11 Temmuz 2017 Salı 15:31
Ankara gar katliamının IŞİD sanığı: Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi

10 Ekim davasının 4. duruşması bugün Ankara'da görülmeye devam ediyor. Sanıklarla, katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları arasında sık sık gerginlik yaşanıyor. Sanıkların mahkeme heyetine ve hayatını kaybedenlerin yakınlarına yönelik saldırgın tutumları devam ediyor. Mahkemede Yakup yıldırım, Yakup Şahin, Hüseyin Tunç, Suphi Alpfidan, Adülüttalip Demir, Abdülhamit Boz, İbrahim Halil Alçay, Resul Demir, Burak Ormanoğlu, Hacı Ali Durmaz, Metin Akaltın, Erman Ekici, Nihat Ürkmez, Mehmeddin Baraç sanık sıfatıyla yargılanıyorlar.

Bugün görülen duruşmada sanıkların verdiği ifadeler ortaya çıktı. O ifadeler şu şekilde:

Yakup Yıldırım, Yakup Şahin, Hüseyin Tunç, Suphi Alpfidan: “Eski beyanlarımı tekrar ediyorum. Bana isnat edilen suçları kabul etmiyorum. Tahliyemi talep ediyorum.”

Abdülmüttalip Demir: Bunlar bizi değil, dinimizi yargılıyorlar.

Abdülhamit Boz: Hayatımda bir kere görmediğim birinden nasıl para almış olabilirim?

İbrahim Halil Akçay: Dün mahkemem olmasına rağmen ben getirilmedim. Beni götürmediler, senin işin yarın dediler. Cezaevi kafasına göre yapmış demektir. Tutukluluk halim devam ederse cezaevi böyle şeyler yapabilir. Bu tip keyfi uygulamalar da sizin kontrolünüzde olmalı. Dün benimle ilgili bir detay olabilirdi. Bir memurun sorumsuzluğu yüzünden bunlar engellenmemeli.

Resul Demir: Burada 4 çeşit yargılama var. Gar, IŞİD, din, sosyal hayat yargılaması. Sosyal hayatımızdan çıkıp bizi yargılamaya başlıyorlar. Burada insandan delile gidiliyor. Beni seyreden avukatlara şunu söyleyeyim. Daha önce cezaevine gelip benimle konuştular din konusunda. Ben dinim hakkında yargılanıyorum. Avradın kapalı olması IŞİD, adamın sakallı olması IŞİD… IŞİD bitse gitse ben yine Müslümanım. Lan ben ne yapmışım ki avradım ne yapsın. Ceren Demir’i tanık olarak dinlemek istiyorlarmış. Gidin tutuklatın, çocuklarımı da tutuklayın” dedi. Ben dinimden dolayı yargılanıyorum. (Salondan sesler) Kesmeyin benim savunmamı, savunma hakkı kutsaldır. Bana 21 aydır zulmediyorsunuz. Hadis diyor ki, ‘Ateşe dayanabildiğin kadar günah işlersiniz.’ ama günü gelince siz de göreceksiniz. Sizden tahliye falan da istemiyorum, Allah’tan istiyorum.

Burak Ormanoğlu: “Ben geçen mahkemede de canlı bombaydım, bu mahkemede de canlı bombayım. Bana iftira atıyorlar Allah’ın adaleti yalancıların üzerinde olsun

Hacı Ali Durmaz: Adaletin olmadığı yerde savunma olmaz.

Erman Ekici: Avukat Özcan Karakoç'un bahsettiği delillere göre, benim Ebu Talha kod adını kullandığımı, Suriye'ye gittiğimi ve yaralandığımı söylemiş. Benim oğlumun adı Talha değil, Süleyman Talha. Ben kod adı kullanmış olsaydım Ebu Talha değil Süleyman Talha ismini kullanırdım. Süleyman peygamberdir, Talha sahabedir. Deniliyor ki, ben Yunus Durmaz'ın evinde çalışmışım. Bizim mahallemizde bir dönem oturdu, oradan tanıyorum. Bir suçluyu tanımak eğer suç ise, buradaki avukatların hepsi suçlu. Benim kaçma tehlikemden bahsediliyor. Bu dosyadan tutuklanmadan 45 önce başka bir davadan tahliye oldum, kaçacak olsaydım o zaman kaçardım. Benim babamın havayolu şirketi mi var, ben nasıl kaçabilirim? Kaçma tehlikemin olmadığı bellidir.

Nihat Ürkmez: IŞİD üyeleriyle tek bir irtibatımı görürseniz ben verilen cezaya razıyım. Ben inancımı yaşıyorum. Allah ve resulune mi size mi itaat etmem gerekiyor derseniz, size etmedeiğim için bana ceza verecekseniz verin. İnsan insana benzer. Eğer adaletin yerini bulmasını istiyorsanız verin cezamı hiç sorun yok.

Mehmeddin Baraç: Ben örgüt üyeliğinden yargılanıyorum. Hiçbir avukat beni diğer sanıklarla ilişkilendirmiyor. Bir adalet vardır, bir kamuoyu vardır. Adalet mi kamuoyundan büyüktür, yoksa kamuoyu mu adaletten büyüktür? Eğer biz kamuoyu daha üstündür dersek, kamuoyunu rahatlatmak için, 101 ailenin yüreklerini rahatlatmak için karar verirsek olaz. Bu bir avukatın tutumu olmamalı. TC kuruldu kurulalı adalet mülkün temelidir. Mahkeme salonlarında bu yazı yazmaktadır. Ebu Cehil gibi putlarımızı yemeyelim.

Metin Akaltın: Avukat Özcan Karakoç’un beyanlarına göre benim emlakçılıkla işimin olmadığı bellidir. İnsanlar bugün bizden intikam almaya çalışıyor. İddia ispat ister, ispatlanamayan iddia geçersizdir. Bu açıklamayı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi “soyut delillerle mahkûm edilemeyiz.” ve daha önce MHP Genel Başkanı Bahçeli benzer açıklamalar yapmıştı. Niyet okuma ve yorum mantığıyla iddianame hazırlanmış…. Suphi Alpfidan’la meslekten ötürü tanıştığımı söylemişimdir. Ben ticaretime bakarım, yaptıkları bir suç varsa şikayet ederim. Avukatlar dediler ki; örgütün hiyerarşik yapısında tanımı olmalı, bir kod olmalı. Ama benim bir kod adım yok. İnsanın suçsuz olduğunu bilerek yatması çok büyük zulüm. İnsanlar önceden çekilmiş fotoğraflarla, videolarla suçlanamaz. Fetullah ile Öcalan il çekilmiş fotoğrafları onlarlar da var. Ben esnaf adamım, her türlü adamla irtibata girerim. Benim Antep’in ortasında bir düğünde fooğraflarım var, o yüzden bunlar delil gösteriliyor. O zaman o kadar PKK’lı cenazesi var, onlara katılanların da tutuklanması gerekmiyor mu? Ya da memur mail atıyor, diyor ki benim amirim FETÖcü. O da tutuklanıyor. Böyle tanımlarla yorumlarla olmaz.

Son Güncelleme: 11.07.2017 15:54
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.