Ülkece seçimlere kilitlendik. Artık her sohbet kim kazanacak/kazanmalı üzerine tahlillerle başlıyor ya da bitiyor. AKP anayasal çoğunluğu elde edebilecek mi? Erdoğan saltanatını sürdürebilecek mi? HDP barajı aşacak mı? Sorular, hesaplar, ihtimaller...

Belki de sandığın ilk kez bu derece önem kazandığı bir seçim sürecini yaşıyoruz. Bu kez mesele kimin seçileceği değil, Erdoğan'ın hülyasının gerçekleşip gerçekleşmeyeceği.Yani başkanlık sistemi yani bir sistem değişimi. Oldukça kritik bir eşik anlayacağınız. Hal böyle olunca, seçimlerin bu derece önem arz etmesi de doğal tabi.

Evet bu şeçimin ana aktörü Erdoğan. Adım adım ördüğü iktidarını taçlandırmak niyetinde. Net ve kesin bir şekilde ülkeye hakim olmak istiyor. Hatta bu öyle bir isterik hal aldı ki, kendi partisinde bile kazan kaynamaya başladı. Görünen o ki hülyasının anahtarı da HDP. Ya HDP barajı aşacak Erdoğan kaybedecek ya da baraj altında kalacak Erdoğan büyük ihtimalle kazanacak. Durum kabaca bu.
HDP'nin barajı aşma ihtimali çok uzak değil. Biraz çaba biraz destek... Sonuç Erdoğan kaybedecek. Peki biz kazanacak mıyız? Erdoğan'ın pasifize edilmesi yeterli midir? Peki ya sonrası...?

Mesele salt sandıkta çözülür mü ya da gerçek sonuçlar sandıktan çıkabilir mi ayrı konu... Ancak bulunduğumuz durum dikkate alındığında hem sandık hem sokak AKP'ye karşı mücadele alanı olmak zorunda. Erdoğan ile hükümetin arasında oluşan meseleyi kimse ehveni-şer bir tavıra götürmesin. Zira Erdoğan bu noktaya tek başına gelmedi. Elbette 12 yıl önce de ülke güllük gülistanlık değildi. Ancak bugün daha da karanlığa gömüldüysek sorumlusu topyekün AKP iktidarıdır. 2002'de Erdoğan, sağında Gül solunda Arınç, el ele kol kola yola çıktı. Beraberlerinde bilumum şurekaları... Ve bil cümle cemaatler... Tabi ki Gülen cemaati de. Okyanus ötesine gönderilen selamların karşılığı fersah fersah alınıyordu o zamanlar. Anlayacağınız birlikte güle oynaya yürüyorlardı. Arasıra kimi yol arkadaşları da onlara eşlik ediyordu. Taklacılar, makaracılar, ölüseviciler, karunlar, balkon sanatçıları, yetmez ama diyeyim gerisini siz anlayın...Yani liste uzadıkça uzuyor.

BERABER YÜRÜDÜLER BU YOLLARI...

Ülkeyi parsel parsel satarken de,

Diyarbakır'da, Roboski'de çocuklarımıza kurşun yağdırırken de,

Van minute derken milyon dolarlık anlaşmalar yaparken de,

Dereleri kurutup, ormanları talan ederken de,

Reyhanlı'da bombalar patlarken de,

Biz; Zonguldak'da, Soma'da, Şırnak'ta göçük altında kalırken ve iş cinayetlerinde gün gün can verirken de,

Kadınlar olarak sokak ortasında öldürülürken de,

Gezi'de 8 gencimizi katlederlerken de...

EL ELE KOL KOLAYDILAR!

Son dönemlerde işler bozulduysa; sarayla hükümet arasında soğuk rüzgarlar esiyor, okyanus ötesiyle kılıç kalkan oynanıyorsa, bu bizim değil AKP'nin sorunudur. Dedim ya ''Beraber yürüdüler bu yolda” ve karanlığı da elbirliğiyle yarattılar. Bu yüzdendir ki, AKP Erdoğan'ı da yanına alarak karanlığa gömülmelidir. Ehveni-şer kabul edilemez. En azından mücadelenin ekseni bu olmalıdır.

Zira yeni Erdoğan'lar yaratılıp yaratılmama meselesi AKP'nin insafına bırakılmayacak kadar kritiktir.

“Ak köpek pamuk tarlasına zarar verir”

Ancak tarla bataklıksa çözüm bataklığı kurutmaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.