.

Filmlerde de görmüşsünüzdür acımasızdır Amerikan hapishaneleri. Disiplin çok katıdır, ayrıcalığı da yoktur. Ancak her şeye karşın hükümlü ve tutukluların hukuki hakları gözetilir, belirli savaş paranoyası sonucunda oluşturulan Guantamara gibi özel toplama kampları dışında tüm katılığına ve kısıtlıklara karşın hapistekilerin hukuki hakları gözetlenir. Bu tür toplama kampları her başat ülkede vardır ve görmezden gelinir. Bu ayrıcalıkların dışında göz önündeki hukuk normal gösterilir.

Örneğin, normal bir tutuklunun avukatıyla görüşmesi engellenmez. Neyle suçlandığı bildirilmeksizin aylarca hatta yıllarca tutuklu olarak tecrit edilmez. Savcı ön plandadır, hakkında bir iddia olmayan kişi, iddianamesi olmayan bir kişi sınırsız bir süre zindanda tutulmaz. Ha buna karşın, mahkemeye kelepçeli, hatta ağır caniler ayakları zincirlenerek getirilir ama, savunma hakları kısıtlanmaz.

Bu anlattıklarıma bakarak Amerika’nın bir adalet cenneti olduğu kanısına kapılmayın, tarihinde çok büyük örnek adaletsizliklere de sahne olmuş bir geçmişi de vardır. Sacco ve Vanzetti davası gibi. Ancak her ne olursa olsun Reza Zarrab gibi uluslararası boyutları olan bir davada dikkatlidirler. Hiç mi adli hata yapmazlar, elbette ki yaparlar ancak, yıllar sonra bile bazı davalarda yeniden yargılamaya gidip hatalarını düzelttikleri örnekleri de vardır. Her şey bir yana hukuk ve adalet bizdeki gibi sulandırılmamıştır, politik davalar bile ciddidir. Her şey bir yana yargıcın dokunulmazlığı ve güvencesi vardır.

Hukuk sistemi ve anlayışı Avrupa hukuk sisteminden dolayısı ile bizden daha farklıdır. Bizde yeni olan pişmanlık bildirimi Amerikan sisteminde başından beri vardır ve had safhadadır. Pişmanlığın ötesinde işbirliği düzeyine varan bir sistem vardır. İşlenen suçun her boyutuyla ortaya çıkması için mahkemeyle işbirliğine gidip, suçunu hafifletebilirsin. Hatta bu işbirliği konusunda mahkemeyle çatır çatır pazarlık yapabilirsin. Dahası yapacağınız işbirliğinin boyutuna göre korunma programı talep edip, her şeyi ifşaa ederek suçtan tamamen sıyırabilirsiniz. Devlet sizi korumaya alır, kimliğinizi değiştirir, estetik ameliyatla görünümünüzü bile değiştirip, üstelik her ihtimale karşı etrafınızda bir koruma kalkanı bile kurabilir. Bütün bunlar yasaldır.

Bütün bunları göz önüde tutarak Reza Zarrab’ın neden ortalardan kaybolduğunu anlamak çok basittir. Reza Zarrab hapishaneden daha rahat bir ortamda tutulmaktadır. Peki ne yapmaktadır orada Rıza Zarrab?..

Reza Zarrab roman yazmaktadır. İtiraf romanı...

Amerikan hukuk sistemi tamamen yasal olarak Reza Zarrab’a rahatça romanını yazması için hapishanedeki hücresinden daha rahat bir ortam hazırlamıştır ve romanını büyük bir merakla  beklemektedir. Bu romanın detayları ve yaratacağı heyecana göre hakkındaki hüküm biçilecektir ve romanın kapsamına göre belki de sıyıracaktır.

Olan Türkiye’ye olacaktır. Kimin umurunda. Olan hepimize olacaktır.

Bazı şeyleri gizlemesi, bazı isimleri vermemesi konusunda kulağının büküldüğü konusunda pek de inandırıcı olmayın bir söylenti dolanmaktadır. Pek ciddiye alınacak bir tarafı olmayan bir söylenti. Ama dilin kemiği yok işte. Bu tür söylentiler bile Türkiye’nin itibarı için çok zararlıdır. Bunun tamamen söylenti olduğu da kesindir çünkü, şu anda avukatları bile nerede olduğu konusunda bilgi sahibi değildir.

Ve her şeyin izlendiği ve bilindiği bu elektronik çağda bakalım Zerrab şayet bazı şeyleri gizleyecek olursa ne kadar inandırıcı olacaktır? Önüne sürülen dosyalar varken neyi ne kadar gizleyebilecektir.

27 Kasımda başlayacak olan açık duruşmalar sanırım Türkiye için Amerika’dan daha önemlidir ve daha büyük bir ilgiyle izlenecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sadi Güçlüer 2017-11-20 01:57:35

Sonunda bu da oldu ve ilk kez bilgisayar Go oyununun büyük ustasını yendi.
Artık dünyanın merkezine de seyahat etseniz Jules Verne sizi bulacaktır.
Uzay ise en son noktasına kadar komşu kapısından bile yakındadır. Fiziki olarak ulaşamazsınız ama Hubble size gösterir. Dünya artık bir show dünyasıdır ve 3 boyutlu hologramları 4 boyutlular izleyecek. Değil Mars'a uzayın detinliklerine bile yolculuk bir tık uzakta olacaktır. Sanal dünya fiziksel dünyayı taca atacak insan bir mikroskopun içindeki bakteri kadar özgür ve sınırsız bilgisayarın içindeki bir modül halinde yaşamaya evrilecektir.