Türkiye’e gündeme yetişmek olanaksız.

Daha iki gün önce son politik incimiz Abidik Gubidik üzerine kendimce bir yazı yazmıştım. Daha dumanı tüterken politik dağarcığımıza yeni bir sözcük daha eklendi. ‘Nonoş’. Aslında başka bir nitelemenin göya biraz kibarca ifadesi. Söyleyen bu ülkenin içişleri bakanı. Tabii bakan olunca da biraz kibarlaştırmış, sağolsun.

Malum politika söz dağarcığımıza eklenen son söz Abidik Gubidik olmuştu.

Hemen ardından nazilikle ilgili bir dolu edebiyat parlatıldı ama, o sözcük pek yeni değil, seksen yıldır yani, neredeyse bir asırdır söylenegeliyor. Ancak, bu nazi sözcüğü  yerinde kullanıldı mı derseniz, pek de yerinde değil. Tam uymadı. Ama olsun, söylenildi.

Ardından bir ‘Nonoş’ atıldı ortaya. Bu sözcüğü politika literatürümüze katan anlı şanlı önemli bir bakan. Sağolsun, sözün anlamını tam doğru değilse de inceltilmiş sinonimiyle (eşbenzeriyle) söylemiş. Biraz dikkatli davranmış sayın bakan. Gerçi bu eşdeğer sözcük daha çok argoda, sokak jargonunda söylenir ama, olsun öyle küt diye söylemekten daha kibarca. Tabii ki, dikkatli davranacak, koskoca bakan. Hem çoluk çocuk, yenge falan var.  Öyle küt diye söylenmez ya. Sayın bakana bu dikkatinden dolayı teşekkür ederiz.

Dışişleri Bakanı Sayın Mevlut Çavuşoğlu da ‘it’ sözünü kullanılmış. Üstelik diğer yabancı ülkelerle, (özellike Alamanyayı kastediyor olmalı) sahiplenme bağlantısı kurarak ‘itleri’ takısıyla kullanmış. İtlerine sahip çıkıyorlar, şeklinde. Yani Almanyaya yönelik sarfetmiş oluyor bu hitabı. Hani kavgada düşmanına bile söylenmez denir ya. Diplomatik dilde hiç olmayacak birşey. Zaten Avrupa ile kriz üstüne kriz içindeyiz. Bu bile tek başına bir kriz nedeni. Söylemlerde biraz dikkatli olmak, uluslararası dile dikkat etmek, içte ve dışta politik söz ve söylem kalitesine birazcık olsun dikkat etmek çok mu zor..

Hani bu ivmeyle gidersek referanduma kadar bir sözlük dolduracak kadar yeni söz ve deyim eklenecek politika literatürümüze.

Ama gene de Sayın Başbakanımızı seviyoruz. Onun dediği de pek maksadına uygun değildi ama, hiç değilse bel altına girmemişti. Onu kaybetmek, politik yaşamımızdan ve dağarımızdan silinmesini istemiyoruz. Bu nedenle de tıpkı o İstinye pazarındaki öpülesi  zekâya sahip vatandaş gibi Referandumda ‘Hayır’a basacağım mühürü, sırf başbakanımız başımızdan eksik olmasın diye.

Bu arada İstanbul’da  Bilgi Üniversitesi’nde Dünya Kadınlar Günü etkinliği tekbir getirenlerce basılmış, öğrenciler ve koruma görevlileri darp edilmiş. Neden acaba?.. Kadınlara karşı tekbir getirerek saldırmak neden?.. Ankara’da, kadın yürüyüşlerine polis gazla müdahale etmiş, gözaltılar var. İstanbul’da 8 Mart kadınlar günü yürüyüşü karnaval havasında geçmiş, onbinlerce yürüyüşçü kadın, erkek İstiklâl Caddesini doldurmuş. Anlaşılır gibi değil. Allah aşkına ne istersiniz Kadınlar Günü kutlamasından, polis niye müdahale eder? Yüzü kapalı saldırgan tekbir getirerek niye dağıtır toplantıyı?.. Anlayan varsa lütfen bana da anlatsın.

İşin aslında, ben sıkıldım bu OHAL den de, referandum muhabbetinden de. Bir an evel yapılsa da bitse bu muhabbet. Önümüzde çok önemli işler var. Bir Kıbrıs meselesi var ki, kaya gibi. Hiç sesi duyulmuyor. Ege’de adacıklar, kayacıklar sorunu var. Hele hele bir Suriye Irak sorunu var ki üfff.. Vallahi koltuk yakar. Bu arada Irak ordusu Musul Konsolosluk binamızı kurtarmışlar sağolsunlar. İşsizlik, enflasyon, ekonomik durgunluk falan da cabası. Neredeyse unuttuk gittik bunları. Hani insanlığımızı, yaşam haklarımızı falan da unuttuk. Alamanlar ve Avrupa Birliği  anımsatmasa basın özgürlüğü, insan hakları sorununu falan da unutacağız. Varsa yoksa Referandum. Onunla yatıp, onunla kalkıyoruz.

İnanın sıkıldım, referandum yapılsın da bitsin istiyorum bir an evel. Büsbütün elimize yüzümüze bulaştırmadan bitsin..

Yapılsın da hayırlara vesile olsun inşaallah..

Büyüsün de yürüsün maaşaallah..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.