24 Ekim 2015 Cumartesi 18:14
Cumartesi Anneleri: Beyaz Toroslarınızdan korkmuyoruz

Cumartesi Anneleri, gözaltında kaybettikleri yakınlarının akıbetini sormak, faillerin ortaya çıkarılmasını istemek için bir kez daha Beyoğlu Galatasaray Lisesi önünde buluştu.

'552 haftadır beyaz Toroslarla götürülüp dönmeyenlerin izini sürüyoruz' pankartının açıldığı eylemde, beyaz Toroslarla götürülüp bir daha kendilerinden haber alınamayan kayıpların fotoğrafları da taşındı.

Cumartesi Anneleri bugünkü eylemlerinde, 27 Ekim 1991 tarihinde evinin önünden beyaz Toros’a bindirilerek kaçırılan ve kaybedilen Hüseyin Toraman’ın akıbetini sordu.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ile HDP İstanbul Milletvekili Sezai Temelli'nin de katıldığı eylemde Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren, Fehmi Tosun’un eşi Hanım Tosun, Hasan Ocak’ın kardeşi Ali Ocak ve Nurettin Yedigöl’ün kardeşi Muzaffer Yedigöl konuştu.

İkbal Eren: “Davutoğlu’nun söylemi beyaz Toros’ların suç işlediğinin kanıtıdır. Bu açıklama ile bu cinayetler meşrulaştırılmış oldu. Biz 552 haftadır buradan bu cinayetlerin katillerine sesleniyoruz. Siz bize aba altında sopa gösteriyorsunuz. Korkmuyoruz. Hesap vereceksiniz.”

Hanım Tosun: “Biz yıllardır bu meydanlardayız, ne tehditler gördük boyun eğmedik. Bize boyun eğdiremeyeceksiniz. Beyaz Toros’lar beyaz kefeniniz olsun.”

Ali Ocak: “Biz onları unutmuyoruz. Bizi beyaz Toros’larla tehdit edenlerin yaptıkları suçları da unutmuyoruz. Biz onlardan adalet beklerken onlar suçlarına yeni suçlar ekliyorlar.”

Muzaffer Yedigöl: “İsteseniz faili meçhulleri kendi elinizle koymuş gibi bulursunuz. Siz de o yürek yok siz de o cesaret yok. Başka partiler verdi diye o önergeleri bile Meclis’te kabul etmediniz. Sizin insanlıkla alakanız yok. Sizin tek derdiniz o koltuklar. Sizin tek korkunuz geçmişte yaptığınız pisliklerin çıkması.”

'Ölümler, TOMA’larla rangerlerle devam ediyor'

Haftanın basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon’un açıklamasını Cumartesi İnsanları’ndan Gizem Kılıç okudu.

Kılıç, Davutoğlu’nun beyaz Toros’lar açıklamasına değinerek şunları söyledi:

“Bu açıklama ile halkı tehdit etmiştir. Kontrgerillanın tavsiye edilmediğinin itirafıdır. Geçmişte beyaz Toros’la simgelenen devlet eliyle ölümler, bugün TOMA’larla rangerlerle devam ederken, Başbaklan ‘faili meçhulleri bu ülkede AK Parti bitirdi’ diyebildi.

“13 yıllık iktidarınızda kayıplarımızın akıbetlerin açıklanması kaybedenlerin yargılanması için ne yaptınız?, AKP iktidarında güvenlik güçlerince katledilen yüzlerce insanın faillerinin cezalandırılması için ne yaptınız? Önce bunun hesabını verin. Korkmuyoruz, hesap verin.

Kılıç, Toraman’ın kaybedilmesinde sorumluluğu bulunanların ortaya çıkartılıp, yargılanmasını istedi.

Hüseyin Toraman’a ne oldu?

“24 yaşındaki Hüseyin Toraman, 27 Ekim 1991 sabahı, pazar kahvaltısı için ekmek almak üzere İstanbul/ Kocamustafapaşa’daki evinden çıktıktan sonra, mahallelinin gözü önünde silahlı, telsizli, sivil giyimli kişiler tarafından 34 ATZ 56 plakalı bir araca zorla bindirilerek kaçırıldı.

“Olay yerine 100 metre mesafede olan semt karakolundaki polisler arabayı sahil yolunda durdurdu ama onların da polis olduğunu anlayınca müdahale etmedi.

“Hüseyin’i arayan ailesine İstanbul Emniyet Müdürü Mehmet Ağar “oğlunuz emniyettedir, evinize gidin” dedi.

“Başbakan Süleyman Demirel kendisinden oğlunun bulunmasını isteyen anne Hatice Toraman’a

“Oğlun cebimde mi ki çıkarıp vereyim?” diye sordu.

“TBMM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde oluşturulan kurul olayın üzerini örten bir rapor hazırladı. Raporda oturduğu evdeki son kiracının Ermeni olmasına dayanılarak Toraman’ın Ermeni örgütleriyle bağlantısının olabileceği ve onlar kanalıyla yurt dışına çıkmış olabileceği yazıldı.

“Ailenin, İHD’nin, avukatların tüm girişimleri sonuçsuz kaldı. Hüseyin Toraman’dan bir daha haber alınamadı.”

Son Güncelleme: 06.12.2017 18:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.