Kaynağı belli olmayan elden ele yönlendirilmiş bir e-posta aldım. Dönmüş dolaşmış, sonunda bana da ulaştı. Önemsedim. Özetle Hollanda basınından söz ederek AKPli bakanların talihsiz Hollanda çıkartmasını olacak sonuçlarını bile bile yaptıklarını ortaya koyuyor aldığım e-posta. Ancak, acaba söylenenler doğru mu diye araştırmak istedim.. Hollanda basınında kaynağını araştırmayı denedim ancak, flemenkçe bilmediğim için beceremedim. En azından gönderen kişinin adresine ulaşmayı denedim, onu da beceremedim. Ben de yurtiçine kendi öz kaynaklarımıza yöneldim. Yurtiçi kaynaklara bakınca gelen e-postada yazılanların doğru olduğunu gösteren ciddi belirtiler var. Aldığım e-postada şöyle diyor ana kaynak:

"Sadece Türk haberlerini izleyerek doğru bilgi alamazsınız. Ben özet geçeyim neler oldu bugün:

Hollanda bakanlara dedi ki: "Gelin ama bizim burda bu hafta kendi seçimimiz var, haftaya seçim bitsin öyle gelin, dediler. Ama Türk hükümeti inat etti biz bu hafta geleceğiz dedi. Üstüne Türk hükümeti Hollanda'yı tehdit etti. Tehdit edince de Hollanda hükümeti, sen kimi tehdit ediyorsun blöfünü görüyoruz diyip bakanın uçağına iniş izni vermedi. Rotterdam valisi Türk konsolosluğuna başka kimse bekliyor musunuz diye sordu, fakat Türk konsolosluğu hayır beklemiyoruz program Yok dedi. (Yani yalan söyledi)

Bunun üzerine Erdoğancılar Almanya'daki diğer bakanı araba ile sınırdan içeri soktular, (Türk konsolosluğu Hollanda hükümetini şaşırtmak için bütün güvenlik görevlilerini farklı yönlerdeki araçlarla yönlendirdiler ki, Hollanda polisi hangi araçta kimin olduğunu kontrol edemesin.)

Ama bu sefer de Hollanda polisi yemedi bunu "kardeşim ne yapmaya çalıştığınızın farkındayız, olmaz" diye kadını nöbette bekletti. Durum Budur.

Türk haberlerini izlerseniz ama neymiş Hollanda faşistmiş, nasıl izin vermezmiş, uluslararası kanunlara aykırı imiş. Bir de üzerine Tayyip'in nazi sözlerini Hollandalı kabul etmez. Çok ağır. Kabul edilemez yani.”

Malesef e-postada yazılanların bir tahminden öte doğru olduğuna dair çok belirgin alâmetler var.

Birincisi, Sayın Başbakanımız Bin Ali Yıldırım beyin kendi sözleri. 6 Mart tarihinde Sayın başbakanımız ATV-A Haber kanalında canlı yayında bir soru azerine aynen şunları söyledi:

"Hollanda'da bu ayın 14'ünde seçimler var, biraz ona yönelik olduğunu düşünüyoruz. Çünkü mevcut iktidar partisiyle o aşırı Wilders'in partisi arasında çok az fark var, onun için 14'ünden önce Hollanda'da bir etkinlik yapılması çok mümkün gözükmüyor ama 14'ünden sonra zannetmiyorum ki, Hollanda böyle bir kısıtlama üzerinde dursun."

İkincisi, AKP İzmir milletvekili Hüseyin Kocabıyık, Hollanda krizinin hem avrupadaki türk secmenler, hem yurttaki kararsızlar arasında evet oylarının iki puan artmasına sebep olacak dedi. Ve, biz azıcık teşekkür de etmeliyiz diye ekledi, gülüşmeler arasında A Haberdeki Kadraj programında.

Üçüncüsü, benzer şekilde artık yok hükmündeki Avrupa Birliği bakanı Ömer Çelik de ellerini oğuşturarak, bu tavırla kararsız vatandaşlarımız bile kararını evet yönündü pekiştirmiş oldu demişti.

Son olarak şunu da belirtelim ABD başkanı Trump Sayın Cumhurreisimize 16 Nisandan önce gelme demiş. Demek ki, bu 16 Nisan referandumu uluslararası diplomasinin üzerinde hassasiyetle durduğu bir şey. Birileri bu hassas duruma niye çomak sokar, ortalığı karıştırıp nemalanmak ister bir düşünün.

Şimdi anladınız mı ‘abidik gubidik’ işlerin ve ‘nonoş’un ne olduğunu ve nelere kadir olduğunu. Ama herşeye rağmen başbakanımızı biraz olsun seviyoruz ve kalmasını istediğimiz için referandumda ‘Hayır’ oyu vereceğiz. Hiç değilse şeytanın aklına gelmeyecek işler ortalığa saçılmadan, abid ve kubid belirmeden önce, dobra dobra onların seçiminden sonra, 14 Nisandan sonra Hollanda’ya gitmekte bir engel yok demişti içtenlikle. Ağzına sağlık başbakanım. Ne vardı yani, dört beş gün bekleyemez miydiniz?..

İşin vahim tarafı ise şudur. Bu aşağılanan, itilip kakılan, uçağına iniş izini verilmeyip gerisin geriye git denilen, arabasında saatlerce enterne edilip istenmeyen kişi olarak sınır dışı edilen kişiler hangi partiden, hangi meşrepten, hangi kumpastan olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanları, devlet adamları. Bu olaylardan Türk Devleti ve türk milleti ağır bir darbe almış adeta aşağılanmıştır. Sonuç vahimdir. Türkiye bu duruma düşmemeliydi, düşürülmemeliydi. Eğer bu sırf yurtiçinde tükenen bir mağduriyeti yurtdışından ithal edip evet oyu kotarabilmek için bilinçli yapılmış bir kumpas ise yazıklar olsun. Bu demektir ki, iktidar hırsıyla, mutlak egemenlik hûlyasıyla devletin ve milletin itibarını bile ayaklar altına alabilecek işlere yönelebilecek kişiler var.

Eğer bu olay gerçekten adım adım yaratılmış bir kumpas ise çok düzeysiz, haince, alçakca bir kumpas. Ve her kumpas gibi bumerang misali dönüp dolaşıp yapanı vuracak bir kumpas. Eğer bir kumpas değil de kabadayı tavrıyla bana da mı lolo falan muhabbetiyle yapılmış bir meydan okuma teşebbüsü ise işin boyutları çok daha vahim. Çünkü ayaklar altına alınan Türkiye’nin itibarıdır. Buna neden olanlar affedilemez. Affedilmemeli.

Bu durum ve durumun belirtileri gerçek gibi gözüküyor. Vahim çok vahim, hatta vahim ötesi.

Allah sonumuzu hayırlara tebdil eylesin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.