06 Ocak 2017 Cuma 08:58
Mekke’nin Fethi kaç Ocak’tır?

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Tayfun Atay, bugünkü yazısında her sene yılbaşında ortaya çıkan 'Mekke 1 Ocak'ta fethedildi' tartışmasını ele aldı. Atay konuya Diyanet İşleri'nin yayınlarından örnekler verdi

İşte Tayfun Atay'ın "Mekke’nin Fethi kaç Ocak’tır?" başlıklı yazısı:

Yılbaşını zehir etmeye azmetmiş dinbaz madrabazlıklar üzerine ilk yazıyı yaklaşık 20 yıl önce kaleme almışım, “Biz Noel’i değil Yeni Yıl’ı kutluyoruz” başlığı altında”… O gün bugündür bir dolu cehil cühelanın  “Müslümanlık” adına ortalığı velveleye verip 31 Aralık’ı 1 Ocak’a bağlayan gece toplumun bir nebze umutla yeni bir yıla merhaba deme hevesini kursağında bırakma densizliklerine karşı yazıp duruyoruz.

Geçmişten bugüne laik toplumla hesaplaşma ve cebelleşme adına sergilenen bu “Yılbaşı, eşittir, Noel” velvelesine eşlik eden bir başka unsur daha vardır: “Mekke’nin Fethi”.

Yıllardır “Müslüman Noel kutlamaz” lafazanlığına, tarihte aynı gün kesitine denk düştüğü söylenen “Mekke’nin Fethi”ni kutlama çağrısı da eşlik eder. Yine ta 20 yıl öncesinden hatırlıyorum, yılbaşı sabahı İslâmcı basın organlarında “Mekke’nin Fethi” dualar, hamd-ü senâlar, salât u selâmlar, ilahiler eşliğinde kutlandı nev’inden haberleri… Nasıl Yılbaşını Noel’le özdeştirip 31 Aralık-1 Ocak gecesini kutlamaya kapama yolunda çaba harcanıyorsa, aynı tarihe “Mekke’nin Fethi” kaydını düşerek onu “cihadî” bir kutlamaya açma hamaratlığı da ekleniyordu.

Bu yıl da öyle oldu. Açın bakın, internette 31 Aralık’tan başlayarak Anadolu’nun dört bir yanında bir dolu dernek, vakıf, topluluk kanalıyla düzenlenen etkinliklerle “Mekke’nin Fethi”nin adeta yılbaşının üstünü huşu ile örtercesine kutlandığına dair haberler bulacaksınız!.. Noel Baba’yı “marizleyen” gösterilerde, afişlerde de vardı, “Müslüman Noel kutlamaz, Mekke’nin Fethi’nde buluşalım” vb. ifadeler…

Evet, böyle… Böyle de peki, “Mekke’nin Fethi” hakikaten tüm dünyada yılbaşının kutlandığı günde, gecede, gecenin ertesinde veya ertesinin de ertesinde mi gerçekleşmiştir?..

Cevabı verirken tüylerim diken diken oluyor ki hayır!..

Yıllardır Yılbaşını bu millete haram etmek adına İslâm tarihinin çok anlamlı ve üzerine titrenmesi gereken bir hadisesinin iğrenç bir tezgâha alet edildiğine şahit oluyoruz.

1 Ocak’ta bırakın Mekke’nin fethedilmesini, fethe yönelik sefer bile başlamamıştı henüz…

İki “güvenilir” kaynaktan alıntıyla netleştirelim! Bir tanesi Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in genel koordinatörlüğünde hazırlanıp Başkanlığın yayını olarak çıkmış “İslam’a Giriş-Temel Esaslar” (2. Baskı, 2008) kitabında “İslâmiyet’in Doğuşu ve Yayılışı” başlıklı 2’nci bölümde yer alan (s. 72) şu bilgi:

“Hz. Peygamber 13 Ramazan 8 (4 Ocak 630) tarihinde Mekke’yi fethetmek üzere 10.000 kişiyle yola çıktı, bir hafta sonra da Mekke’nin Fethi gerçekleştirildi.”

Fethe ilişkin daha “kesin” bir tarihleme, Türk Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nin “Mekke” maddesinden:

“Hz. Peygamber, ordusuyla 13 Ramazan 8’de (4 Ocak 630) şehirden [Medine’den] çıktı. (…) Resûl-i Ekrem’in Mekke’ye hangi tarihte girdiği konusunda farklı rivayetler bulunmakla birlikte fethin 20 Ramazan 8’de (11 Ocak 630) gerçekleştiği genel olarak kabul edilmektedir (Vâkıdî, II, 829; İbn Sa’d, II, 105; Halife b. Hayyât, s. 53).”

Gördünüz mü ben bu yazıyı kaleme alırken bile Mekke’nin fethedilmesine daha bir hafta var!..
Ve canlandırın zihninizde “İstanbul’un Fethi”nin de 29 Mayıs’ta değil “19 Mayıs”ta kutlandığını!..

Onun gibi bir şey bu…

Sırf insanlara yılbaşını zehir etmek adına “Mekke’nin Fethi”ni senelerdir istismar ediyorlar. Daha vahimi, yeni yıl kutlamasını bir çırpıda “gayrimeşru” ilan eden Diyanet, kendi yayınlarında gayet açık seçik tarihlendiği halde Mekke’nin fethini 31 Aralık-1 Ocak’a kaydırma cesaret ve cür'etini gösteren güruha iki çift lâf söyleyip onları edebe ve İslâm’a saygıya davet etmiyor.

Yıllardır hiç utanıp sıkılmadan ve de Allah’tan korkmadan “Mekke’nin Fethi”ni bu ülkede Yılbaşı gecesi kutlama atraksiyonlarında bulunanlara,  “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” hadisini de unutarak seyirci kalıyor.

Yazıklar olsun!

İşte bu yüzden dindar değil “dinbaz” diyoruz bunlara…

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.