“Yusufçuk kuş mudur, böcek midir?” tartışmasına girmeyeceğim… Aşktaki tutkuyu, bağlanmayı ve ne pahasına olursa olsun vazgeçmemenin somutlaşmış halidir zira. Ateşe aşık yusufçuk, aşkı uğruna bile bile kendini ateşe atar. Tabii buradaki aşk aslında şuursuz intisabdır. Ateş gökyüzüne yükselirken, yusufçuk narin vücuduyla ateşin etrafında çılgınca, kendinden geçer gibi dönmeye ve dans etmeye başlar, ateşle bir bütün olur. Tıpkı bir aşık gibi ateşe dokunmak, ona yakın olmak isteyen yusufçuk, onun bir parçası olmanın verdiği mutlulukla kendini sonsuz aşkının kollarına bırakır, böyle anlatırlar Yusufcuk’ un hikayesini.

Bunu okuyan herkeste aşkın bir delilik olduğu gibi bir kanı oluşabilir. Ben şimdi size aşkı anlatacak değilim. Zira herkes eminim benden daha iyi biliyordur – ağır ironi içerir -. Ben daha çok şuursuz isteğin ispritizmasından bahsedeceğim.

Onun ritüelleri vardı her konuda, herkesin olduğu gibi. Uykuya dalmadan önceki, sabah işe gitmek üzere hazırlanırken, kategorize ettiği arkadaş ve dostlarıyla bir araya geldiğinde her moda özel ritüeller. Zaman zaman bu ritüelleri uygulayamamak rahatsız edebiliyor, ya da bazen bunları uygularken insanlara haksızlık edip etmediğini sorguluyordu. Eee ne de olsa babasının tabiriyle Nejat bir septikti. Ama bu sorguları onu bunları yapmaktan alıkoymuyordu. Çoğu saçma ve nihayetinde pişmanlık barındıran şeylerdi hâlbuki. Ama sonucunu bile bile defaten yapmış ve yapmaya devam edecekti. Çünkü bu Nejat’ı Nejat yapan nüanslardı.

İETT 42T yine tüm köhneliğiyle güzergâhındaki güzellikleri tekerlerin zaman zaman kabartılı refüjlerin üstünden geçmesiyle gittikçe artan çirkin gürültüyle gölgelendiğini düşünürken yüzündeki mimikleri ve beyninden yaydığı emd’ lerin (elektromanyetik dalga) rengini tahmin edebiliyordu. Yahya Efendi durağında öfkeyle açılan kapıdan binen 5 yolcudan sadece biri dikkatini çekmişti. Ve her zaman olduğu gibi gelip tam da karşısına oturdu. “Her şeyin başı kuantumdur” metaforunu tekrarladı içinden.

Kendisinden en az 15-20 yaş büyük bir ablamızdı bu kişi. Dikkatini çekmesinin sebebi belki de Yahya Efendi Dergâhından enerji yükleyerek çıkması, belki de bununla hiçbir alakası yoktu. Gözleri… Gözleri okyanus gibiydi. Çaktırmadan bakmaktan kendini alamıyordu. Güzele müştak olduğunu hep söylerdi. Ve bugün de bu olacaktı, belki daha önce olduğu gibi çantayı yiyecekti kafasına ama yine kafasına koydu. Kuruçeşme’de inecekti fakat daha fazla dayanamadı ve Ortaköy durağına yaklaşırken kalktı stop butonuna bastı. Otobüs durdu ve kapı kanıksanmış öfkesiyle tekrar açıldı ve Nejat okyanus gözlü hanımefendinin yanına gelerek “gözleriniz okyanus gibi muhteşem ve derin, onlara iyi bakın” dedi ve koşarak açık olan kapıdan attı kendini. Zira bu aralar en azından dış dünyadan darbe almak istemiyordu.

Okyanus gözlü bayandan geri kalan tek şey şaşkınlık ve mutluluk karışımı son yüz ifadesiydi. Çanta yememek ve düşüncelerini somutlaştırmak, hayata geçirmenin verdiği mutluluğu sigarasıyla paylaşarak 3 durak boyunca yürüdü.

Hayır, bu sefer Mustafa’ya anlatmayacaktı çünkü son anlattığında bu tip şeyleri baya fırça yemişti. Bilmiyor muydu acaba İflah olmazlara, hekim olunmaz.” Ne yapsın bu tip durumlar onun için bir tutkuydu.

İşte herkesin sonucunu düşünmeden yapmaya müştak olduğu şeyler vardır. Yazın “kış gelse de azıcık üşüsek, kat kat giyinsek” diyenler, kışın da “yeter artık bitsin şu kış artık üşümekten yorulduk” gibi söylemlerde bulunurlar. Bunlar işte hep aslında insanların o anki isteklerine müptela olmaları ve şımarıklıklarındandır.

Öyle ki bazen bu öyle boyutlara taşınıyor ki hani “bile bile lades demek” tabiri var ya onun gibi. Sonucu ne kadar tahmin edilebilir olsa da kendimizi aksine inandırmaya çalışmak acaba kime karşı gösterilen bir direnç ki. Bence sadece izlemek ve sonucunun ne olduğuyla ilgili farkındalık oluşturmak in iyisi.

Güzele müptelalık kötü bir şey değil ve kimse kimseyi değiştiremez, değiştirmeyi umduğunuz kişi değişmeyi kabul etmediği sürece.

Zaten değişmeli mi acaba!? Belki de, ister “kader” deyin ister “karma” deyin bunları yapmasını, düşüp tekrar kalkmasını, hatta tekrar düşüp kalkmasını daha alt notalardaki tekamülü için hazırlıyordur. Kim bilir?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.