‘’Aşı tedavileri yaptıranlar var. Benim doktorum niye önermiyor? Küba ya da Amerika’ya mı gideyim?’’

‘’Doktorum yeni tedavileri, aşıyı bana söylemedi? Doktorumun bilgisi mi az?’’

Bu sorular daha sık sorulmaya başlandı. Özellikle kanser hastalığı yayılmış olanlar haklı olarak umut Küba’da da olsa, maddi olanaklarını zorlayarak ulaşmaya ve denemeye çalışıyorlar. Özellikle kalabalık polikliniklerde doktor-hasta iletişimi kısıtlı, her soruya cevap almak zorlu olduğu için, hasta ve yakınları rahat rahat bu soruları konuşamıyor. Komşudan, medyadan, bir başka kanser hastasından duydukları ile kendisine bir fayda aramaya başlıyor.

TRT ve diğer TV kanalları, dizilerden ve tartışmalardan yer açarak, sadece kanser ve tedavisi için bilgi veren programlar yapmıyor ya da yer vermiyorlar. Oysa geçen yazıda da belirttiğim gibi kanser, her 2-3 insandan ya da 8 kadından birinin (meme kanseri olarak) ömründe rastlayacağı bir hastalık. Kalp-damar hastalıkları sonrası en fazla ölüm nedeni. Yani toplumun, insanlığın ortak sorunu. 

KANSERE ÇARE BULUNDU MU?

Bu soruya bir solukta ‘’evet’’ ya da ‘’hayır’’ demek sanırım bizi gerçeğe ulaştırmaz.

Bu soru bizi doğru yere götürür. Evet var. Özellikle bağışıklık (immun) sistemimizin kanser oluşması veya yok edilmesindeki önemli rolü açığa çıkarıldıkça umut verici tedavi ve koruyucu aşılama olanakları hızla uygulamaya girmekte. Olumlu sonuçlar bugünden alınmakta.

Neden ‘’Kansere çare bulundu mu?’’ sorusuna bir solukta cevap veremiyoruz? Çünkü hayal ettiğimiz kanser denilen düşman tek tip bir yaratık değil. Ya da, elimizde keşfedilmiş bir anahtar var (çare) ve biz tek bir kapıyı (kanser) açacağız gibi hayal ediyoruz. Ama kanser dediğimizde, bir insanın vücudundaki tek tümör (kitle veya yumru veya ur) içinde bile değişik vasıfta, farklı özelliklerde kanser hücrelerinden oluşan bir topluluktan söz ediyoruz. Yani elinizde bir anahtar var ve karşınızda bir ev değil, bir şehir dolusu ev duruyor. Bir kısmına aynı tip anahtar uysa bile, diğer evlerin kapılarını açamayabiliyor. Ya da birçok evin kapısını açsa da kanser hücreleri (tek bir ev gibi  düşünün) önlem alıyor, kilidini değiştiriyor, alarm taktırıyor ya da evini gizliyor. Bu durumda siz de çeşit çeşit kapıyı açabilecek bir deste anahtar üretiyorsunuz, hatta bazıları maymuncuk gibi (bir çok kapıya hitap ediyor). Bazen bütün bölgeye hitap eden radyasyon ya da kemoterapi (tüm vücudu etkileyen) kullanıyorsunuz. Son zamanlarda da akıllı anahtarlar (hedefe yönelik tedaviler ya da bağışıklık  sistemiyle ilgili tedaviler) kullanıp,  etrafı (normal hücreleri) pek tahrip etmeden hedef evleri (kanser hücrelerini) etkisiz hale getirebiliyorsunuz. Çoklu silah kullanıyorsunuz.

Ama kanser hücreleri de birbiriyle mesajlaşan çok akıllı, kontrolden çıkmış bir topluluk. Ve vücudumuzda kanserli toplulukla yapılan dıştan (tedaviler) ve içten (bağışıklık sistemimiz) savaş, gerçekten kanlı canlı bir savaş. Taraflar taktik değiştiriyor, ilerlemeler ve geri çekilmeler var. Yorgunluk, durma ve ataklar var. Sonuçta zafere ulaşma olasılığı, kişiden kişiye, tümörden tümöre ve tümörün içindeki her bir hücrenin konumuna, tipine ve akıllıca kişiye özel çizilen tedavilere, bir o kadar da hasta- doktor ve diğer tıbbi ekibin, ailenin uyumlu çalışmasına bağlı. Ama umut bizden yana artıyor.

Kansere çare bulundu, ama saklanıyor mu? Amerika eski başkanı Obama bile ‘’çare bulacağız yakında’’ diye açıklamıştı.

Lafı buradan sonra bilimin merkezi Amerika’dan bir meslektaşıma bırakmak istiyorum. Dr. Derek Raghavan* prostat ve diğer genitoüriner kanserler konusunda bir otorite ve yönetici. Yapılan söyleşi**, Obama döneminde devletin, ilk kez aya ayak basmaya atfen isimlendirilen 2020’de kansere şifa (kür) bulma hedefinin akla uygunluğu hakkında. ‘’On yıldan uzun süre devam eden en temel problemi (çeşitli kanserleri tedavi etmek için kullanılan kilit ilaçların tedarikinde devam eden yetersizliği) çözemediğimizde, ayı nasıl hedef alabiliriz’’ diyor ve devamında şunları söylüyor:

‘’Son 40 yılda kansere karşı üçüncü kez savaş ilan edildiğini duydum’’ diyerek Başkanlığın kansere ilgiyi yoğunlaştırmasından ve daha fazla para yardımı teklif etmesinden memnuniyetini belirtiyor. ‘’Ama bu olmayacak (2020 anlamında). Kanser bir sürü hastalığın ortak adı. Nüfus yaşlanıyor ve değişiyor, hep bizim için yeni tehditler var.’’ Ve bu nedenle gerçekdışı tarihler koymak yerine, artan devlet desteği ve para yardımıyla tedavide ilerlemeler kaydetmek için odaklanmanın daha mantıklı olduğunu belirtiyor.

2020'de kanserin işinin bitirileceğini ilan etmenin getirdiği büyük problemlerden birisinin hastalarda ‘’yanlış beklentilere yol açması’’ olduğunu açıklıyor. ‘’Toplum, belirlenen bu süre sonunda kesin bir sonuç bekliyor; ve bu da aslında kanser tedavisinde çalışan hekimleri çaresiz konuma itiyor.’’

Hastaların çoğunun, " doktorum yeterli değil (güncel bilgiye sahip değil), kanseri nasıl tedavi edeceğini bilmiyor" diye düşündüğünü söylüyor. ‘’Ve şifasının bulunmasının yalnızca birkaç yıl sonra gerçek olabileceğini düşünüyor. Bu nedenle doktorlar ve diğer klinisyenler çaresiz bir konuma düşüyorlar. Ve çaresiz olduklarında (vermemektense) bir tedavi vermek zorunda kalıyorlar.’’.

Dr. Raghavan, gerçekte bugün bir kısım hastanın ölümünün kanserden olmaya devam edeceğini vurguluyor. Tedavi yolları tüketilen bu durumdaki hastalarda, eğitimli ve sorumluluk sahibi bir hekim, tedaviyi kesmek gerektiğini hissediyorsa; destek tedaviye başlanmasının ve hastanın olmayan bir mucize aranması için tedaviye zorlanmamasının gerektiğini belirtiyor.

Devam ediyor: ‘’Kanser ilaçlarının tedarikinin (sunumunun) herkes için düzenli hale getirileceğini 5 ila 10 yıl boyunca duymaktayım. Bununla birlikte, birkaç gün önce olduğu gibi, kanserli çocuk hastaların ilaç tedarikinin düzenli olmaması nedeniyle ilaçlarının kısıtlandığını gösteren bir rapor okudum.’’

‘’Kansere karşı savaş, toplumun dikkatini zorlu bir hastalığa odaklamak için mükemmel bir fikir. Ancak, belirli bir bitiş tarihi olmadan gerçekçi bir savaş yapalım.  Ve kanseri alt etmeye odaklanalım, her ne zaman başarabileceksek.’’ 

SON SÖZ: Kanserde yeni buluşlara ihtiyaç var.  Ama ülkemizde de güncel olarak yaşadığımız sorun öncelikle çözülmeli: Var olan ilaç ve tedavilere, ayrımsız ve parasız, her hastanın zamanında ve düzenli ulaşması temin edilmeli.

*Derek Raghavan, MD, PhD. Raghavan, Carolinas Health Care System'in Levine Kanser Enstitüsü'nün Charlotte, NC'deki başkanıdır.

**By Charles Bankhead Staff Writer, MedPage Today February 04, 2016

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.