Aslında Tayyip Erdoğan'a bu faşizan başkanlığı, biz kendi ellerimizle hediye ettik. 16 Nisan'da yapılan referandum sonuçlarına baktığımızda: Güney Doğu bölgesindeki Kürt şehirleri olarak adlandırdığımız yerlerde, yaklaşık iki buçuk milyon EVET oyu, mühürsüz olarak sandıktan çıkmasına karşın, YSK,  AKP'den gelen ricayla sorun olmadığına hükmederek; HAYIR olacak sonuç, EVET'e dönüştürüldü.

Peki, hırsızın suçu var da kapıyı açık bırakanın hiç mi suçu yok? Bu güne gelmemizin asıl sorumlusunu hiç kıvırtmadan açıkça söyleyelim: CHP. Genetik kodlarında ülkeyi kuran parti olma iddiası, çok açık biçimde devlet benden sorulura dönüşmüş durumda. Ve bu gün bunun somutlaşmış hali de Kürt düşmanlığı.

Konuyu daha net anlamamız açısından, bu filmi biraz geriye saralım: 7 Haziran'da AKP, iktidar olacak çoğunluğu kaybeden bir seçim şoku yaşadı. Önce MHP'nin, HDP'nin desteği ile başbakan bile olmak istemem kıvırtması, ardından da istikşafı görüşmeler manevrasıyla CHP zamanın tüketilmesine çanak tutarak, AKP'nin yeni bir seçime kadar iktidarda kalmasına yardım ve yataklık ettiler.

1 Kasım seçimi ile yeniden iktidar olacak çoğunluğu yakalayan AKP, ilk iş olarak: milletvekili dokunulmazlıklarını kaldıran yasayı MHP ve CHP ile birlikte çıkardılar. Eğer bu yasaya CHP destek vermeseydi; AKP bu yasayı MHP ile meclisten geçirmeye asla cesaret edemezdi. Pek çok sağduyu sahibinin, bu yasanın geçmemesi için CHP'ye yaptığı çağrılar nedense sonuçsuz kaldı.

Bu desteği arkasına alan AKP ve onun yardakçısı konumunda bulunan MHP, işi bir adım daha ileriye götürerek, HDP'yi paralize etmek için pek çok uyduruk bahanelerle hazırlanan iddianameleri Meclise taşıdılar. Ardından birer ikişer derken neredeyse bütün HDP milletvekilleri hakkında yakalama kararları çıktı. CHP'den hala ses yok.

Ardından meşhur 15 Temmuz darbesi ve Tayyip Erdoğan'a destek diye açıklayacağımız Yenikapı Ruhu için mitinge Kemal Kılıçdaroğlu'nun katılması, HDP'nin Güneydoğu'da kazandığı bütün belediye başkanlıklarına el konulması ve kayyum atanması ile yeni bir evreye geçti. CHP'den hala ses yok.

İşi garantiye alan Tayyip Erdoğan ve AKP, HDP Eş Genel Başkanları olan Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ'ı cezaevine yolladı. Sırasıyla da tehlikeli olduklarını düşündükleri diğer on milletvekilini de cezaevlerine yollamakta sakınca görmediler. Bu işin getirisini gören AKP, HDP'nin Güney Doğu'daki tüm il ve ilçe yöneticilerini neredeyse birer gün arayla ceza evlerine yolladı. Artık ortalık temizlenmişti. CHP'den hala ses yoktu.

Referanduma sayılı günler kala Güney Doğu'da yine sinsi operasyonlar planlayan AKP, bu kez HDP'nin sandık başkanlarını görevden aldı. Yerine kendi uygun gördüğü ( siz ona AKP dostları diyebilirsiniz) kişileri sandık başkanları olarak atadı. Ve en nihayetinde HDP'nin tüm seçim görevlilerini ya gözaltına aldı ya da azledip, işi sağlama almanın rahatlığıyla referanduma hazırlandılar. CHP'den hala hiç bir ses yoktu.

Şimdi, size sunduğumuz Türkiye haritasına ve tabloya bakarak AKP'nin mühürsüz EVET oylarının nerede kullanıldığına bakın: ne gördünüz? Elbette, son bir yılda ustaca hazırlanan plan sayesinde hırsızlığa karşı duracak olan HDP'nin cezaevine atılan yöneticilerinin olduğu yerlerle tam bir çakışmanın yaşandığını. CHP'nin Kürt düşmanlığını, AKP ne kadar güzel kullanmış.

Çaldırılan her oy, size Tayyip Erdoğan'ın ceberrut yönetimi olarak geri dönecektir. Demokrasi adına savunmadığınız HDP'nin demokratik hakları, size güçsüz bir muhalefet olarak geri dönecektir.

Yaşam tarzlarınızı kıskançlıkla korumak isteyen sizler, hiç düşündünüz mü, bin yıldır aynı topraklarda, kendi gelenek ve görenekleri ile yaşayan Kürtlerin de kendi yaşam tarzlarına saygı gösterilmesini bekleyebileceğini? Kürtlerin evleri ve şehirleri başlarına yıkılırken, ölüleri kokmasın diye buzdolaplarında günlerce saklanırken neredeydiniz ey hassas laikler? Devlet ve AKP, HDP'yi terörize ederken; sizler ne düşünüyordunuz? Bu "ikinci sınıf vatandaşların" partisine yapılanları hak ettiğini mi?

Şimdi anladınız mı, nasıl göz göre göre bu referandumda kıl payı ile nasıl yenildiğinizi? Şimdi anlıyor musunuz MHP ile gidilecek bir adımlık bile ortak yolunuzun olmadığını? Şimdi anlayacak mısınız bu ülkede Kürtlerle birlikte, barış içinde yaşamak gerekliliğini?

Altı milyon oy almış HDP'nin iki Eş Genel Başkanı hapishanedeyken, demokrasi bu ülkeye asla gelemez.  Kürt sorunu artık silahla çözülemez. Çözüm yeri Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Artık bu ülkede herkes şunu kabul etmelidir: Kürt sorununu çözmeden, bu ülkeye barış, demokrasi, huzur ve refah gelemez. Eğer bu sorunu bizler çözmezsek; dışarıdan birileri bizim adımıza çözerler. Ama bu çözüm bizler için ( ki buna Kürtler de dahil) hayırlı bir sonuca ulaşmaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.