07 Ocak 2018 Pazar 10:27
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Fransa’daki camilere imam lazım

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, günübirlik Paris ziyaretinin ardından Türkiye’ye döndü. Erdoğan uçakta beraberindeki gazetecilere değerlendirmelerde bulundu. Fransa Cumhurbaşkanı Macron’la ikili ilişkilerin yanı sıra Türkiye-AB ilişkilerinin ele alındığını belirten Eroğan, Franda’daki camilerin imamları konusunda yaşanan sıkıntıya dikkat çekti.

Belediye operasyonlarına devam

Erdoğan, “İran’dan sonra Türkiye’nin hedef olabileceği” yorumlarına ise “Ben Türkiye’yi asla zayıf olarak görmüyorum. Biz vurduk mu oturturuz” cevabını verdi. Cumhurbaşkanı belediyelere yönelik operasyonların da devam edeceğine dikkat çekti.

Fransa’daki imamlar

Cumhurbaşkanı, Macron’la Fransa’da yaşayan Türk ve Müslüman toplumunun sorunlarını da ele aladıklarını özellikle bu ülkedeki camilerin üzerinde durulduğunu ifade ederken “250 kadar camimiz var. Camilerin imamları konusunda sıkıntı var. Sürekli imamları azaltma yoluna gidiyorlar. Fransa’da yetişmiş din görevlisi istihdamını arzu etmelerinden kaynaklanıyor. Ben de Strasbourg İlahiyatı devreye almanın yararlı olacağını belirtim. ‘Fransa’da kendilerine denklik verecek olursanız biz de Türkiye’den YÖK’ten bu işi halledebiliriz’ dedim. Karşılıklı olarak bunu hallettikten sonra problem kalmaz. Yabancı dil sorunu olmaz. Dini bilgiler konusunda, burada ehliyet sahibi hocalar tarafından yetiştirileceklerdir. Böylece camilerde, Fransız kültürüne yabancı olmayan ve entegrasyon sıkıntısı yaşamayan kişiler görev vermenin yolu açılmış olur. Bu konu ile ilgili kendisi ile mutabık kaldık. YÖK’le yapacağım çalışma sonrası Sayın Macron ile muhtemelen bir telefon görüşmemiz olabilir” dedi.

‘Terörle mücadelede sizler neredeyseniz’

Macron’la PKK, FETÖ yapılanması ile ilgili mücadeleyi de konuştuğunu, dernek isimlerini de içeren doküman ve belgeleri, Fransızca tercümesiyle kendisine ilettiğini anımsatan Erdoğan, “Bunların takipçisi olmanızı istiyoruz, bizde bunları takip edeceğiz dedim. Kendileri de ‘Terörle mücadelede sizler neredeyseniz ben de aynı yerdeyim; mücadeleyi aynı kararlılıkla ben de vereceğim’ dedi. Temennim odur ki inşallah bu mücadeleyi birlikte verme imkanı yakalarız. Bölgesel konular bahsinde Filistin’de iki devletli çözüm konusunda aynı şeyi düşünüyoruz. DEAŞ ile mücadele konusunda aynıyız. İran’da yaşanan hadiseleri ele aldık, oradaki bakış açımız da hemen hemen aynı. Türkiye ve Avrupa ilişkilerinin mevcut durumunu ve ilişkilerini ele aldık. AB ve Fransa’dan beklentilerimizi dile getirdik ve göç anlaşmasını hatırlattım. Şu an 3.5 milyon insan bizde, tüm bakımı bizde, yaptığımız tüm harcama ortada ama sizinkiler bu harcamaları kabul etmiyor. Verilen sözler yerine gelmiyor bunların hepsini tekrar hatırlattım” dedi.

Tutuklu gazeteciler

“Macron’a Türkiye’de tutuklu bulunan sözde gazetecilerle ilgili olarak da bilgi verdim. Bunların bir bölümünün adi suçlardan, büyük bölümünün de terörden ve terörle iltisaktan dolayı içeride olduklarını anlattım. Bana bazı isimler de verdi” diyen Erdoğan, bu isimlerle ilgili olarak savcıların ne tür iddiaları olduğunu kendisine “bilgi paylaşımı” çerçevesinde göndereceğini ifade etti. Erdoğan şöyle devam etti:

Can Dündar ve Osman Kavala

“Nitekim, Batı’da yaşananlar ortada. Örneğin Can Dündar denilen sözde gazeteci, Türkiye’de 5 yıl 10 ay mahkum olmasına rağmen, Almanya’da rahatça dolaşıyor. Halbuki kendisi, Türkiye’de adli kontrolle serbest bırakılmaktan istifade ederek kaçmış biridir. Ancak mahkumiyet almış birine, Almanya’da Cumhurbaşkanı başta olmak üzere bir çok siyasi parti ve makamların rağbet göstermekten çekinmediklerini görüyoruz. Ellerinden gelse ödül de verecekler. Biz, suç işlediği sabit olmuş, 5 yıl 10 ay hapse mahkum edilmiş birine bu şekilde rağbet gösterilmesini doğru bulmuyoruz. Suçluların iade edilmemesini de doğru bulmuyoruz. Paris’teki basın toplantısında bir gazeteci de kalktı bana, malum Gezi olaylarının kahramanı Osman Kavala’yı sordu. Demek ki Fransa’da Kavala’nın avukatları varmış! Gezi olaylarının arkasındaki bütün o işlerin kahramanıdır; Türkiye’nin Soros’udur bu adam. Bu tür insanların hangi çevrelerde nasıl sahiplenildiğini görmek de manidar.”

‘Macron’un ne demek istediğini anlamadım’

Erdoğan, Macron’un Türkiye’nin AB sürecinin yeniden yorumlanmasından bahsettiği anımsatılarak, “Biz buradan Türkiye olarak ne anladık? Onun demek istediği şey neydi sizce?” sorusuna da “Ben onun tam ne demek istediğini anlamak istemedim. Onların bizi anlamasına odaklanmayı tercih ettim. Ben ne demek istiyorum, o beni anlasın diye düşündüm. Ne demek istediğimizi en iyi biçimde anlatmayı hedefledim. Hem içeride de hem de basın açıklamasında buna odaklandım. Temenni ederim ki bizi anlamışlardır” yanıtını verdi.

YPG ve FETÖ

Erdoğan, ABD ile ilişkileri kapsamında “YPG ve FETÖ konusunda hayal kırıklığı yaşıyor musunuz? Bundan sonra Trump’ın geri kalan görev süresi içerisinde Türkiye-ABD ilişkilerinin indiği seviyeden normal bir seviyeye çıkarılma umudunuz var mı?” sorusu üzerine şunları kaydetti:

“Bu olayın bir çok başlığı var. Olay sadece YPG olayı değil. Mesela yargı sistemlerinde yaşananlar var. Bunların en önemlisi FETÖ meselesi. Yani biz ABD ile terör ile mücadelede şu an tümüyle aynı kulvarda koşmuyoruz. ABD terörle mücadelede kendine göre bir tanım yapmıştır. Kendine göre yaptığı tanım çerçevesinde terörle mücadele ettiğini söylüyor. ‘Sen teröristsin’ kime diyorsa, onu peşinen terörist sayıyor. Ama işin aslı öyle değil. Onun terörist dediği ülke ve kişilerin terörle alakası da olmayabilir. Şu anda İran’a, Pakistan’a yönelik yapılan açıklamaları bu çerçevede değerlendirmek lazım. Pakistan’ın terörle ne alakası var? Pakistan teröre karşı bedel ödeyen ülkelerden birisidir. Afganistan’da bununla ilgili bedel ödeyen ülkelerden birisidir. ABD bunlara terörist yaftasını yapıştırıyor diye biz bunlara terörist diyebilir miyiz?

‘Kumpaslarla dolu’

Bir başka başlık, Reza Zarrab, arkasından Hakan Atilla meselesi, Halk Bankası meselesi. Bu konu ile ilgili yargı süreci kumpas üstüne kumpaslarla dolu. Bu süreç tamamen siyasidir, adli ve hukuki değildir. İşte çıkıyor birisi açıklama yapıyor ‘FBI bana 50 bin dolar verdi’ diyor. Zanlı olan birisi kalkıp “Bana FBI 50 bin dolar verdi” diyorsa bir defa sizin adalet sisteminiz çöktü demektir. Bunlara yönelik yapılan bir şey var mı? Hayır yok. Şimdi nisan beklenecek. Tüm bu konular, Türkiye ve ABD arasında hukuki sistemde ikili ilişkileri ciddi manada yaralamıştır. Ciddi manada burada aramızdaki süreçte darbe yemiştir.”

ABD’ye dava açarı

Erdoğan, “Hakan Atilla davası 9 ay gibi kısa sürede tamamlandı. Gülen hakkında, neredeyse 4 yıl olmasına rağmen Pensilvanya hakkında tek bir adım atılmamış olmamasına ne diyorsunuz?” sorusuna da şöyle cevap verdi:

“Sene 1999’dan 2017’ye FETÖ’nün elebaşını ABD de besleyip ona 400 dönümlük araziyi tahsis eden ABD. İlk etapta 85 koli ondan sonra yeni yeni sonuçlanan davalar ABD yetkililerine bildiriliyor. Ne yazık ki adalet bakanlığı ABD’nin konu ile alakalı attıkları tek bir adım yok, ama biz kovalayacağız. Hakan Atilla davasıyla ilgili olarak da, gerekirse biz ABD’ye karşı dava açarız; zira şu anda Halk Bankası’nın dava açma yetkisi var. Bu bankamızın uluslararası düzeyde ismi kirletiliyor” dedi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.