Bir önceki yazımda radyasyon ve tıpta kullanımı, zarar ve yararları konusunda detaylı bilgi vermiştim. İkinci bölümde ağırlıklı olarak mamografiden söz etmek istiyorum.

Genellikle, kanser hastalarında, tedavi sonrası takipte hayatı tehdit edebilecek kanser nüksünü yakalamak veya şüphe durumunda teşhis için radyasyonlu radyolojik incelemeler gerekli olabilir. Neyse ki, takipte çekilen tomografi sayısını azaltmak yönünde bilimsel araştırmalar var. Ve eskiye göre daha seyrek istenen tomografi ve benzeri radyasyonlu incelemenin yıllık sayısı, birçok ülkenin sağlık protokolünde kurala bağlanıyor.

Kadınlarda, yaşa bağlı meme kanseri taramasında mammografi öneriliyor. Benzer şekilde, riskli gruplarda (örneğin sigara içenlerde) belirlenmiş kriterlere dayanarak, düşük dozlu akciğer tarama  tomografisi tıbben öneriliyor. Bu tip radyolojik taramaların nedeni, toplumda meme ya da akciğer kanserini erken teşhis ederek, belli oranda ölümlerin önlenebildiğinin kanıtlanmış olması. Diğer deyişle faydasının zararından çok olduğu düşünüldüğü için, radyasyon riski göze alınıp,  toplum taramalarında şimdilik kullanılması gerekiyor.  İleride yeni gelişmeler sayesinde, MR, ultrason veya biyolojik bazlı görüntülemeler gibi diğer radyasyon içermeyen tetkiklerin tarama, teşhis ve takipte daha fazla kullanılacağını düşünüyoruz. Tabii işin diğer yönü de maliyet. Ve yüksek teknolojinin pahalıya satılması sorunu. Toplum sağlığına ayırılan bütçe payı konusu.

Mamografi; çok genç hastada (yoğun, yağlanmamış memede) veya çok istisnai radyasyon hassasiyeti, sakıncası varsa zaten kullanılmaz. Onun dışında, meme kanseri taraması için halen standart yöntemdir. Tanısal avantajları ve daha ucuz olması nedeniyle, yerine henüz yeni bir standart (MR vs ) konulamadı. Meme MR ve mamografinin birbirine kıyasla avantaj ve dezavajları var: örneğin, tümör belirteci olan bazı kireçlenmeler mamografide daha iyi görülebiliyor, MR da küçük kitleler iyi yakalanıyor ve en önemlisi MR’da iyonize radyasyon yok ama damardan kontrast madde zerk ediliyor. Hastanın memesinin ve hastalığının özelliğine göre tarama/tetkik tercihi değişebiliyor.

Normal bir kadın, yani ailede dikkat çeken meme kanser öyküsü olmayan ya da diğer yüksek risk altında olmayan kadınlar için konuşalım. Memede tümörü küçükken yakalamak, meme kanserinden ölüm riskini azaltıyor. Ayrıca, genç  yaşta meme kanseri, 50 yaş üstündekilere göre daha hızlı seyredebileceği için, erken teşhis ile zaman kazandırmak daha fazla yaşam süresi avantajı  sağlayabiliyor. Kısacası belirtiler ortaya çıkmadan, mammografik tarama ile sessiz kanseri erken yakalamak, hastanın meme kanserinden ölüm riskini, mammografi çektirmeyen gruba göre neredeyse yarı yarıya (%40-45) azaltıyor. Hastanın hastalığı geç teşhis edilmiş ve ilerlemişse, daha ağır tedavi görmesi gerekecektir. Erken teşhisle, ağır tedavilerden ve yan etkilerinden kaçınılmış oluyor. Erken teşhis ile tedavi seçenekleri de daha fazla oluyor. 

Mamografi ile taramanın yararı var mı?

Dünyada sağlık sistemi daha organize olan ülkelerde, ‘’mamografi ile taramanın yararı var mı?’’ araştırılmış. Binlerce kadını içeren bu çalışmalarda, memesi taranan kadınlar 40-50 yaş ve üstü. Amerika, İngiltere, İsveç’ teki araştırmalara dayanarak 40-50 yaş arasında da mammografik tarama yapmanın, meme kanserinden ölümü azalttığı kanıtlanmış. 50 yaş üstü zaten tartışılmıyor; yılda bir çekimle, önemli ölçüde kadının hayatını kurtardığı eldeki bilgiyle kabul görüyor. Mamografi sıklığına bakarsak, Amerika’da (NCCN’ de)  yılda bir çektirmenin, 2 yılda bire göre, daha fazla erken tanı ve dolayısıyla daha az kanserden ölüm riski faydası getirdiği kabul ediliyor. İlgili kanıtlara dayanarak yılda bir mammografi öneriliyor.

Tabi ki şu da düşünülebilir; ‘’Eğer meme kanseri olmazsam, tarama mamografisiyle boşuna radyasyon almış olacağım’’. Doğru, fakat günümüzde nadir olan genetik risk (BRCA 1 ve BRCA 2 gibi) taşıma dışında, gelecekte kimin kanser olacağını öngörmek henüz mümkün değil. Ama bilinen gerçek, uzun dönemde her 7-8 kadından birine bu kötü şansın rastlayacağı. Dolayısıyla bu konu Genel Sağlık Sigortası gibi. ‘’Ben hastalanmam, prim kesilmesin’’ diye düşünmek çok riskli. Belki gerçekten ömür boyu hastalanmayacaksınız ve başkaları için sizden para kesilmiş olacak. Yani başkalarına yardım etmiş olacaksınız. Kötü şansın kime rastlayacağını bilemediğimiz için, mammografik taramada erken teşhis ile biz ya da başkası için, hayat kurtarıcı olmasını sağlamış olacağız.

Sonuçta, mamografinin elle muayeneden yaklaşık 2 yıl önce  kitleyi tespit edebildiğini düşünürsek, 2 yıl öne geçmenin faydası , diğer getirdiği risklerinin çok ötesinde avantaj sağlıyor. Bugünkü bilgilerle önerilen sıklıktan daha fazla olmamak şartıyla mamografi çektirmenizi öneririm. Diğer radyolojik tetkikleri de gerekmedikçe yaptırmamak şartıyla öneririm. Gereklilikten kastım, örneğin tedavi kararınızı değiştirecekse veya hastalığınızın tanıda boyutunu sergilemek (evreleme) gerekiyorsa veya örneğin kanser hastası olup, ek bir tedavi olmak yerine takipte kalmayı tercih ettiyseniz. Bu durumda, ‘’en az zarar riski /en çok fayda’’ dengesini oluşturan bir sıklıkta radyolojik inceleme yaptırmak gerekebilir. Bu nedenle, günümüz şartlarında, altını çizerek, bilimsel kanıtlara dayanması şartıyla ve tıbben sağlığınız için gerekliyse çektirmenizi öneririm.

İleride bilim insanları, radyasyonlu incelemelerin yerine daha az zararlı yöntemleri geliştirene kadar ve toplumun kendisi sağlığına ayrılan bütçenin arttırılması, olanın akıllı harcanmasını temin edene kadar; maalesef tıbbi radyasyonla içli dışlı olmaktan kaçınamayacağız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.