AKP, son on beş senede girdiği bütün seçimlerden birinci parti çıkmayı başardı. Bu moral üstünlüğünü ilk defa 7 Haziran 2015 seçimlerinde (yine birinci parti çıkmasına rağmen) iktidar olacak sayısal üstünlüğü sağlayamadı için, kısa bir süreliğine de olsa yitirdi. Ancak, muhalefetin toplu olarak hareket edememesi sonucunda ( MHP’ye verilen onca açık çeke rağmen, Devlet Bahçeli’nin “anlamsız” inadı yüzünden AKP,  iktidardan indirilememişti ) tekrardan moral üstünlüğü sağlayıp, iktidarı bırakmadan,7 Kasım 2015 seçimlerine iktidar olarak kalmayı başarmıştı.

Eğer ki 16 Nisan 2017 referandumunda HAYIR oyları yüzde elli beş civarında olursa; AKP, bir süredir yaşadığı iktidar çürümesi, artık iflah olmaz noktayı aşıp, yok olma sürecine doğru gidecektir.

AKP’yi bu dönemde bekleyen asıl sorunlar: Bir süredir içte Dolar ve Euro üzerinde Merkez Bankası eliyle kurduğu kurları baskılama politikası, artık sürdürülemez noktayı çoktan geçmiş olacağı için; Türk Lirası, Dolar ve Euro karşısında serbest kalıp, dört lira civarlarına çıkmış olacak. Reyting kuruluşlarından Moody’s, ilk düşük notu zaten şimdiden verdi. Diğerleri de bu durumda ondan aşağı kalmayarak, ülkenin notunu yatırım yapılamaz noktasına çekeceklerdir.

Erdoğan’ın bilinçli olarak Avrupa Birliği ülkeleri ile yarattığı yapay sorunlar, bu kez kendi oyunu ile alta düşen güreşçi gibi, kendisini dalgalar halinde vuracaktır. Amerika ile zaten Obama döneminde başlayan anlaşamama, Trump dönemi ile de aynı minvalde devam ediyor. Rusya ile gittikçe zorlaşan ikili ilişkiler, sanırım kopma aşamasına çoktan gelmiş olacaktır. Suriye politikası ve Kürtlerin güneyimizde sınır komşusu olarak kabul edilmemesi konularında kırmızı çizgilerimiz, izlediğimiz hayalci politikalar sonucunda bir hayli pembeleşmek zorunda kaldı.

Ekonomik ve politik olarak çembere giren AKP’yi, içten vurmak için nicedir bekleyenlerin varlığı artık bir sır olmaktan çıkan “hoşnutsuzlar”  hareketinin, “gerekli” yerlerin işareti geldiğinde; daha önce kendilerinin yaptığı gibi bir bölünmeyi gündeme getirecekleridir. En kötümser tahminle 40 ila 50 milletvekilinin AKP’den ayrılıp, yeni bir parti kuracağı an da burada devreye girecek.

İktidarda olamamaya asla dayanamayacak bir parti varsa; o da AKP’dir. Çünkü on beş yıldır devleti kendi bildiği ve keyfince yönetip, üstüne üstlük hiç kimseye hesap vermeme noktasında davranmaya alıştılar.  Sadece bu değil elbette, AKP’nin büyük derdi: hepimizin hatıralarında hala çok net ve taze olan 17 – 25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları sırasında ortaya çıkan pis akçeli işlerin ortaya dökülmesi. FETÖ ile ortaklıklarında bu ülkenin tarihinde görülmemiş boyutlara varan akçeli işleri, AKP iktidarını destekleyen uluslararası sermayenin ve ülke içindeki burjuvazinin de olurunu alarak kapatılmış olması; yapılan yolsuzlukların, referandum sonrası oluşacak atmosferde hiç olmamış gibi davranılacağını beklemek abes olacaktır

Özellikle de AKP içinden çıkıp, yeni parti kuracakların, kendilerini de aklamak için, AKP’yi en çok hırpalayacak olması kaçınılmazdır. Bu hırpalamadan doğal olarak nemalanmak isteyecek olan CHP’nin de bu koroya katılması sonucunda, işler çığırından çıkmasa da, geriye dönülemez noktalara geleceği aşikardır. Eş genel başkanları referandumdan çok önce hapse atılan HDP ise, bu dönemin nirengi noktası olacaktır. Türkiye partisi olma diye adlandırdığımız yönde, ne kadar güçlü hareket etme iddiası gösterirlerse; o oranda yükselen güç haline geleceklerdir.

Türkiye’de artık bir iktidar sorunu/ yönetememe sorunu yaşanması kaçınılmaz olacak. Çare olarak erken seçim gündeme gelirken, içte ve dışta iktidar belirleyen güçler, yeni dönemde de istedikleri programlarını,  kimlerin yürütebileceğinin denklemlerini çoktan hesaplamış olacaklar.

Elbette ki yıllarca çözülmeden, ülkenin ayağında pranga gibi duran Kürt sorunu, bu dönemde çözülecek değildir. Ama yeni dönemde, Kürt sorunu konusunda somut çözüm vaat etmeyen ve bu kararlılığı göstermeyen hiçbir parti, tek başına iktidar olamayacak. Kürt sorunu çözülmeden de ülkenin demokratikleşmesi ve ilerlemesi sağlanamayacaktır.

Demokrasi güçlerini bekleyen sorunlar kimseyi korkutmamalı. Özellikle son on beş yıldır yok edilen insan hakları, hukukun üstünlüğü, kuvvetler ayrılığı gibi çağdaş demokrasilerin olmazsa olmazı olan konuların yeniden yapılandırılması gibi zor ama hayati görevler önümüzde duruyor olacaktır. Laikliğin demokrasinin rengini belli eden güç olduğunun altının bu defa kalın çizgilerle çizilmesinin daha iyi anlaşılacağı bir döneme giriyoruz. Ülkemizin geleceği için hiç kimsenin karamsar olmaya hakkı yok.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hayırdiyenakpli 2017-03-30 16:36:45

Tayip isterse gitsin gitmesin veya başkan olsun olmasın veya kılıçdaroğlu devletbahçeli başkanlık için referandum istese gene hayırcılar hayır der bende hayır derim çünkü başkanlık şuan için uygun değil örnek abd de başkalık sistemi içinde yönetiliyor george bush mesela okadar müslümanların topraklarına girip katletti müslümanları başkanlıktan ayrıldıktan sonra savaş suçlarından yargılanmadı yolsuzlukta yaptı ama yargılanmadı çünkü başkanlıkta ülkeyi bölse bile yolsuzluk yapsa bile veya başka suçlar işlese bile başkan yargılanamaz başkanlığı bıraksa bile yargılanamaz mesela trump israil ajanı ülkeyi bölebilecek bi insanı getirdiler başa abdnin şuanki durumunu biliyorsunuz zaten müslümanlara karşı tavırlarını tam bir israil yaklaşımı dimi :) şuanki evet diyerler tamam tayyip iyi yönetiyor memnunuz ama 5 10 sene sonra öldüğü zaman abdnin siyasete soktuğu ajanlar veya israili ajanlar başa geçtiği zaman düşünün şimdi reis için evet diyorsunuz 5 10 sene sonrasını hiç düşünmüyorsunuz.

Avatar
osmanlı 2017-03-29 16:48:55

ulan tayyip gitsinde isterse ülke batsın kafasındasınız ama bu millet size iktidar yüzü göstermeyecek