'Bir toplumsal formasyon, kendi gelişim olanaklarını sonuna kadar tüketmeden, yerini başka bir toplumsal formasyona bırakmaz' Karl Marks/Kapital

Kapitalizm, kendi yarattığı sorunlara artık ne Türkiye'de, ne de Dünya'da çözüm üretemiyor. Bu nedenle "akıllı " yöneticilerin yerine, ya ne yapacağı belli olmayan, ya da zamanın ruhuna uygun düşmeyecek "akılsız" yöneticiler ülkelerin başına geçmeye başladı. Bu durum sadece önemsiz sayılacak küçük ülkelerde yaşansaydı; geriye kalanlar bu durumu pek de güzel, hem de kendi yararlarına kullanabilirlerdi.

 Ama Amerika Birleşik Devleti söz konusu olduğunda; bir değil, birden fazla kere düşünmek gerekir:

Örneğin Trump, Cumhuriyetçiler adına başkanlık yarışını girip kazanmasına karşın, kendi partisi içindeki en gerici olarak bilinen Çay Partisi tarafından bile kabul göremedi ve daha bir yılını bile dolduramadan gidici hale geldi.

Ayrıca son on yılda Avusturya'da sermaye tarafından parlamentoya girmesi engellenen ama son seçimlerde yine iktidara alternatif hale gelen faşizan Avusturya Özgürlük Partisi'nin bu sefer parlamentoda yerini alması engellenmedi.

Macaristan'da ise Jobbik Partisi (ismi aslında bize bir hayli "tanıdık" / İYİ Parti) ise aşırı milliyetçi ve üstüne üstlük Turancı parti aldığı oy oranıyla Avrupa'nın yüksek oy alan faşizan partisi haline geldi. İktidardaki parti de Jobbik'den aşağı kalmayan otokratik eğilimleri nedeniyle " Viktatör" lakabıyla anılan Viktor Orban'ın Fidezs Partisi.

Dünya'nın bir kısmında özetlemeye çalıştığımız gibi kapitalizm, "akıllı" parti ve yöneticileri ile verebilecekleri bir çözümün kalmaması nedeniyle "akılsız" parti ve yöneticileri her şeye rağmen iktidara getirmek zorunda kalıyor. Sanırım bu işin öncülüğünü bizim ülkemiz çekiyor. AKP'nin özellikle son beş yıldır uyguladığı politikalar, önceleri AB ve ABD yönetimleri tarafından pragmatist bakış açısıyla( siz ona emperyalizmin çıkarlarına bir helal gelmediği sürece diye anlayın) ses çıkarılmadı. Ülke için de ise sermayenin büyük bir kesiminin edindiği aşırı karlardan,  aklına hiç demokrasi ihtiyacı gelmemişti.

Şimdiyse, AKP'ye iktidar alternatifi diye sundukları: İngiltere çıkışlı ve ABD destekli MHP'den bozma Meral Akşener'in kurduğu İYİ Parti. Eskinin asena lakaplı, karanlık 90'ların içişleri bakanı, sol, sosyalistlerin ve Kürtlerin faili meçhul cinayetlerden iyi tanıdığı Akşener'e kadar düşülmüş olması ve ülkenin kronikleşmiş hiç bir yapısal sorununa (Kürt sorununa barışcıl ve kalıcı bir çözüm, işsizlik, kaliteli ve laik eğitimin parasız ve herkesin ulaşabilir olması, erkek egemen anlayışın terk edilmesi, katılımcı demokrasinin yerleştirilmesi, şehirlerin ve ormanların yok edilmesinin önüne geçilmesi. v.b ) ilişkin tek bir çözüm önerisi olmayan bir yapının önerilmesi bizlere umut aşılamalı. Krizden, fırsat çıkarmalıyız.

Bu önermenin en iyi tarafı: AKP'nin geriletilmesinde bir işlev görecek olması. Ancak, bu geriletme tek başına pek bir işlev görmeyecektir. Zaten uluslararası politika yapıcıları da aynı düşünce ile hareket etmekte. Bizler iktidar alternatifi haline gelmedikten sonra; bu durumda bizim için değişen tek şey: sadece "düzen"değişecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.