En alışagelmiş eylem olarak yeni yıl geldiğinde pamuklarla vitrinlerden okul tahtalarına kadar Hoşgeldin Yeni Yıl yazılırdı bir zamanlar. Şimdi sprey köpüklerle yazılıyor.

Hiç de hoşgelmedin 2018 yılı.

Belki de ilk kez bu kere yılbaşını kutlamayacağım. Dinciler kandil yaksınlar. Her sene yeni yılın bir anlamı olurdu, bazen tek başına da olsanız küçük büyük bir kutlama yaparsınız. Bu yıl hiç hevesim yok. Birçok davet aldım. Başta aileden, dostlardan. Yahu, dedim, deli misiniz neyi kutlayacaksınız. Akıllara ziyan deli saçması bir yıl geçirdik. Gelen 2018 in daha iyi olacağını umut ediyor musunuz?.. Cevap olarak, olsun her zaman bir umut var, umudumuzu kesmemeliyiz,dediler hep bir ağızdan. Kuşkusuz umudumuzu kesmemeliyiz, hiçbir zaman da kesmiyoruz ama, ortada kutlanacak, eğlenecek bir şey yok.

Son yıllarada, özellikle son bir yılda gündem manyağı olduk, yorulduk ama, daha bir keskinleştik. Birçoğumuz aklı başına geldi. Son bir haftaya bakalım. Bu yazı başladığım dördüncü yazı. Daha konuyu iyice araştırıp yazıyı bitirmeden yeni ve çok önemli bir gündem beliriyor. Hadi ona yoğunlaşırken bir yenisi. Hangisine yöneleceğinizi bilemiyorsunuz.

2017 nin son haftasında önce yalnız Türkiye’yi değil, dünyayı şaşkınlık içinde bırakan, tüm hukukçuları ayağa kaldıran Bir KHK çıktı oraya birdenbire. Yanında Hamurabi kanunları bile daha hukukî kalır. Başta Aptullah Gül, AKPlilerden bile eleştiren oldu. Ne olacak canım onlar ötekiler demeyin. İçlerinde parti kurucuları, Cumhurbaşkanlığı, Meclis Başkanlığı yapanlar var. Burhan Kuzu’dan pek dişe dokunur bir ses çıkmadı, çok meraklanıyorum bu Anayasa profesörümüz engin hukuk bilgisiyle nasıl geniş çaplı bir yorum yapacak diye. Yoksa o da mı pek beğenmedi de, yüksek perdeden sesini çıkarmaya çekiniyor. Bu eleştirenlere Reis çok kızdı, yazıklar olsun dedi. Bu sözü nasıl okumalı?.. Ben sana Cumhurbaşkanlığı bile ihsan eyledim nankör, demek mi istedi acaba. Bütün bunların üstüne Başbakan yaptığımız en iyi iş demez mi!.. Şehir bakanı Özhaseki de yaptığımız çok saf, sade iyi niyetle önünün arkasının belli olduğu bir KHK, dedi!.. Vallahi kısmen doğru söylemiş. Önü de belli arkası da belli ve asıl itiraz edilen de bu.

Cumhurbaşkanı Afrika turuna çıktı, önce Sudan’a uğradı. Uluslararası soykırım suçlusu diktatör El Beşir ile can ciğer kuzu sarması. Ordan son derece iyi ilişkilerle üç aslan yavrusuyla bir adacık kaptı, ver elini Çad. Hani Ege’deki adaları verdik, karasuyumuz, kıta sahanlığımız falan kalmadı ama, e işte Kızıldeniz’den de bir ada aldık idare edin gibi. Haa, unutuyordum. Bir de fahrî Doktora. Hem de Hukuk Doktorası. Çad tarafından ne aldık ne verdik pek anlayamadık ama, Tunus skandallarla bitti. Tunus basınında yer alan yorumları yazmak elimden gelmiyor, çok rencide edici.

Programı hangi protokol görevlisi yaptıysa gece yarısı saat ikide Tunus Kartaca havaalanına inildi ve Cumhurbaşkanını başbakan bile değil, Dış İşleri Bakanı karşıladı. Ertesi gün İhvana karşı zafer kazanarak seçilen Tunus Cumhurbaşkanı Béje Caid Essebsi’ye Rabia işareti yaptı sayın Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhurbaşkanı olarak yaptığı resmi gezide. İşte bunu anlamak mümkün değil. İşin en üzülünecek tarafı da, çok ağır bir karşılık aldı. Tunus Cumhurbaşkanı, burda Rabia işarete falan sökmez, Tunus’taki tek işaret Tunus bayrağıdır deyiverdi. Yani, burası demokratik, laik ve milli bir cumhuriyettir demek istedi. Masabaşında çektirdikleri protokol fotoğrafında ikisinin de yüzünden düşen bin parça idi. İki gün olarak planlanmış olan Tunus gezisinden programın büyük kısmı iptal edilerek apar topar yarım günde geri dönüldü.

Gene de pek boş dönülmedi. Dünyada ikinci en çok zeytinyağı üreten Tunus ile tonlarca zeytinyağı anlaşması yapıldı. E gerekliydi tabii. Bizde zeytin ağaçlarını katlediyoruz ya, vatandaş zeytinyağsız kalmamalı.

Bütün bunlar olurken taşeron işçiler sanki kadroya alınacakmış gibi yapıldı vee asgari ücret açlık sınırının altında 1603 lira olarak belirlerdi. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi, Bütün imkânları zorlayarak 1603 lirayı verdik, dedi. Allah razı olsun mu demeliyiz acaba?.. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi de, dünyada en yüksek asgari maaşı Türkiye veriyor, deyiverdi.

Sevgili canlar, saygıdeğer okurlar, bütün bunlar bir hafta içinde oldu. Aslında daha çok şey oldu da, en öne çıkanları bunlar. Bir yılda 52 hafta var. Hepsini ele alacak olsak kafayı yeriz. Sütunlar yetmez.

Şimdi bütün bu gerçekler önümüzdeyken bu yılbaşı neyi kutlamalıyız ben pek anlamadım. Evet, umudumuzu kesmiyoruz. Evet, her zamankinden daha umutlu olmalıyız. Ama hep beraber göreceğiz önümüzdeki yıl kimbilir neler neler olacak. Olumlu olumsuz her olgu umudumuzu daha da pekiştirecek. Her yıkılışta daha bileneceğiz. Daha bilinçleneceğiz. Daha umutlanacağız. Ancak, yılbaşı diye ortada kutlanacak, eğlenecek bir şey yok. Önce bunu bilmeliyiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.