Yaz yakınlaşmaya, gelmeye görsün, yazlık olduğu düşünülen öğütler, önermeler sarar ortalığı. Gezilecek, görülecek yerler. İzlenecek konserler. Dinlenecek müzikler. Uygulanacak diyetler. Okunacak kitaplar.

Yazın okunacak kitaplar listeleri çıkarmak. Kendisine yöneltilen sorulara, kitap isimleriyle yanıt veren ünlülerimizle ya da sektörden birilerinin belirlemeleriyle ortaya çıkan yazın okunması gereken kitap listeleri önermek.

Bu listelerin ne anlama geldiğini hiç bilemedim. Yazın vaktiniz olur, daha fazla okumaya zaman ayırın mı demek isteniyor. Okuyun, mutlaka okuyun farklı şekilde yeniden mi vurgulanıyor. Bu listelere dahil edilen kitaplara bir nevi tanıtım kıyağımı geçiliyor.

Bilinmez mi ki? Bu listeleri kim önerirse önersin, kim hazırlarsa hazırlasın hep başka birileri tarafından da eksiklerinin olduğunun düşünüleceğini. Bilirler, tartışılır, tartışmalar hiç bitmez, yine de her yıl bu listeler hazırlanır. Birileri de bu listelere göre okur her halde.

Önemli ola, okumaya zaman ayırmaktır, bunun yazı kışı olmaz. Elbette okuma biçimleri çeşitlidir. Ayrılan zaman herkese göre değişir. İlgilenilen okuma alanları farklıdır. Onun içindir ki herkese göre doğru okuma önermeleri düşünülemez, bu konuda herkes için geçerli reçeteler oluşturmak iş te değildir, kimsenin haddi de değildir.

Bildiğim şu, kitabın yazın kışın okunması gerekeni olmaz. Kitaplar insan yaşamında hep olmalı ve kişiler kitap okumak için ayırdığı zamanı geliştirmeli. Belki bu etkinliğe dinlemeyi de katmak gerek, çünkü sesli kitap uygulamaları giderek yaşamımızda daha fazla yer almaya başladı. Okumalı, mutlaka okumalıyız.

Kitap okuma manzaralarını gözlemlemeyi severim. Onun için de yaz tatili için her yıl gittiğim Güzelçamlı'nın çok uzun kumsalında her yıl sekiz, on kilometreye varan gözlem yürüyüşleri yaparım.

Kitap okuyanların sayıları artarsa sevinirim, azalırsa üzülürüm. Takvim yaprağı arkası okuyan teyzeleri, amcaları gördükçe sevinirim. Yazlıklarda gelenek olmuş akşam pazarlarındaki kitapçı tezgahlarının önündeki yığılmalar ilgimi çeker. Yaklaşırım kitap sohbetlerine kulak misafiri olurum. Akşam pazarlarının neredeyse vazgeçilmesi olan kitapçı tezgahlarının hala varlıklarını sürdürüyor olmalarını, gizli bir gururla takip ederim, sanki biz de varız, bakın varlığımızı sürdürebiliyoruz demenin duygusudur bu.

Kitap tezgahları derken, bir gözlemimi de paylaşmadan edemeyeceğim. Belli ki bu tezgahlarda satılan kitapların bir çoğu korsan. Başka türlü kitapların piyasa değerlerinin 3/1 ine satılmaları mümkün mü? Bildiğim şu, bu kitapların tümünde de bandrol tamam. Nasıl oluyor bilmiyorum. Tezgahları bandrollü ve korsan olarak süsleyen kitaplar arasında bir çok yayınevinin kitapları yan yana. Üzücü bir durum.  Mutlaka engellenmesi gereken bir durum. Bir nevi hırsızlık, emek hırsızlığı. Hala sürdürülüyor olabilmesi şaşırtıcı.

Okuma listeleri oluşturmak yerine okuyucuya, okuma alışkanlıklarının deneyimlerinden bahsetmenin daha uygun olduğunu düşünürüm. Okumak aynı zamanda yazının içinde özgürce uçabilme becerisidir de. Okuyucuyu yönlendirmek yerine, uçabilmesine olanak sağlamak gerekir, düşüp bir yerlerini kırabileceğini hiç düşünmeden. Okuma yol bulmadır, yoldan çıkmadır, yolları birleştirmedir, bu gün gözden kaçanı, bir gün hayretle yeniden keşfetmedir.

Okuma serüvenimin başlangıcı kitaplara; okunmuş, işleri bitmiş muamelesi yapmam. Ara sıra onları yeniden gözden geçiririm, yeniden okurum. Şimdilerde Orhan Kemal'i yeniden okumak ülkemiz insanını yeniden yeniden tanımak için ne kadarda yararlı olur. Murtaza'yı mesela, Eskici ve Oğulları’nı mesela. Müfettişler Müfettişi'ni mesela.

Günü yakalamaya çalışırım. Sonuna kadar bitirebildiğim kitapları yok, beni yakalayamadı, kendini okutturamıyor saptamalarına kulak asmam. Kendimi zorlarım sonuna kadar okurum, beni yakalayamamışsa, nedenlerini kendimde sorgularım. Anlamamışsam yeniden yeniden okurum anlamaya çalışırım. Kolay okuduklarım olursa şüpheci yaklaşırım. Kolayın kitleye, aktüele, popülere hedeflendiğini düşünürüm.

Gelecekle bağım olmasına sebepler yaratırım. Yeni yazarları okumak için kendime şans tanırım. Bu tanışmaların beni yeni ufuklara, yarınlara taşıyabileceğine ilişkin umut hep yüreğimin bir kenarında durur. Bu arayışlar için ayrılacak zamanın boşa gitmeyeceğini düşünürüm. Bu umut bazen de geleceğin, yarının ta kendisi olur.

Okumakla ilişkisi düzenli bütün insanların değerli olduğunu düşünürüm. Ne okuyorsanız okuyun, sizin okuduklarınızla benim okuduklarım arasında uyumsuzluklar, zıtlıklar olsun. Hiç önemli değil, yeter ki okuma eylemimizi sürdürelim, sürdürebilelim. Ve birbirimizin okuma, yazma özgürlüğüne sahip çıkabilelim.

Tanrı bizi okumayla ilişkisini diplomasına kavuştuktan sonra sonlandıranlardan etmesin! Amin!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.