80’li yılların İngiliz Başbakanı Margaret Thatcher, hükümetin her kararını protesto eden halkı gösterilerden vazgeçirmek için danışmanlarından bir çalışma yapmalarını ister. Sorun üzerine yoğunlaşan danışmanlar, üretim ekonomisini terk etmiş ve finans ekonomisi üzerinde duran İngiliz sisteminin de bir gereği olduğunu düşünerek “halkı uzun dönem borçlandırmak” yönünde bir çözüm bulurlar. O gün bugündür İngiliz halkı 10-20-30 yıl borçlanarak ev, araba, tatil vb. kredileri ödemekten başka bir şey düşünmez olur; tıpkı Türkiye’nin son 10 yılı gibi.

Son 10 yıl… Bankalar yabancılaştırıldığından beri toplumun neredeyse tamamı bankalara çalışıyor. Son ticaret kanunu ile insanların birbirlerine borç vermelerinin önü de yasal olarak kesildiği için ihtiyacı olan herkes bankaların kapısını çalıyor. Özelleştirme yöntemi ile blok alış yapan firmalar ödeme planını bankalara sunuyor. Risk almadıkları için -zira ödeme garantisi devlettir- kârlarının büyük bölümünü bankalara aktarmakta sakınca görmüyor.
Özel teşebbüs, döviz borcunun son veriler ışığında 250 milyar dolara ulaştığı dönemde büyük risk altında kalmıştır. Dövizdeki herhangi bir büyük dalgalanmada bu özel teşebbüslerin tamamı iflas etme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Yine kredi ile alınan ev, araba gibi emtialar borçları bittiği vakit -tabii bitebilirse- ödenen paranın yarısına bile alıcı bulamamaktadır. Vatandaşın kredi borcu ise tam bir faciadır. 3-4 kredi kartı sadece asgari ücretler yatırılarak hatta birinden çekilenle öbürünün borcu kapatma gibi dipsiz kuyuya atılmıştır. Özetle; sanayicisinden asgari ücretle çalışanına, öğrencisinden ev hanımına kadar herkes bu borcun esiri olmuştur.

Ünlü sosyolog Danilevskyi ‘’Bir ulus,diğer bir ulusun bakımına muhtaç hale gelirse, o ülkenin insanlarının üzerine miskinlik çöker. Onların hedefleri, uzak olmaktan çıkarak yakın hedefler haline gelir. Gelecek yerine bugünü nasıl atlatacaklarının hesabını yaparlar.’’ derken tam da bugünü, bizim insanımızı; dolayısıyla milyarlarca dünya insanını anlatmaktadır. İnsanlar; “bu ay borcumu nasıl kapatacağım, taksidimi nasıl ödeyeceğim, kredi kartımı nasıl kapatacağım”ın dışında bir şey düşünemez hale getirilmiştir. Tam da kapitalizmin istediği bir durum yaratılmıştır.
Çözüm, yine insandan geçmektedir. Madem zulme uğrayan da uğratan da insandır; o halde sorunu çözmesi gereken de yine insandır. İnsan, küresel ekonomik emperyalizmin saldırılarına önce bireysel olarak direnecek, bu direnişini daha sonra toplumsal düzeye çıkaracak ve nihayet kurumsal mekanizmayla mücadele etmenin gayretinde olacaktır.
Ya yeni yol bularak ya da yeni yollar inşa ederek insan olmanın onurunu korumak zorundayız…



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.