Ülkemiz bir süredir nedense çok olağan sayılmayacak bir şekilde referanduma hazırlanıyordu. Bombalar patlamıyor, insanlar toplu halde kapalı veya açık alanlarda katledilmiyordu… Ancak, Nusaybin’in Koruköy ilçesinde olanlardan başlayarak, bunun böyle devam etmeyeceği veya ettirilmeyeceği belliydi. Birkaç günlük gelişmelere bakınca, normalliğin bizlere iyi gelmeyeceğine birileri tarafından karar verilmiş gibi görünüyor.

Önce Kuzey Kürdistan Kürt Yönetimi Bölgesi lideri Barzani ülkemizi ziyaret etti. Bu ilk gelişi değildi ama uzunca bir aradan sonra havaalanından başlayarak, devletin en üst kademelerindeki tüm görüşmelerinde Kuzey Kürdistan Kürt Yönetimi bayrağı saklanmadan, hatta biraz da özellikle gösterilerek basında yer alması nedeniyle Bahçeli ile krize yol açtı. Krize dediysem öyle hemen EVET cephesi çatladı diye anlamayın. Bu sadece biraz Bahçeli’ye karşı yöneltilen suçlamalar nedeniyle hem bu baskıdan biraz kurtulma, hem de AKP’ye birazcık naz anlamındaydı.

AKP, Bahçeli başkanlığındaki MHP ile giriştikleri EVET çalışmasının giderek “ yalan olması”  sonucu, Kürt oylarını da olabildiğince yanına çekme ihtiyacından kaynaklanan “at değişiminin” zamanının geldiğini anladı. Aslında, bütün bunların da ötesinde, bunları da aşan bir gelişme: Cumhurbaşkanı, yapılan anketlerden “ halkın konuyu yeterince anlayamadığını” gördü ve mart sonuna kadar anket yapımına son verilmesini istedi.

Peki, ne olacak da mart sonunda halk bu konuyu anlayacak?

 AKP’nin müthiş bir makine olarak çalıştığı günler geride kalmışa benziyor. 15 yılın sonunda halka vereceği rüşvet kalmamış, kendi içinde zenginliği bulunan kadroları zaman içersinde tasfiye edilmiş, tasfiye edilenler de, tavsiye edildikten sonra neredeyse ayaklar altına alıp, pas pas yapılmış ve toplumun önüne bu gün koyulan havuç da bir hayli tazeliğini yitirmiş. Kısacası, AKP, parti olarak yorgun ve bitmiş.

Ömrünü tamamlayan her canlı mekanizma gibi, AKP de, ölmeyi bekliyor. Ancak, bu duruma razı olmayacak! birileri her zaman vardır. Böylesi durumları aşmanın veya geçici olarak aşmanın yolları bellidir. Bu kimi zaman, partinin lider ve kadrosu yenilemekle sağlanabilir, kimi zaman içeride büyük bir düşman yaratmak ( içerde düşman yaratmak kısmı FETÖ ile sağlandı) ya da dışarıda bir düşman yaratmak ve onunla savaşmak olabilir.

Sanırım AKP’yi “kurtaracak plan” bu

Uluslararası güçlerin Suriye’deki planlarının bir kısmına uymayı reddeden yönetim, kendi kafasının içindeki dış düşman olarak YPG’yi yok etme fikri ile son 3-5 gündür ÖSO görünümlü bir Menbiç savaşı yürütmeye çalışıyor. Şimdilik düşük yoğunluklu devam eden çatışma, ileriki günlerde giderek daha yüksek yoğunluğa bürünebilir. Ne ABD’nin ne de Rusya’nın planlarına uymayacak bu durum, belki içerde AKP’nin beklediği oy artışını getirebilir. Ancak, dünyanın en büyük iki süper gücünü karşına alarak varılacak bir yer yoktur. Olsa olsa Mehmetçiklerimizin ölümü, ülkemizin zor durumda olan ekonomisinin iflasını ve Sevr’den beter bir ülkenin elde kalmasına neden olur. Ha, bu arada AKP diye bir parti kalır mı veya kalsa bile bu kadar bedel ödemek ne için diye sorulmaz mı? Orası, yaşayarak görmek dahi istemeyeceğimiz bir sonuç olarak şimdilik kalsın diyelim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cüneyt 2017-03-04 12:53:23

sığ düşünceler bunlar sığ.....