‘’Kardeşim kolon kanseri bize de barsak incelenmesi önerdiler.’’ Ya da annemi meme kanserinden kaybettik. Ya da  ‘’babamı akciğer kanseri ve amcamı mide kanserinden kaybettik. ‘’Genetik olarak bende kansere yatkınlık var mıdır? Ben de kanser olur muyum? ‘’ sık sorulan sorulardır.

Yakın akrabalarında kanser olan pek çok kişi kendisinin de kanser olacağı kaygısını taşır. Kanser, vücut hücrelerinde bulunan genler (Gen: bir kalıtım birimidir) sonradan değişime uğradığı için yapısal bozulma ile ortaya çıkar. Bu nedenle kanser genetik bir hastalıktır diyebiliriz. Vücudumuzu, işlevsel yapıtaşlarımızı kodlayan genler hasar gördükleri için hücreler denetimsiz ve aşırı çoğalarak tümörler oluştururlar. Ancak bu bozukluğun genetik olması, aileden geçtiği anlamına gelmez. Çünkü kusurlu genler pek çok vakada aileden aktarılmamış, sonradan oluşmuştur. Akciğer, meme, mide,  prostat, barsak kanseri gibi pek çok kanserin çoğunlukla (%90-95'inin) aileden geçmediği bilinmektedir. Kansere yaşanılan sigara, çevre kirliliği, beslenme, kanser yapıcı maddeye maruz kalmak, iş ortamındaki kanserojen maddeler (boya işçiliği gibi), stres gibi pek çok faktör neden olabilir.

Amerika'da neredeyse her beş ölümden birinin nedeni kanserdir. Dolayısıyla her ailede, akrabalardan birden fazlasının kanserden kaybedilme şansı yüksektir. Bu durumda beklenilenden daha sık ölüm nedeninin kansere bağlı olması kalıtsal olmasıyla doğrudan ilişkili değildir. Ölen akrabalarımızın hepsi eğer sigara içiyor olsaydı, ölen her 10 kişiden 3 veya daha fazlasının kanserden ölmesi beklenecek ve şaşırtıcı olmayacaktır. Diğer bir araştırmada: 2. Dünya savaşındaki askerlerden 15.000 ikizin savaştan sonra sağlık kayıtları tutulmuştu. Tek yumurta ikizlerinden biri kansere yakalanmışsa diğer ikizin de yakalanma oranı toplumdaki bireylere göre daha fazla değildi.

 Kısacası kanserler yapısı bozulan genler sonucu ortaya çıkarlar. Ancak kanserlerin çok azı (%5-10) soyaçekim ilişkilidir. Kanserin soya çekmesi nadir bir durum olup, kalıtım/döl hücrelerinde bulunan bir hasarın bebeğe/yeni kuşaklara aktarılmasıdır. Kişinin tüm hücrelerinde bu hasarın bulunması ile oluşur. Kalıtsal olmayan kanserler ise sonradan oluşur ve bebeğe geçmezler. Kalıtsal/ailesel grupta kansere duyarlı genler kuşaklara geçer ama bu genler hemen doğrudan kansere neden olmaz. Daha açık ifadeyle, bu tür ailesel genleri taşıyan kişiler, kansere neden olan dış nedenlere (örneğin güneş ya da kimyasallar)  başkalarından daha hassas hale gelirler.

AİLESEL KANSERLER

Ailesel kanserler çocuklukta veya emsallerine göre daha genç yaşlarda sık görülebilir. Bu türler soydan geçen  hasarlı/atipik (sıra dışı) genlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan kanser çeşitleridir. Fakat anne-babada kanser görülmezken, çocukta çıkabilir. Araştırılırsa bu kişilerin daha eski kuşaklarında kanser olduğu ortaya çıkabilir. Ülkemizde aile kayıtları pek olmadığı için dede/nenelerden aktarılmış olabilecek bu kanser riskini önceden bilmek pek mümkün olmamaktadır.  

Örneğin meme kanserlerinin yaklaşık %5-10’u aileseldir. Ailesinde meme kanseri var olanlar daha çok risk altındadır. Örneğin birden fazla sayıda birinci derece (anne, kız kardeş, gibi) ya da ikinci derecede (hala, teyze, anneanne gibi) kan bağı olan akrabada meme kanseri hikayesi, kişinin her iki memesinde birden kanser bulunması meme kanserinin o kişinin ailesinde kalıtsal olabileceğine işarettir. Birinci derece kan bağı akrabaların sayısı arttıkça risk artıyor. Birinci derece aile bireylerinden (anne, kız kardeş, kız çocuk vb.) birinde yumurtalık kanseri, meme kanseri, kolon ya da rahim kanseri olması yumurtalık kanserinin riskini artırır. Bu kişilerde ilgili gen testleri ile meme kanserinin ailesel olup olmadığı anlaşılabilir.

 Meme kanserinin ailesel olduğunu bilmek neyi değiştirir? Şunu: Bu ailenin bireylerinde ilgili hasarlı gen tespit edilirse; bu tip kişilerin yaklaşık yüzünden 85’inde meme veya yumurtalık kanseri ortaya çıkacak demektir. Bu risk altındaki kişiler daha sık kontrol edilerek çok erken tanı ve dolayısıyla da hayat kurtarıcı tedavi yapılabilir.

Ailesel polip' adı verilen ve ender görülen genetik bir hastalık, kalın barsakda (kolon) yüzlerce polipin (: parmaksı çıkıntı benzeri yapı) büyümesine neden olur. Eğer tedavi edilmezse bu polipler hemen hemen her zaman kalın barsak kanserine dönüşebilir.

Soyaçekim ile ilişkili kalın bağırsak kanserleri, böbrek kanserleri, gözde retina denilen dokudan kaynaklanan kanserler, bazı meme kanser türleri sayılabilir. Yakın zamanda bazı kanserlerde bazı gen çeşitleri tespit edilmiştir. Bu genlerin çoğunun belirli organlarda (örneğin meme, yumurtalık yada barsak) kansere neden olduğu anlaşılmıştır.   Meme ve yumurtalık kanserinin soyaçekiminde rol oynayan genler, Wilms tümörü (böbrekte), ailesel Adenomatöz Polipde (kalın barsak kanseri gelişiminde önemli) rol oynayan tümör baskılayıcı genlerdeki hatalar sonucudur.  Poliple ilgisi olmayan kalıtsal kalın barsak kanserinde ise kalıtım ipliğindeki(DNA) hasarın tamirinde rol alan genlerindeki hatalar sorumlu bulunmuştur. Bu genlerin, mutant (anormal) kopyalarını taşıyan kişilerde bazı kanser çeşitleri toplumdaki diğer insanlara nazaran daha sık görülür. Ama yine de kişinin nasıl yaşadığı (yeme alışkanlıkları, sigara, alkol kullanımı) kanser oluşmasında, bu genlerin varlığından daha yaygın neden olarak görünmektedir.

               Vücudumuzda neredeyse tüm hücreler (kırmızı kan hücreleri hariç), döllenmiş yumurtada bulunan, ana babadan geçen, gelişimimizi sağlayan, genlerin ve kromozomların kopyalarını taşır. Akciğer, barsak, mide gibi vücudumuzun herhangi bir yerinde bulunan hücrelerin içindeki genler çevre koşulları ile değişime/hasara uğrayarak normal olan hücrelerin kanser hücrelerine dönüşümüne yol açabilir. Unutmamak gerekir ki, toplumumuzda görülen kanserlerin çoğu dölle aktarılan değil bunun dışındaki faktörlerden gelişen kanserler veya yaşlanmayla ortaya çıkan kanserlerdir. Çoğunluğu oluşturan bu tip kanserlerin oluşmasında bizim hala bilemediğimiz ortaya çıkaramadığımız nedenler vardır. Araştırmalar sürmektedir. Sonuç olarak, kanser oluşumunda, ailesel genlerin varlığından ziyade ‘’kişinin nasıl yaşadığı’’ daha yaygın faktör olarak görünmektedir.

Kanser oluşumunu geciktirmek ya da var olan kanserin büyümesini engellemek biraz da bize bağlıdır. Genlerimizi değiştiremeyiz. Bu durumda beslenme ve yaşam biçiminde yapacağınız akıllı tercihlerle kendimizi, bağışıklık sisteminizi güçlü tutabilir ve kanseri önleyebiliriz. Bu nedenle yapabileceğimiz akıllı tercihlerden bazıları: sigarayı bırakmak (her yıl sigarayla ilişkili nedenlerle 3 milyon insan ölmektedir), hayvansal yağı azaltmak(daha çok zeytinyağı gibi bitkisel yağları), sebze ve meyve tüketimini arttırmak, kömürde pişmiş yiyeceklerden kaçınmak, katkılı hazır yiyeceklerden kaçınmak, alkolü günde bir kadeh ile sınırlamak, şişmanlamaktan kaçınmak, güneşe maruz kalmamaya çalışmak, bol bol hareket etmek ve stresi azaltmak.

Sağlıklı günler ve bayramlar dileğiyle.

Yazarın notu: Az bir grubu ilgilendirse de, ilgili aile yada kişilerde yüksek olasılık kanser gelişme riski taşıması nedeniyle ailesel ya da genetik kanserler konusunu, farkındalık oluşturmak için ayrı bir yazıda ele alacağım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.