21 Ağustos 2014 Perşembe 13:50
Melda Onur'dan İnsanhaber'e bomba açıklamalar
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından CHP içinde başlayan çatlak kurultayın yolunu açtı. Ulusalcı kanadın CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu istifaya davet etmesi ve Muharrem İnce’nin genel başkanlığa adaylığını açıklamasının ardından kazan daha da kaynamaya başladı. 5-6 Eylül’de yapılacak Olağanüstü Kurultay CHP’nin 2015 Haziran’ındaki genel seçimlere nasıl gireceğini de belirleyecek.   
Yaşanan gelişmeleri CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur’la konuştuk. Onur CHP’nin sağa açılmasını eleştirirken kurultaydaki tavrını şöyle açıklıyor:
 “Ben kişiye değil, programa bakıyorum. Ben Gezi'deki muhalefeti doğru anlamış, Gezi ruhunu yansıtacak parti politikaları kurgulayacak adaydan yana tavır alacağım“

-İlk olarak; ne oluyor CHP'de, CHP nereye gidiyor?

CHP 90 yıllık bir parti. Uzun soluklu bir değişim yaşıyor. Bu değişimin yanına şöyle bir şey de var; önümüzdeki seçim çok kritik. Bu kadar kritik bir seçim öncesinde partinin hakikaten sonucu tesadüfe bırakmayacak bir program ve net bir hat belirlemesi gerekiyor. İktidarın başkanlık, yarı başkanlık gibi ne olduğu belli olmayan hormonlu bir diktatöryal yönetime doğru değiştirmeye çalışacağı bir seçim dönemi olacak. Biz bu seçimlere çok güçlü ve doğru bir programla girmemiz gerekiyor. Kurultay'da kimin başkan olduğundan çok doğru hattın seçilmesi önemli. Partinin çok eleştirilen algısı değişmediği müddetçe önümüzdeki seçimlerde tekrar zorlanabiliriz.

'CHP'NİN EN SAĞI SOSYAL DEMOKRASİ OLMALI'

-Kurultay'a son anda bir sürpriz olmazsa iki adayla gidilecek. Sizin tavrınız kimden yana olacak?

Ben kişiye değil, programa bakıyorum. Benim açımdan Gezi'deki muhalefeti doğru anlamış, Gezi ruhunu yansıtacak parti politikaları kurgulayacak adaydan yana tavır alacağım. Çünkü bu ülkede bir şeyler değişiyor Gezi'yle birlikte. Başbakan'ın Ermenileri aşağılayan ifadelerine Tuğrul Türkeş cevap veriyorsa, Alevilere dönük saldırılarına Devlet Bahçeli 'Kardeşim Alevi olmak suç mu?' diyerek çıkışıyorsa gerçekten bir şeylerin değişme umudunu besleyebiliriz. CHP'nin bu değişimde bütünleştirici olması gerekli. Solda ve sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini sindirmiş bir parti olmalıyız biz. CHP'nin en sağının sosyal demokrasi olması gerektiğini düşünüyorum. Küsmüş solu partiye çağıracak, sağa açılımdan ziyade sola açılımı ön planda tutacak, partinin altı okunun ilkelerini evrensel demokrasi ilkeleriyle çakıştırmayıp bütünleştirecek bir söylemi bana vaad edecek genel başkana, parti yönetimine ve kadrolara bakarak oyumu vereceğim kurultayda.

-Kemal Kılıçdaroğlu'nun son dönemi bu söylediklerinizle ne kadar örtüşüyor? Diğer taraftan Muharrem İnce'de Gezi'ye atıfta bulundu.

Muharrem İnce'nin açıkladığı görüşler önemli ancak yanına kimleri alacak, söylediklerini kimlerle yapacak ona da bakacağım. Muharrem İnce açıklamaları sıkıntısı olan açıklamalar değil. Bunun aynısını Kemal Bey'de açıklar. Ben daha da ötesine taşımaktan bahsediyorum.

Kurultay'ın geniş ittifaklara da sahne olması bekleniyor. Deniz Baykal-Önder Sav ve Ulusalcılar olarak addedilen grubun Muharrem İnce'yi destekleyeceği görünüyor. Öte yandan Mustafa Sarıgül ve Gürsel Tekin'in de Kılıçdaroğlu'ndan yana tavır alması söz konusu.

Siyaset aslında tam olarak böyle bir şey. Partinin yönetim yarışlarında bu tip birliktelikler olağan şeyler. Benim insanlarla, ittifaklarla işim yok. Benim programlarla, tavırla, üslupla işim var. O yüzden o onunla bir araya gelmiş bu bununla bir araya gelmiş çok önemli değil. Ben kendi yaşam ilkelerime, siyaset ilkelerime en çok örtüşen oyumu veririm. Kimseyle örtüşmüyorsa da oy kullanmam.

-Parti kadroları tembellikle suçlanıyor. Siz ne diyorsunuz bu eleştiriye?

Bu eleştiriyi doğru bulmuyorum. Her yenilgide suçu örgütlere, kadrolara günahı yükleyip o insanları değiştirmek küskün bir kesim yaratıyor. Bu yöntemle yenilginin esas sebebine ulaşamıyoruz. Diliyorum ki artık bu kurultayda oluşacak kadrolar seçime kadar gider. Bir de zaten örgütler kendiliğinden çalışmaz. Bir plan program koyacaksınız ki, insanlar ne yapması gerektiği bilecek. Önemli bir kısım daha var. O da şu: Partinin dili çok akademik. Biz bile bazen okuduğumuzu anlayamıyoruz. Bunu daha anlaşılır bir seviyeye çekip örgütlerin halka ulaştırmasını sağlamalıyız.

'SAĞA AÇILMAK YANLIŞ'

-Kemal Kılıçdaroğlu ilk genel başkan olduğu dönemde yüzü sola dönük söylemleriyle iyi bir ivme yakalamıştı. Sonraki süreçte neden sağa açılımı ön plana aldı? Umutlar neden soldan sağa taşındı? Sizce doğru mu yaptı Kemal Kılıçdaroğlu?

Ben sağa açılmayı doğru bulmuyorum. Sağdaki insanlarda bize oy verebilir tabii ki. Ama sağa açılım demek partinin ekseninin kayması demek değil. Ben zaten partinin ekseninin kaydığını da düşünmüyorum. Partinin ekseni, parti programı değişirse kayar. Sağdaki bir takım insanları partiye alınca partinin eksenin kaymış olmuyor. Aksine sağdan CHP'ye katılanların ekseni kaymış oluyor. Ama sağdan katılım yaparak bu partiye gelebilecek oy sayısı çok azdır. Bu durum halka da inandırıcı gelmiyor. Sağa açılım gayretinin 10'da 1'ini sola açılmak için kullansak çok daha fazlasını getirebiliriz. Genel Başkan nasıl bir düşünceyle böyle davrandı bilemiyorum ama partinin ekseninin kaydırmadığını biliyorum.

-Bu kurultayda da sizin istediğiniz bir biçim almazsa parti, ne yapacaksınız?

Konuşuruz parti içinde, tartışırız. Ama ben bir kürsüden Genel Başkan'ı istifaya davet etmeyi de doğru bulmuyorum. Varsa bir talebiniz, Genel Başkan'ın yüzüne söylersiniz.  Basın toplantısıyla istifaya davet etmek ancak Başbakan'a ya da iktidarın diğer üyelerine yönelik bir hareket olmalıdır.

-Muharrem İnce'nin partide 'Ulusalcılar' olarak addedilen kanatla başörtüsü konusunda fikir ayrılığı vardı. Ancak bugün İnce'nin adaylığı destekleniyor Ulusalcılar tarafından. Bu duruma ne diyorsunuz?

Siyasette asgari müştereklerde buluşmak bazı durumlarda yeterli olabiliyor. Zaten herkese hitap etmek gibi bir şansınız olamaz. Herkese dokunabilirsiniz yalnızca.

-CHP'nin asıl sorunu galiba herkese hitap etmeye çalışmak. Ne dersiniz?

Evet. Sokakta olmak gerekiyor.  Herkese hitap etmeye çalıştığınız zaman ortaya bir karmaşa çıkıyor. Ama herkese dokunduğunuz zaman, insanların hayatlarına dair problemlerine çözüm oluyorsunuz

'ASIL ZARARI CHP'LİLER VERİYOR'

-Ciddi bir küskün kesimde oluştu sanırım...

CHP içinde küskün olur. CHP'liler duygusal insanlar. Küskünlükten ziyade bundan sonraki 10 aylık seçim sürecinde CHP'nin sağa kaydığı ve CHP'nin halka inemediği eleştirisini ortadan kaldırmamız gerekiyor. CHP'nin bu ülkenin en başat sorunu olan Güneydoğu Sorunu'na, Kürtlerle bir arada yaşamaya yönelik çalışmalar yapması gerekiyor. Özellikle Kürt Sorunu demiyorum çünkü bir etnisitenin sorun kelimesiyle bir arada anılmasından çok rahatsız oluyorum. Güneydoğu Sorunu'nun yanında kentsel dönüşüm projeleri olsun, yaşam hakkı ihlalleri olsun, HES'lerle ilgili mücadeleler olsun, biz tüm bunlar için mücadele verirken benim o bölgelerdeki belediye meclis üyesi CHP'li arkadaşlarımın bizim mücadelemiz aleyhine çıkan kararları onaylaması yaptığımız her şeyi bitiriyor, yok ediyor.

-Doğru isimler seçilmediğini mi düşünüyorsunuz?

Ben bir nükleer eylemine gidiyorsam, partimin her organıyla arkamda olduğunu bilmeliyim. Ya da partim bana gitme oraya demeli. Gittiğim yerde insanlar 'Siz buna karşı çıkıyorsunuz ama buradaki CHP'liler bu projeyi onaylayan imzaları attı' demesinler artık bana. Bu dağınıklığın acilen ortadan kalkması lazım.

-Başta da belirttiniz; CHP'li Belediye Meclis üyelerinin sizin karşısında durduğunuz bir gelişmeye onay veren imzalar atabiliyor. Bu sizde bir yorgunluk yaratıyor mu?

Kesinlikle yaratıyor. Çünkü sonuçta bu partinin benimsediği bir takım değerler olduğunu bliyorum. Bu parti doğa haklarıyla ilgili bir genel başkan yardımcılığı kurmuş bir parti. Ben o kadar eyleme katıldım ama bir gün bile Genel Başkan bana 'Sen o eyleme neden gittin?' demedi. Ama bir belediye meclis üyesi ya da bir örgüt beni zorda bırakacak bir işleme imza atıyorsa ya ben yanlışım ya onlar yanlış. İkimizden birinin çağırılıp ikaz edilmesi gerekiyor.

'AKP CEMAAT'LE CHP'Yİ AYNI TORBAYA KOYMAYA ÇALIŞIYOR'

-17-25 Aralık operasyonları sonrasında yerel seçimler döneminde CHP'nin Cemaat'le iş birliği yaptığı söylendi. Siz ne düşünüyorsunuz bu iddia hakkında?

Ben hiç inanmıyorum böyle bir şey olabileceğine. Bunu özellikle AKP dillendirdi. Çünkü Cemaat'e yönelik bir operasyonda CHP'yi de aynı torbaya koymaya çalışıyor. Çünkü iktidar neredeyse Cemaat'le DHKP-C'yi bile aynı torbaya atıyordu. Bunun yanında CHP 90 yıllık bir parti. Cemaat CHP'ye yakınlaşmış olabilir ama CHP'de böyle bir tavır yok.

-Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Fethullah Gülen Ekmeleddin İhsanoğlu'nu desteklenmesi gerektiğini söyledi.

İşlerine o gelir çünkü AKP'ye muhalif olan tarafı desteklemek zorundalar. Ama bu CHP'yi Cemaat'e yakın yapmaz. Cemaat bir arayış içerisinde çünkü. Eskiden Cemaat'in yayın organlarından kimse bizi arayıp sormazdı ama şimdi her alanda karşılaşır olduk (Gülüyor)

-Ekmeleddin İhsanoğlu'nun aday gösterilmesine ne diyorsunuz?

Kime ne mesaj vereceğini şaşırdı İhsanoğlu. Bir taraftan Muhsin Yazıcıoğlu'nu gündeme getirdi. Bir taraftan Ali İsmail Korkmaz'ın ailesine gitti. Onu destekleyen herkese hitap etmek zorunda kaldı. Bireysel olarak elinden gelen herşeyi yaptı. Kendisinin performansı konusunda hiç bir şey diyemem. İyi niyetle çalıştı. Ramazan'da oruçlu haliyle her yeri gezdi. Başbakan'ın oruç tutmadığını da biliyoruz.

'HDP'DE ÖZGÜR OLAMAM'

-Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasında Selahattin Demirtaş'ı öven açıklamalar yaptınız sosyal medyadan.

O söylemimde özellikle çarpıtıldı. Ben solda yeni bir lider dedim ancak solun yeni lideri demişim gibi aktarıldı. Demirtaş'ın solun yeni lideri olabilmesi için, ciddi rakamlarda oy alması gerekiyor. Yeni bir lider sözünü de Güneydoğu Sorunu konusunda kafası karışık bir çok CHP seçmenini de ikna edebilecek seçim kampanyası yaptığı için söyledim. Çünkü Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder'in hatasına düşmedi. Ana akıma oynadı ve AKP'ye yüklendi. Önder gibi muhalefete yüklenerek bir seçim kampanyası yürütmedi. İnsanların saygısını kazandı. Tabii sürdürülebilirliği de çok önemli. Ben zor olduğunu düşünüyorum çünkü geri döndüğünüzde bir partiniz var. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde biraz daha bağımsız davranabildi belki ancak HDP'nin başındayken aynı şekilde devam edebileceğini zannetmiyorum.

-Sizin CHP'ye göre aykırı bir profiliniz var. CHP'de olmaktan mutlu musunuz?

Ben CHP'ye inanıyorum. Kendimi en özgür hissedebildiğim partinin burası olduğunu düşünüyorum. Kimse bana niye oraya gittin niye buraya gittin demez. Ben bunu başka bir yerde yapabileceğimi düşünmüyorum. Mesela HDP'ye yakıştırılıyorum. Bunu da ilk defa söyleyeyim: HDP'li olsam ben Balyoz duruşmalarını takip edemezdim herhalde. Balyoz'u da takip ettim, KCK'yi de takip ettim. Mağruriyet varsa orada olmaya çalışıyorum. KCK'ye de giderim Lice'ye de giderim, Vardiya Bizde'ye de giderim, Ergenekon'a da giderim. Engin Alan'ı ilk ziyaret edenlerden biriyim ben. Bunu HDP'de yapamazdım herhalde. (Gülüyor)

'VAH ÖLENE!'

-Son olarak Lice'de bir heykel gerginliği yaşandı. Neler oluyor Lice'de?

Benim heykeli diken ve yıkanla işim yok. Ben heykeli diktiren ve yıktıranla uğraşıyorum. İktidar o heykeli 1 günde keşfetmedi herhalde. O heykel 1 günde gökten inmedi. Vah ölene diyorum sadece.

Son Güncelleme: 04.12.2017 12:02
Anahtar Kelimeler:
İnsanhaberMelda Onur
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.