Sevgili okurlar, bu köşede sizinle kanser konusunu konuşacağız. Konuşacağız diyorum, çünkü biraz da sizin sorularınıza göre bu sohbet şekillenecek.

Her tarafta kanserle ilgili yığınla yazı var. Bu da nereden çıktı, diye düşünebilirsiniz. Kanser ışın tedavisi (radyoterapi) alanında hekim olduğum halde,  ben de: Ne gerek var, bir katkın olacak mı? diye dürüstçe kendime sordum. Ve uzunca sorguladıktan sonra: Bir şeyi başarabilirsem, ne ala dedim ve yola koyuldum.

Neydi o ‘’bir şey ‘’?

İnternette kanserle ilgili bilgi aradığınızda Türkçe siteler de dahi, artık yığınla bilgi var. Bu bilgilerin çoğu özel, bir kısmı devlet hastanelerinin bilgi/tanıtım siteleri. Ya da kanserle ilgili derneklerin siteleri. Sağlık Bakanlığı’nın sitesinde de son yıllarda kanserle ilgili bir kısım bilgi var. Bin bir emekle hazırlanmış ve varlığı sevindiren siteler. Hastaya yönelik bilgilendirme ve hastanın bilgilenme hakkı, vatandaşın sağlık konusunda eğitim hakkı, gelişmiş Batı ülkelerinde yıllardır var. Bizde daha yeni yeni algılanmaya başladı.

Sitelerde kanser genel bilgisi ve ekseriyet meme, prostat kanseri gibi yaygın kanserlerin tedavi tekniklerini içeren değerli bilgiler ve daha ziyade hastanenin elindeki tedavi olanaklarını içeren tanıtımlar mevcut. Bunun dışında magazin/ sağlık haber bölümlerinde ceviz, badem ile başlayan avokado ve ……Afrika tahılıyla biten sürüyle tavsiye var. Bizde kamu eğitimi denince: kamu spotundan başka akla gelen bir şey olmadığı için yine sahipsiz vatandaş olarak (zaman zaman ben dahil) aklımız karışıyor. İki veya üç kişiden birinin hayatında karşılaşacağı kanser ve korunma konusu okul eğitiminde de hak ettiği yeri bulamıyor.

TV programlarında güncel siyasi tartışma ya da maç tadında düzenlenen kanser konulu tartışmalardaki hararet de bu akıl karışıklığını destekliyor. Katılan değerli hekimlerimizi tenzih ederek belirteyim: Bilimsel dizayndan çoğunlukla yoksun bu programlar, ciddi bilimsel kanıta, kendi hastalarımızın tedavi sonuçlarına dayandırılmadığı gibi bizde yaygın olan ‘’bol bol konuşsunlar, tartışsınlar, hatta kavga etsinler, reyting toplarız’’ kültürünü yansıtıyor.

Durum bu olunca, özellikle kanser, korunma ve kısmen tedavi konusunda vatandaşların fanatik ve kanlı biçimde ‘’evet ve hayırcı’’ olarak karşı karşıya gelmeleri gibi kanser ve beslenme konulu uzmanlar da, bilime yakışmayan fanatizm ile karşı karşıya geliyor. Oysa doğru bilgi hep bir alacakaranlıktan çıkar. Bilinmezden, kanıtlarla tartışılarak açığa çıkar. Dünyanın düz tepsi olduğuna inanıldığı zamanları düşünün. Yuvarlak olduğunu kanıtlayan Galileo, dini otorite tarafından Engizisyon mahkemesinde yargılandı. Artık Ortaçağda değiliz. Bilim, din gibi tartışılmaz değil. Tersine bilimde yüzde yüz doğruluk iddia etmek; bilime aykırı. Bu nedenle, temkinle yaklaşmak ve ‘’bugün elimizdeki kanıtlara göre en doğrusu ’’ demek; bilim ahlakına daha yakışır ve kafaları karıştırmaz.

Durum bu olunca, özellikle kanser, korunma ve kısmen tedavi konusunda vatandaşlar reyting kurbanları olarak, körün fili yoklaması gibi zorlanıyorlar. Konunun bütününü kabaca ve doğru olarak haklı nedenle anlayamıyorlar. Bir de komşu gezmelerinde, okumalarda mevzubahis olup tartışılınca cemaat iyice şaşıyor.

İşte bu nedenle amacım: sizlere elimden geldiğince kanser konusunda genel bir bakışı, bilgiyi daha kolay anlaşılır biçimde, olabildiğince günün doğrularına uygun paylaşmak; Filin/ konunun bütününü gözden kaçırmadan, kanserle ilgili detayları tartışmak; gelen sorularınıza göre zaman zaman bu sohbete yön vermek.

Sorularınızı bu yazının yorum bölümüne yazabileceğiniz gibi bilgi@insanhaber.com mailinden de bana ulaştırabilirsiniz. Kimi zaman tek tek ama çoğunlukla ortak sorulara ortak ve genişletilmiş cevaplarla sizlerin yanında olacağım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
meltem sirtlayan 2017-05-11 17:54:33

merhaba hocam benim hastalığım meme kanseri ben once 6kur kemoterapi aldim sonra kitlenin kuculdugunu soylediler ve 1 ay oldu ameliyat oldum kaçıncı evreyim diye sordum doktorlarimi hic bi evrede degildin dediler kitlemin küçüldüğünü soylediler ama suan ameliyattan beri nerdeyse 2 haftadir memede ve leflerde su toplaniyo onu siringayla cekiyolar artik canimda yanmaya basladi ve bi türlü isana gecemiyorum bu normalmidir hocam cok teşekkür ederim
kacinci evre oldugumu sordum

Misafir Avatar
Doç. Dr Sevil Kılçıksız 2017-05-15 10:34:39 @meltem sirtlayan

Geçmiş olsun. Şifalar dilerim. Meme ameliyatı sonrası lenfosel ya da seroma olarak da bilinen lenf sıvı toplanması sıkça görülür. Işın sırasında olmaması tercih ama tedavide çok gecikme olacaksa da sıvı miktar ve şeklinde değişkenlik yavaşsa ışın tedavisi de adapte edilebilir yani sıvıdaki değişikliğe uyumlu ve kontrollü yapılabilir. Kemoterapi, radyoterapi doktorunuz ve cerrahınız bu zamanlamayı birlikte tartışıyorlardır muhtemelen. Ama sıvının alınması ağrılı ise haklısınız. Ağrı çektiğinizi tekrar dile getirin, daha uygun bir ağrı kesme için sanırım siz belirtince uygulamada tedaviye eklenir.

Hastalığınız evreleme için sizle ilgili yeterli bilgim yok (ayrıntılı dosya bilgileriniz, teşhiste hastalığın durumu gibi). Anlaşılan kemoterapiye iyi cevap alınmış.Tekrar baştaki ve tedavi sonrası durumunuzu (neydi, tedaviyle ne oldu) sormanızı öneririm.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Yasemin Sanu 2017-05-03 21:09:43

Merhaba,
Hastada microsatellite instability değerinin düşük çıkması, şu an mevcut olan ve ileride kullanılabilecek immünoterapik tedavilerden yararlanamayacağı anlamına mı geliyor?
Teşekkür ederim.

Misafir Avatar
Doç. Dr Sevil Kılçıksız 2017-05-10 11:30:07 @Yasemin Sanu

Geçmiş olsun. Hasta siz misiniz, ve teşhis nedir tek cümlede anlamak zor. Genetik testleri, bu testi isteyen doktorunuzla birlikte yorumlamak daha doğru olur.
Mikrosatellit instabilite (MSI), kalıtsal olduğu zaman mikrosatellitlerin tekrarlarının (kısa, tekrarlanan DNA dizileri) sayısının DNA'da bulunan tekrarların sayısından farklı olduğu belirli hücrelerin (tümör hücreleri gibi) DNA'sında oluşan bir değişiklik. Dengesizliğinin nedeni, DNA kopyalanırken yapılan hataları onarma yeteneğinde bir eksiklik olabilir.
Ana gruplar, mutasyon olup olmamasına bağlı olarak stabil ya da anstabil olarak adlandırılıyor. Mutasyon mevcut olanlarda, eldeki veri daha çok mutasyon oranı yüksek gruba ait. Genel seyir ve kemoterapiye direnç yada immun sistemi baskılayan kemoterapilerin zararı olup olmadığına ilişkin bulgular var; ama sonuçlar tartışmalı.+++

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
Doç. Dr Sevil Kılçıksız 2017-05-10 11:28:19 @Yasemin Sanu

+++ Kemoterapinin fayda vermediği yüksek mutasyon oranlı grupta immunoterapi ile yüksek faydaya işaret eden çalışmalar oldu. Sonuçta düşük mutasyon olması ile negatif sonuç çıkarmanız doğru olmaz. Sonucu belirleyen; tüm faktörlerin toplamı ve kişinin kanserinin ve tedaviye cevabının kişiye özgü olmasıdır. Sonucun, testi isteyen doktorunuz tarafından hastalığınızın genel tablosuyla ve diğer parametrelerle değerlendirilmesi doğru olur.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Yüksel siril 2017-05-06 17:47:30

Merhaba doktor hanım annemize 3 AY önce akciğer kanseri teşhisi kondu ama biz kemoterapi almasını istemiyoruz. Bu bizim kararımız ama ona sor alımıyla diye tartışıyoruz. Kendisi hala bilmiyor ama. Doktor olarak siz ne tavsiye edersiniz

Misafir Avatar
Doç Dr Sevil Kılçıksız 2017-05-10 11:38:42 @Yüksel siril

Geçmiş olsun. Şifalar dilerim. Annenizin hastalığı hakkında detaylı bilgiye (kanserin hücre tipi ve evresi yani vücutta hastalığın yaygınlığı vb) sahip değilim. Bu nedenle kemoterapi gerekli ya da değil diye bir görüşüm olamaz. Ama annenizin doktoru bilgileri değerlendirerek medikal onkoloji uzmanı (kemoterapist) olarak annenize kemoterapi önerdiyse; ömrünü uzatmak ya da hastalığın yaşam kalitesini bozma riskini (ağrı, yayılım vb.) azaltmak için önermiştir. Muhtemel yan etkilerini de size anlatmıştır. Tedavinin yan etkileri terazinin bir kefesine, kemoterapinin faydasını diğer kefesine koyup tedavinin yararı daha fazla görünüyorsa doktorunuz size tedavi önerir. Örneğin hasta çok zayıf ve düşkünse çoğunlukla önerilmez veya tedavi hafifletilir. +++

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
Doç Dr. Sevil Kılçıksız 2017-05-10 11:38:06 @Yüksel siril

+++ Tedavinin fayda olasılığı daha fazla görünüyor ise doktorunuz ve sizin (hasta dahil) birlikte konuşup tedaviye onay vermeniz gerekir. Yasal olarak bu onayı hasta vermeli. Ama Batı toplumundan farklı olarak bizim toplumumuzda hastadan (yasadışı olmasına rağmen) kanser teşhisi saklanır. Ya da doktordan yasadışı olarak söylememesi istenir. Bu durumda bizler gerçek teşhisi biraz yumuşatarak ya da farklı isimlerle (kanser kelimesi geçmeden) hastaya izah etmeye çalışırız. +++

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
Doç. Dr Sevil Kılçıksız 2017-05-10 11:35:40 @Yüksel siril

Hastaya tedaviye de yarar ve yan etkileri saklamadan ilaç tedavisi/ sitotoksik tedavi vs. diye izah etmeye çalışırız. Normalde teşhis açıklanırken bazen psikolog bulunması da gerekir. Hatta psikolog/psikiyatrist kanser tedavi ekibinin parçasıdır. Ama ülkemizde nadiren tedavi ekibinde psikolog/psikiyatrist işin başından yer alır.
Sonuçta, sizin de hasta adına ‘istemiyoruz ‘ diye karar vermeden önce zor yolu seçip, doktorunuzla birlikte hastaya tedaviyi anlatıp, ilk önce hastanızın karar vermesini sağlamalısınız derim. Aynı durum farz edin sizin başınıza gelse çocuğunuzun size danışmadan hayatınızla ilgili karar vermesini ister misiniz? Biraz çaba‘Kanser kelimesi geçmeden de anlatılması mümkün. Örneğin 8 yaşında çocuğumuz ‘ben nasıl oldum? diye sorduğunda, nasıl olduğunu ona da anlatmanın yolunu, dilini nasıl buluyorsak.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Gülşen 2017-05-06 23:32:22

34 yaşındayım, kanamalarımda düzensizlik başladı. Farklı zamanlarda, adet dönemi dışında da azar azar kanama oluyor. Bir süredir halsizlik de var. Rahim kanseri belirtisi olabilir mi? teşekkür ederim şimdiden

Misafir Avatar
Doç Dr Sevil Kılçıksız 2017-05-10 11:20:29 @Gülşen

Geçmiş olsun. Sorunuzun cevabını ancak kadın doğum doktorunun muayenesi ve yapacağı tetkiklerle bulabiliriz. Tersi tıbben doğru olmaz. Ortada kesin olan tek şey vücudunuzda bir şeyler ters gidiyor (işleyiş ya da yapısal bir bozukluk var ki normal dışı kanama oluyor ve sizi muhtemel kan kaybına bağlı halsiz bırakıyor). Kanamanın nedeni nadiren kanser olabileceği gibi çoğunlukla hormonsal ya da diğer yumurtalık ve rahimin iyi huylu hastalıkları nedeniyledir.
Sonuçta, kara kara düşünmek yerine sağlığınız için vücutta bozulanı düzeltmeye çalışın. Acilen bir kadın doğum polikliniğine başvurun. Sonucunda yine görüşürüz.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Zeynep Pirhan Sayar 2017-05-07 00:28:42

İyi geceler bir sorum olacak 3 ayabir yapilan rontgenler ve kompito tomografi gibi vs rontgenler vücut ucin zarar olmazmi

Misafir Avatar
Doç. Dr Sevil Kılçıksız 2017-05-11 16:21:46 @Zeynep Pirhan Sayar

Akciğer grafi/röntgeni, tomografi ve PET-CT incelemelerinde vücudumuz radyasyon alır. Özellikle tomografi ve PET-CT ile alınan radyasyon dozu grafi/röntgene göre çok fazladır: Doz miktarı röntgen muayenesinin türüne bağlıdır
Tanı için çekilen tomografi (CT) prosedürlerinden alınan etkili dozların tipik olarak 1 ila 10 mSv aralığında olduğu tahmin edilmektedir. Bu aralık, maalesef atom bombalarının kurbanlarından bazılarının aldığı en düşük doz olan 5 ila 20 mSv'nin altında değildir.
Diğer yandan bakıldığında, hepimiz her gün çevremizde doğal olarak oluşan iyonize radyasyona (yeryüzünden vs) bir miktar maruz kalmaktayız. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ortalama bir kişinin, radon ve radyasyon gibi doğal olarak çevremizde bulunan radyoaktif maddelerden yılda yaklaşık 3 mSv oranında etkili doz aldığı düşünülmektedir. Karşılaştırma yaparsak, göğsün bir düşük doz CT ile taramasından (1.5 mSv) radyasyona maruz kalma, 6 ayda çevresel doğal ortamımızdan aldığımız radyasyon ile benzerdir.++

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
Doç. Dr Sevil Kılçıksız 2017-05-11 16:19:53 @Zeynep Pirhan Sayar

++ 10 mSv ile BT incelemesi, ölümcül kanser olasılığını 2000 de yaklaşık 1 şans arttırması ile suçlanabilir. ABD nüfusundaki ölümcül kanser doğal sıklığı, 5 hastada yaklaşık 1 şans (2000'de 400 şansa eşittir). Bir başka deyişle, herhangi bir kişi için radyasyona bağlı kanser riski, doğal nedenle kanser riskinden çok daha küçüktür. Bununla birlikte, radyasyona bağlı kanser riskindeki bu küçük artış çok sayıda insana belirli bir fayda sağlayan CT tarama prosedürünün sayısının gereksiz artması durumunda, bir halk sağlığı sorunu haline gelebilir. Buradan çıkacak sonuç radyasyonun yıllar sonra bizzat neden olabileceği dolaylı kanserin riski az görünse de gerekmedikçe radyasyonlu inceleme yapmamak gerekir. ++

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
Doç. Dr Sevil Kılçıksız 2017-05-11 16:18:39 @Zeynep Pirhan Sayar

Genellikle kanser hastalarında tedavi sonrası takipte hayatı tehdit edebilecek nüksü yakalamak için ya da şüphe durumunda teşhis için radyasyonlu radyolojik incelemeler gerekli olabilir. Takipte çekilen tomografi sayısını azaltmak yönünde bilimsel çalışmalar var ve eskiye göre daha seyrek istenmesi kurala bağlanıyor.
Meme kanseri taramasında mammografi ve riskli gruplarda (örneğin sigara içenlerde) belirlenmiş kriterlere dayanarak düşük dozlu tarama tomografisi tıbben öneriliyor. Bu tip radyolojik taramalarla toplumda meme yada akciğer kanserini erken teşhis ederek belli oranda ölümün önlenebildiği kanıtlandığı için (diğer deyişle faydası zararından çok olduğu için) radyasyon riski göze alınıp toplum taramalarında şimdilik kullanılması gerekiyor. İleride MR yada ultrason veya biyolojik bazlı görüntülemeler gibi diğer radyasyon içermeyen tetkiklerin tarama ve teşhis, takipte daha fazla kullanılacağını düşünüyoruz.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Döndü Atalay Kaytaran 2017-05-07 01:27:32

Bende de 4 ayda bakiliyo Zeynep Pirhan,sonra iki hafta Hasta oluyorum

Misafir Avatar
Doç. Dr Sevil Kılçıksız 2017-05-11 16:24:09 @Döndü Atalay Kaytaran

Üstteki yorumda Zeynep Hanım'a detaylı olarak yazdım, sanırım benzer sorunlar sizin de var. Aynı açıklamalar sizin için de geçerlidir. Geçmiş olsun

Beğenmedim! (0)
Avatar
Aynı mahallede Karakoç 2017-05-07 09:30:10

Yumurtalık kanseri tedavisi ve sonucunda ameliyat oldum.rahim ve yumurtalıklarım alındı.Patolojisonucu temiz çıktı.hatta yumurtalık kanseri olmadığım söylendi.Ama kemoterapi devam edildi.toplam 12 kemoterapi aldım.Şimdi de ışın verelim dediler.Bende almıyorum.Hiçbir rahatsızlığım yok.Ne yapmalıyım.

Misafir Avatar
Doç. Dr Sevil Kılçıksız 2017-05-11 16:24:44 @Aynı mahallede Karakoç

Geçmiş olsun. Şifalar dilerim. Bilgileriniz eksik ya da yanlış anlaşılma var. Anladığım kadarıyla biyopsi/patoloji ile önce yumurtalık kanseri teşhisi kondu ve tedavi oldunuz. Tedavi sonrası ameliyat mı yapıldı? Tedavi sonucunu mu değerlendirmek için karın açıldı (ameliyat) ve sonuç tedaviye tam cevap vermiş (temiz ) çıktı? Muhtemel ikincisi gibi duruyor. Ama neden ve nereye radyoterapi önerildi? Bu bilgilerle yorumlamam sizi yanlış yönlendirir. Yine de tavsiyem radyoterapiyi reddetmeden önce doktorunuza (yani Radyoterapi uzmanına) vücudunuzun neresine ve neden radyoterapi önerdiğini iyice sormanız. Örneğin ‘radyoterapi yapılmazsa ne kaybederim, yapılırsa ne kazanırım? diye sizin için net anlaşılana kadar ısrarla sorun ve izahat isteyin. Tekrar konuşalım.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Lütfiye Aslan Kolancı 2017-05-07 14:58:47

Pet ve Tomografi temiz OLMASINA rağmen CA 19 65 çıkıyor . Herseye bakıldı . Neden olabilir .stres ve üzüntü yapabilir mi Colon ca yım .12 kemo aldım 2 yıl önceameliyat oldum. Teşekkür ederim

Misafir Avatar
Doç. Dr Sevil Kılçıksız 2017-05-11 16:25:28 @Lütfiye Aslan Kolancı

Geçmiş olsun. Sanırım CEA yüksek (CA19.9 değil yani). Dünyada sizin durumunuzdaki hastaların incelemesinde tedavi sonrası açıklanamayan CEA yüksekliği olabiliyor. PET-CT de temizse doktorunuzun tavsiye ettiği gibi tomografi ile takipte kalın. Stresle ilişki kurulmuş değil ama stres her hâlükârda zararlı. Tabi ki görünür hastalık nüksetmesi yokken, kan tümör markır yüksekliği sizi tedirgin edebilir. Takipte kalmak stres yaratabilir. Bunun için psikiyatri yada psikolog desteği mutlaka alın. Ama iyi olan durum, sizde görünür hastalık bulunmamış. Bu tarafından bakıp biraz rahat edin.

Beğenmedim! (0)