İnsanHaber için bir şeyler yazacaktım geçenlerde, araya bir iki bir şey girdi yazamadım. Sonra bizim müzik meslek birliği genel kurulu süreci, hastalık şu bu derken, bir de baktım ki krizlere gelmiş bizim yazı, hay Allah! Ödüm patlıyor. Sırp prensi öldü diye bir dünya savaşı başlamıştı geçmişte, korkmamak elde değil hacı… Dünya kaynıyor!

Hollanda ve Almanya ile geçenlerde yaşanan “kriz” nedeniyle, “evet” oylarının 2 puan arttığını söylüyor AKP cenahı. Bugün sandığa giden Hollanda’nın sağ cenahı da bu krizden 1 veya 2 puan faydalanmış diyorlar… Gel vatandaş gel, krize gel!

Ellerinde öyle bir makine var ki, krizle titreyip kerizle kendine geliyor.

Böyle çakma krizlerden hep milli duyguları zıplatan sağ partiler faydalanıyor, sandıklı günler bittikten sonra koyan koyduğunu, koyulan koyulduğunu bir anda unutuyor. Bu işin fıtratı bu galiba!

Memlekette tam Aziz Nesin’lik şeyler yaşanmıştı geçenlerde. Emeklilere verileceği söylenen “promosyon” adlı şey için “rakamın az fakat bereketli” olduğunu söyleyen bakan bey bana köydeki ilk okul günlerimizi hatırlatmıştı. Pek seyrek bulduğumuz pötibör bisküvi hemen bitmesin diye kenarındaki çıkıntılardan başladığımız günleri. Ne bereketli bisküvilerdi onlar, beş tanesini bir saatte bitirdiğimiz. Ben o promosyona pötibör muamelesi çekerim sen hiç merak etme aziz muhterem bakanım, rahat ol!

Başka bir bakanın biri, memurların iş güvencesini tapulu mal gibi görmemeleri gerektiğini söylemişti geçenlerde.  Yoksa 3 milyon memur ailesine şunu mu demek istemişti:

“Devletin size yaptığı babalığın da bir sınırı var, iş güvencesini çantada keklik görmeyin, yeter artık baba parasıyla geçindiğiniz. Zaten akşama kadar ya uyukluyor ya toto loto oynuyorsunuz”

Söyleyin bakalım memurlar, öyle mi yapıyorsunuz?

Yine geçenlerde; kapı önündeki kavgayı ayırmak isteyen 82 yaşındaki ninenin bastonu sapına kadar silah sayılmıştı. 3 bin lira cezayı nasıl ödesin garip ninem? Cezası bu soğukta bilmem kaç hafta bir cami önünde günde 4 saat beklemeye çevrilmiş ve mülkün temeli olan adalet yerini bulmuştu!

Müjdat Gezen Sanat Merkezi'ni benzin döküp yaktıktan sonra sosyal medyada küfürlü yorumlar yapan Osmanlı torunu tutuklanmış, yangını sarhoşken çıkardığını söyleyip serbest bırakılmış, karşı sesler yükselince tekrar gözaltına alınmıştı. Şimdi bu sevgili torunumuz, adalet yerini bulsun diye mi yoksa kamuoyundaki tepkiler durulsun diye tutuklanmıştır sizce? Olay soğumaya ve unutulmaya terk edilmiş olabilir mi? Başka bir olayla kamuoyu meşgul olduğunda çaktırmadan yine bırakılacak mı? Referandum sonrasına kadar şimdilik misafir mi? Takip edilmeye değmez mi? Demokratik bir toplumda böyle şüphelerle yaşanır mı?

Bu kadar fitneci düşünmek çok mu? Düşündürtenlere bir lafınız yok mu?

Şimdi ben bir bakmayan olarak ara sıra bakanlara laf sokup duruyorum ya… Sokmasam mı acaba? Muhteşem medyamızın amiral gemisindeki “duayen” bir gazeteciye geçenlerde içerlemiş ve "bilmediğin işlere karışma, git nonoşlarla birlikte ol" demişti içişleri bakanı… Bana da der mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Zafer 2017-03-21 19:03:36

İbrahim Hocam,kaleminize,zihninize sağlık.