Nejat iş çıkışı kulağında kulaklığı ve elinde kitabıyla Marmaray’dan inmeye hazırlanırken enstrümantal müziklerin arasına karışmış o şarkı çalmaya başladığında artık eve gitmemesi gerektiğini anladı ve Üsküdar’ın o eşsiz sahilinde bir eli cebinde, dudakları arasına tutturduğu sigarasını yaktı ve umarsız yürümeye bir yandan da her daim yaptığı muhasebesini yapmaya başladı. 
Muhasebe bu aktif-pasif dengesi diğer bir ifadeyle borçlandırma-alacaklandırma dengesi olmalıydı. Fakat bir türlü hesabı kapayamıyordu aylardır… Kendini acımasızca eleştiriyor, yaşatanları değil kavramları yargılıyordu. Yani kavramsal olarak yaşadıklarının başına gelmesinin sebep ve sonuçlarını kişilerden bağımsız sorguluyordu. 
Neden?.. Neden?.. Neden?.. diye.
Derken yanından yüksek sesle tartışarak geçen bir çift görüp kulak kabarttı. Erkek kıza çok sinirli bir şekilde “benimle birlikte isen başka erkeklerle görüşemezsin.” gibi bir ifade kullandı. Bizim deli zaten takacak sorgulayacak bir şey arıyor ya, buldu. Bu kısıtlamanın sebebi ne? Kime güvenmiyor acaba? Kendine mi, kız arkadaşına mı? Yoksa “ben sana güveniyorum da onlara güvenmiyorum.” muhabbetine mi giriyorlar kendi aralarında? 
Kendisi de benzer durumları fazlasıyla yaşamıştı. Ve şu sonuca varmıştı:
İnsan eğer karşıdakine güven duyuyorsa başlangıç itibariyle ve arada da ciddi bir sevgi, muhabbet ve aşk varsa bu sorgulara girmesine gerek yok. Çünkü her ne kadar çevredeki özellikle de hemcinsleri bu konuda yeterince “ilkel ve vahşi” de olsa eğer bir kadın istemezse hiçbir şey olmaz. Demişler ya “Kendini anlatmana gerek yok; başkalarını tarif ederken bunu yapıyorsun zaten..” diye.  Yani insan aslında kendisinde var olan şeyi karşısındakinde varmış gibi düşünür. Yani ben madem böyle düşünebiliyorum demek ki başkaları da böyle düşünebilir. 
Ziya Paşa’yı anmadan geçemeyiz: “Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.” Yani sen istediğin kadar kendini anlat aslında başkasıyla ilgili düşündüklerin seni ele verir. Başkasına güvenmeme sebebi aslında kendine olan güvensizliğin, o zaman yapacak şey belli; 
Güvenilir biri ol ki, güvenebilesin.
Böyle derin derin düşünürken aynı çiftin karşıdan sarılmış gülerek geldiklerini gördü. Sevginin her şeyin üstesinden geleceği yalanına tekrar inandırdı kendini. Her ne kadar bu mutluluğun bir sonraki güven krizine kadar süreceğini bilse de çiftlere “mutluluğunuz daim olsun” dileğini onlar duymasa da, her şeyden etkilenen kuantum âlemine nakşetti. Tabii ki, her şeyin başı kuantum sonuçta…

twitter.com/ofokuyucu

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.