13 Ocak 2018 Cumartesi 10:33
Nuriye Gülmen: Kazanmamıza az kaldı

KHK ile çıkarıldığı işine dönmek için 311 gündür açlık grevinde olan akademisyen Nuriye Gülmen “Kazanmamız için az zaman kaldı” dedi. Gülmen, Yüksel Caddesi’nde başlayan 431 günlük direnişini “‘Nuriye Gülmen direniyor!’ evet ama neye yaslanarak direniyor? O kısım bence çok önemli! Bir tarihe yaslanıyorum aslında” sözleriyle tanımladı. Açlık grevinin 305’inci günününde Nuriye Gülmen’le insanhaber.com için Yaşar Deniz Irlayıcı görüştü.

Öncelikle, geçmiş olsun diyerek başlayayım. Dün sabah ufak bir kaza geçirmişsiniz sanırım. Nasıl oldu olay, anlatır mısınız?

Dengemi kaybettim ve düştüm. Sabah çok erken bir saatti. Refakatçimi uyandırmak istemedim, biraz işgüzarlık yaptım. Biraz da hızlı adım atıp yürüdüm, o yüzden de biraz sert çarptım. Öyle sıcaklığıyla çok hissetmedim, sonra sabah uyandığımda çok şiddetli ağrım vardı. Biraz yürüdüm, üstüne bastım. Herhalde onun etkisiyle biraz ağrıdı. Acaba başka bir şey mi var diye bu sefer korktum ama bir şey yokmuş yani, MR çektirdim bir şey çıkmadı. Ama biraz dinlendirmem gerekiyor tabii kolumu, sağ tarafımı olduğu gibi çarptım. O yüzden birkaç gün, daha dikkatli olmam gerekiyor.

BİR TARİHE YASLANIYORUM

Ben dahil birçok kişi, ‘Cüret Hocam’ diyor size. 9 Kasım’da ilk defa siz tek başınıza, Yüksel’de İnsanlık Anıtı’nın önüne çıktınız. Bu cüret nasıl ortaya çıktı?

Valla Anadolu’ya bakmak lazım… Anadolu’da var olan bir direniş geleneği zaten sürüyor. Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Daha 2000’lerde Hayata Dönüş operasyonu denilen katliamla başlayan ve 7 yıl süren bir ölüm orucu direnişi var hapishanelerde. Onun da öncesine giderseniz, çok köklü bir gelenek var yani. Dolayısıyla bu topraklarda birisi direndiği zaman, mutlaka yaslandığı bir direniş geleneği olduğunu biz biliriz. Evet, Anadolu’nun o soylu damarından geliyor deriz. Öyle bir damar var bu topraklarda, çok şanslıyız o yüzden.

Bu direniş geleneğini yaratanlar var. Tabii ki oradan aldığım güçle, öğrendiklerimle, büyüttüklerimle, kendime yonttuklarımla, onunla başlayan bir direniş. Yoksa, çoğu insanın atfettiği gibi, ‘Nuriye Gülmen direniyor!’ evet ama neye yaslanarak direniyor? O kısım bence çok önemli! Bir tarihe yaslanıyorum aslında, yaslanıyoruz. Çok köklü bir tarih, çok köklü bir gelenek… Onlar da bir öncekilere yaslanıyorlardı. Bunun ucu artık ilk direnene kadar gidiyor. Bizim aslında tarihsel misyon dediğimiz şey, bunu ifade ediyor. Soyut emek meselesi vardır ya, siz kendinizden sonraki kuşaklara bir miras bırakıyorsunuz. O ilk ateşi yakan, yakmasaydı; bambaşka bir şey olurdu. Bugün de direnirken bile Spartaküs’lerden güç alıyor insan, bu böyle bir şey… Onun yarattığı değer, sana bir şey katıyor mutlaka ki… Ve tabii haklı olmaktan geliyor, bu cüretin kaynağı. Haklı olan bir sürü insan var, haklı olduğunun bilincinde olmak. Bunun bir bilince çıkmış olması ve bunun bir eylemliliğe dönüşmüş olması lazım. Sorarsanız, pek çok insan haklı olduğunu düşünüyor olabilir. Böyle basit bir haklı olmaktan değil, tarihsel olarak haklı olmaktan bahsediyorum. O da az önce aslında söylediğim şeyle iç içe geçmiş bir şey. Tarihsel olarak haklı olanların tarafında bulunmak ve bunun bilincinde olmak. Ve tabii ki çok meşru olmak. O kadar zalimce bir yöntemle ve gayri meşru bir şekilde bizi işimizden attılar, öyle büyük bir zulüm uyguladılar ki yüz binlerce insana, çok büyük bir meşruluk bu. Herkes bir Köroğlu edasıyla sokaklara, meydanlara çıkmalı! ‘Siz kim oluyorsunuz!’ diye bağırmalı, haykırmalı! Sen bunu bana nasıl yaparsın! Ortaklıksa, ortak olan sensin! Sen beni işimden nasıl atarsın! Ben öğrencilerim için neler yaptım yani. Onları düşünerek çalıştım, halkın 5 kuruş parasını yemedim. Biz böyle çalışan insanlarız. Herkesin bu meşrulukla alanları doldurması gereken bir şey, bu KHK ile insanların işinden atılma meselesi. İşte cüret aslında buradan geliyor.

AÇLIĞIN TAHRİBATINI ÖNE ÇIKARMAK İSTEMEDİM

Çok merak edilen bir konu da sizin sağlık durumunuz… Kilo kaybı durumu ne aşamada şu anda? 
Sağlık durumumla ilgili aslında tek veri kilo kaybı değil, başka veriler de var. Ama ben hiç sağlık meselesini ön plana çıkararak, bir çeşit kötü anlamda ajitasyon yapmak istemedim, ben ya da biz. Bakın, işte biz de şu durumdayız demedim. Açlığın tahribatını çok ön plana çıkarmak istemedim. Bunun farklı sebepleri var elbette. Birincisi,  eylemin niteliğini gölgelememesi. ‘İşimizi İstiyoruz’un önüne geçecek bir şey olmasın. Bu haklı bir talep. Bu haklı talebin karşılanması için bizim bedenimizde çeşitli tahribatların olmasına gerek yok. Bu zaten çok meşru ve haklı bir talep ve yerine getirilmesi gereken bir şey. İkincisi de, insanlar ne zamanki açlık grevinin yıkımı ön plana çıksa, açlık grevini bırakın çağrıları yapmaya başlıyorlar. Bu uğraşması çok zor, gereksiz enerji kaybı olan bir şey. Hemen kolay olana yöneliyorlar, bu çok tehlikeli. Vücudumda şöyle bir şey oluştu dediğimizde, ‘Ya bırakın artık n’olur! Vallahi size bir şey olursa, biz şöyle yaparız’ falan diye anında böyle bir tepkiye dönüşüyor. Açıkçası ben bu tepkiden hiç hoşlanmıyorum ve çok yorucu buluyorum bununla uğraşmayı. Başka sebepleri de olabilir tabii irili ufaklı ama en temelde, eylemin kendinde taşıdığı niteliğin arka plana atılmasına sebep olacağı kaygısı. Sağlık durumla ilgili açıklama yapmayı düşünüyorum yakın zamanda. İnsanlar şöyle de bir şeye kapılabiliyorlar. Düşünün ki 305. güne ulaşmış bir açlık var. Ama sizi görüp böyle, iyi olduğunuzu falan düşünüyorlar fotoğraflarınızdan. “Aaa! İyi, bir şeyi yok! Daha onlara bir şey olmaz” diye düşünebiliyorlar. Ama öyle değil! 305 günlük açlığın bize ödettiği bir bedel var. Şimdiye kadar gerçekten hiç anlatmadım da, çektiğimiz acılar var, baş etmek zorunda olduğumuz pek çok etkisi var. Bu kısmın insanlarca bilinmemesi durumu var. Daha doğrusu, en son bir röportajda söylemiştim: “Alışmayın!” diye. İnsanların buna alışması, buna dönüşme ihtimali, bu beni çok korkutuyor. Çünkü çok uzun zaman oldu, uzun zamanlı eylemler böyle etkiler yaratıyor insanlarda. Bunun başımıza gelmesini tabii ki istemiyorum. İnsanların biraz durumun ne olduğunun farkında olmalarını belki istiyorum. O yüzden sağlık durumumuzla ilgili olarak, tabii bunu Semih’le birlikte değerlendireceğiz. Söylediğimizden belki biraz daha ayrıntılı bir açıklama hekimlerimiz tarafından yakın zamanda yapılabilir.

BİR GÜN BÖYLE GEÇİYOR

Grup Yorum’un bir şarkısı var, Bir Mevsim. Sizinle de özdeşleşti artık: “Bir mevsim aç olacağız” isimli şarkı. Bir mevsim değil, mevsimler geçti artık… Son röportajlarınızdan birinde, beni çok etkileyen bir sözünüz vardı, “Kış geldi mi gerçekten?” dediğiniz… Nasıl geçiriyorsunuz günlerinizi?

Resim gerçekten benim için hem yeni hem de çok tutunduğum bir şey oldu. Çok keyif alıyorum yaparken, çok yaratıcı bir şey bir kere… Üretmek, resim yoluyla üretmek çok hoşuma gidiyor. O yüzden neredeyse hemen her gün en az yarım saatimi resme ya da böyle bir şeyler çizmeye ayırıyorum. Onun dışında, gün benim için 11 gibi başlıyor. Sabah çok erken vakitte de uyandığım oluyor, 6’da, 8’de uyanabiliyorum ama yatakta kalıyorum. Ya kitap okuyorum ya biraz sosyal medyada bakınıyorum. 9- 9:30 – 10’a kadar yatakta vakit geçiriyorum. 10’da hazırlanmaya başlıyorum, 11 gibi bu odaya geliyorum. Burada ev ahalisiyle beraber Mehmet (Güvel) Amca, onun refakatçisi, benim refakatçilerim, bir misafirimiz varsa o, hep beraber bir yarım saat bir şeyler okumaya ayırıyoruz. Günlük gazetelerim gelmiş oluyor, refakatçi arkadaşlarımız gidip alıyorlar, biraz gazete okumaya ayırıyorum ve sonra zaten ziyaret saati başlıyor 13:00’te. 13:00 – 15:00 arası ziyaretler oluyor. 15:00’ten sonra genelde birine randevu vermiş oluyorum, bu genelde bir röportaj oluyor, öyle değilse bile uzaktan gelmiş bir dost olabilir. Vakit geçirmek istediğim ama bir süredir zaman ayıramadığım biri olabilir, ona ayırıyorum 15:00 – 17:00 arası. Dinleniyorum bir süre. 19:00’da birlikte akşam haberlerini izliyoruz. 20:30’dan sonra artık bizim için akşam başlıyor. Dışarıdan misafirlerin pek olmadığı, sadece refakatçilerimizin olduğu, biraz ev hali zamanı oluyor. Resmimi yapıyorum, 1 saat falan kitap okuyorum, sosyal medyada en az 1 saat geçiriyorum. Sonra zaten yavaş yavaş gece oluyor, yatmaya hazırlanıyorum. Hazırlıklarım da biraz uzun sürüyor açlık grevinden dolayı… Böyle geçiyor…

ADALETLİ DAVRANIYORUZ ALGISI YARATMAK İSTEDİLER

Semih Hoca, 20 Ekim günü tahliye oldu ama siz yaklaşık bir 40 gün daha tutuklu kaldınız. Aynı davadan aslında Acun Hoca’yla beraber üç kişi var. Semih Hoca’nın bırakılıp da aynı davadan sizin fazladan içeride tutulmanızı nasıl yorumluyorsunuz?

Yalnızca duruşmaya, davaya yansıyan bir şey olmadı bu. En başından beri, benimle ilgili biraz daha farklı bir politika izledi iktidar. Bunun bir zemini vardı, eyleme ilk başlayan bendim. Süleyman Soylu’nun kullanabileceği birtakım şeyler, daha önce hakkımda bir örgüt üyeliği davası açılmış olması gibi… Bunu boşa harcamak istemediler, kullanmak istediler. Bir de adaletli davranıyoruz algısı yaratmak istediler. Bakın, biz art niyetli olsak, ikisine de aynı şeyi yaparız ama birini beraat ettiriyoruz, tahliye ediyoruz. Biraz öyle bir tarafı da var işin.

Direnişi ilk siz başlattığınız için, sizden ayrıca öç alıyor olabilirler mi?

Evet, tabii öyle bir tarafı da olduğunu düşünüyorum. Yani beni fazladan cezalandırma, yıldırmaya çalışma amacında olduklarını düşünüyorum. Bir de dediğim, adaletli davranıyoruz algısı yaratmak…
 

AZ KALDI KAZANMAMIZ İÇİN, SADECE BİR ADIM

Sizin yine ilk röportajlarınızdan birinde şöyle bir sözünüz var: “Bizi açlığa mahkûm etmelerine izin vermek zorunda değiliz. İsyan edebiliriz, hakkımızı arayabiliriz. Yani, onurumuzu koruyabiliriz!” Bir de en son, “Bir adım daha var ama bunun ne olduğunu bilmiyorum…” dediniz. Bu ‘bir adım’ı biraz açabilir misiniz? Nedir o bir adım sizce, ne olabilir?

Az kaldı kazanmamız için… Çok büyük adımlar atmamıza gerek yok, çünkü çok büyük değerler yarattık halkımızla beraber… Öyle büyük bir sahiplenmeyle öyle güçlü bir şey yarattılar ki… İktidar artık gerçekten köşeye sıkıştı. Onlar ‘terörist’ dedikçe, ‘Nuriye Semih’ dedi insanlar. Onlar, “Bunlar suç makinası” dedi, insanlar ‘NuSe’yi yarattılar onun üzerinden. Her şeye bir alternatif buldular. Her şekilde bizi sahiplenmenin bir yolunu buldular. Bu, çok önemli ve kıymetliydi. Dolayısıyla yaptıkları her şey boşa çıktı. O yüzden diyorum, “Bir adım daha var” diye… Çünkü çok büyük bir şey yaratıldı bununla ilgili olarak. Ama evet, sonuçta biz işimize geri dönmedik ve taleplerimiz hiçbir şekilde karşılanmadı. Çok şey kazanıldığının ve yaratıldığının farkındayız. Ve bu direnişimizin zaten kazandığının, gerçekten çok güzel ve büyük kazanımlarının, zaferlerinin olduğunun, küçük büyük birçok zaferinin olduğunun da farkındayız. Ama insanlar da şunu görmeliler bence. Biz de bu yola işimize geri dönmek için çıktık. Evet, bunun ötesine geçen bir şekil aldı artık, her şey öyle yürüdü. Bizim için de artık işini istemenin ötesine geçen bir eyleme dönüştü. Bu da şu aslında, irade savaşı! Yani, kimin iradesi üstün gelecek? Biz, halkımızın ve bizim irademizin üstün gelmesinin çok hayati bir şey olduğunu düşünüyoruz. Bir de şöyle, 305 günlük bir açlık! Bunu göze almışız, böyle direnmişiz! Bunun bir karşılığı olmasını istiyoruz. O yüzden evet, bir adım kaldı. Bu bir adımın ne olduğunu bilmiyorum… Sokakları zapt etmek mi, olabilir; kapılarına dayanmak mı, olabilir… Pek çok şey olabilir, yapılabilir. Ama bunu ben söyleyemem. Gidin şunu yapın, şunu yapalım ve biz işimize dönelim diyemem. Bunu gerçekten bizim kazanmamız için bir şeyler yapmak isteyen insanlar karar verecek. Ama çok az kaldığından eminim…

Yaşar Deniz Irlayıcı/insanhaber.com

Son Güncelleme: 13.01.2018 12:57
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
denizcan yalım 2019-05-28 14:25:52

pkkli kahpe seni domuz bağı ile boğup evin altina
gömücez

Avatar
d 2019-05-28 14:26:42

pkklı orospu senin sonun konca kuriş gibi olacak

Avatar
d C c c 2019-05-28 14:28:29

tüm solcuları ortadan kaldırıp yerine yeni islam
cumhuriyeti kuracağız

Avatar
C C C 2019-05-28 14:29:16

vatan haini Allahın belası seni yaşatmayacağız