23 Ocak 2017 Pazartesi 19:42
Türkiye'deki işçi ölümleri kaza değil, sosyal cinayet

Soma’da 301 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasının üzerinden tam 986 gün geçti. Facia ile ilgili davanın ilk duruşması, felaketin birinci yıldönümüne bir ay kala başladı ve halen sürüyor. Soma Davası’nın 14. Duruşması Akhisar’da görülecek. Daha önce ana davanın dışında tutulan Soma A.Ş’nin patronu Alp Gürkan’ın da bu duruşmaya dahil edilmesi büyük önem taşıyor. Keza, bu duruşma Alp Gürkan ve bazı üst düzey yöneticilerle birlikte, ana davanın birleştirildiği ilk duruşma olacak. Ayrıca bu duruşmada davanın ana seyrinin ortaya çıkmasını bekleniliyor.

Akhisar’da görülecek kritik dava öncesi, Soma’da aktif çalışma yürüten Sosyal Hakları Derneği’nden Avukat Özgür Karaduman Soma’yı ve artan iş kazalarını İnsanhaber’e değerlendirdi:

Türkiye’nin temel problemleri biçim değiştiriyor ama özü hep aynı kalıyor. Soma davasında şirketin sahibi Alp Gürkan’ın da yargılamaya davet edilmesi çok önemli. Çarpışarak bu aşamaya getirildi Soma davası. Görüntülü sisteme itiraz edildi, sanıkları getirildi. Aileler duruşma salonuna sokulmak istenmedi, o aşıldı. En son da FETÖ dediler, avukatlar da davanın seyrini saptırmak için akıl almaz yollara başvuruyorlar. Soma’da karar sonucunda işverenler, iş cinayetleri konusunda alınan önlemle bir işçi bile çocuklarından ayrı kalmayacaksa bunu bile büyük bir kazanım saymak lazım.

SOMA’DAN ŞİRVAN’A TAZİYE

Geçtiğimiz günlerde Sosyal Haklar Derneği olarak Siirt’e gittik. SHD Genel Başkanı Melda Onur, avukat arkadaşımız Evren İşler ve Somalı ailelerle birlikte. Soma’da hayatını kaybeden madenci aileleri Şirvan’daki ailelerle tanışmak ve acılarına ortak olmak istediler. Önce Siirt’e sonra Şirvan’a geçtik ve hayatını kaybeden ailelerle görüştük. Soma’lı aileler, Şirvan’daki facianın Soma’daki ile benzer yönleri olduğu düşüncesiyle Soma davasındaki durumlarını ailelere aktarmak istediler. Şirketin, kaymakamın nasıl kan parası adı altında, kaybettikleri çocuklarının paralarını ödeyerek onları davalarından vazgeçirmeye çalıştıklarını, Şirvan’da da benzeri şeyler yapacaklarını anlattılar. Başlangıçta kendi haklarını, içinde bulundukları durumu acılarından dolayı tam idrak edemediklerini belirttiler. Süreç içerisinde mücadele etmeyi, yan yana durmayı, yan yana durdukça mücadele etmeyi daha da öğrendiklerini belirttiler.

TÜRKİYE’DEKİ İŞÇİ ÖLÜMLERİ KAZA DEĞİL, SOSYAL CİNAYET

Türkiye’deki yaşanan işçi ölümlerine biz kaza demiyoruz. Sosyal cinayet diyoruz. Çünkü, gerek devlet gerekse işverenler sosyal alanda üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiyor. Bu çok büyük bir tehlike ve ciddi bir boşluk ortaya çıkıyor. Yani ölümlerin önlenebilmesi mümkünken devletin ya da işverenin bu alana yatırım yapmamaları ya da bu alanı kendileri için ölü bir alan olarak görerek çekilmiş olmalarından dolayı insanlar bu boşlukta sahipsiz bir biçimde, müfettişin denetlemediği, önlemin alınamadığı madenlerde sadece bir baret takarak bu sorunun çözülebileceğini düşünüyorlar. İşte bu sosyal cinayettir ve bu bir sistem, düzen sorunudur.

İNSANIN EŞYA KADAR DEĞERİ YOK

Şirvan’da maden kazası gerçekleştiğinde basın yer altında insanlar varken dozerlerin, kamyonların da yer altında kaldığının haberini yapmayı tercih ediyordu. Aladağ’da da çocuklar yanarken 35 kilo eti dert edinmişler. Soma’da ‘çizmemi çıkartayım mı?’ diyen işçi mesela ya da gaz maskesini gereksiz kullandığı için maaşından kesinti olacağını düşünen işçi. Tüm bunlarla şunu gördük aslında, insanın işveren gözünde eşya kadar değeri yok.

SOMA, ŞİRVAN VE ALADAĞ’DA ÖLÜM NEDENLERİ AYNI

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de devlet kamusal alandan elini çektiği için bu sektörler tamamen özele devredilmiş durumda. Soma davası, Türkiye’de yakın zamanda meydana gelmiş benzeri ölümlü vakaların da içinde yer aldığı ciddi örneklerinden bir tanesi. Soma TKİ’nin yani kamunun madeni olmasına rağmen özele devredilmiş. Şirvan’da, anayasaya göre yer altı ve yer üstü kaynaklar kamunun olması gerekirken özel şirketlere devredilmiş. Öte yandan Aladağ’da yanarak hayatını kaybeden çocuklar. Aslında sağlıklı eğitim alma özgürlükleri yine kamuda olması gerekirken, burada da tarikatlara ve yani özele devredilmiş. Ölüm nedenlerine baktığımızda aynı şeyi görüyoruz. Kamudan çekilmiş bir devlet. Özelde de insan hayatına verilmeyen önem.

Bu üçgen yani Soma, Şirvan ve Aladağ sosyal cinayetlerin en tipik örnekleridir ve bunlar devam edecektir. Çözüm ise bu sosyal cinayet düzenine karşı, mağdur olan tüm kesimlerle birlikte ortak bir mücadeleden geçiyor.

Ozan Alaca / İnsanhaber

Son Güncelleme: 18.02.2017 13:08
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.