Büyük usta Münir Özkul’un ardından haliyle onlarca, yüzlerce yazı yazıldı. Haketmişti, büyük ustaydı. Ancak nedense bu yazılanlarda hemen hemen kimse Münir Özkul’un tiyatro oyunculuğundan, Türk Tiyatrosuna yapmış olduğu büyük katkılardan söz etmedi. En okumuş yazmışlarımızın yazılarında bile, en aydınlarımızın okuduğu gazeteler, portaller bile vay gitti Mahmut hoca, aman neydi Yaşar Usta diyor başka bir şeye değinmiyor. Bu büyük oyuncunun, bu usta tiyatro adamının tiyatro ve oyunculuk adına yaptıklarını anan yok. Bence nedeni kültüre, bilgiye eğilip, pişmektense, popülizmin günlük değerleriyle sabunlanmanın kolaycılığı. Ha bir de Saffet Usta varmış. Gene kıymeti az bilinmiş Behlül Dal Usta’nın bir kısa filmi. Çekildiği onlarca yıl öncesinden İstanbul’u bitiren bugünkü beton faciasına değinen çok anlamlı bir büyük kısa yapıt. Yayınlayanlar çok yaşasın, ben de bilmiyordum.

İşte bu kolaycılıktır, biz aydınları bir türlü işe yaramayan gevezeler haline getiren. Onca kalem oynatanlar evet, ölen büyük bir ustaydı yazmanız gerekir ama özümsemeseniz, hatırlamasanız, bilmiyorsanız bile, kolaycılığa kaçsanız bile bir zahmet bir yarım saat internette dolaşın. Bir şeyler araştırın. Ha o baktıklarınız belki size bir şey vermez ama hiç değilse okurun biri, birkaçı belki bir feyz alır, yararlanır.

Sonunda Nihat Genç dayanamadı patladı. Ona yakışan üslubuna kıyasla çok hafif bir dil ile Münir Özkul’un üzerine yazılanlara bakıyorum, hayretler içindeyim diyor ve mealen… O kavuk elden ele dolaşıyor ama takacak, taktığında taşıyacak adam yok, hani biri taşısa bile değerini, dediğini anlayacak adam yok. İyisi mi o kavuğu da gömün Münir Özkul’un mezarına, diyor. Aynen katılıyorum Nihat Usta. TRT ise kavuğun şimdi kimde olduğunu bile bilmiyor.

Türk insanına Türk insanının, Türk seyircisinin gustosuyla yaklaşan az sayıda önemli sanatçımız vardı. Hemen hiçbiri kalmadı. Başta Haldun Taner. Haldun Taner’in ‘Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım’ oyununu ete kana büründüren oyunun değeri üzerine değer katan Ulvi Uraz’ı erken kaybettik ve hemen unuttuk. Gene Haldun Taner’in ‘Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’ çok sahnelendi ama, hiçbir zaman Münir Özkul’un sahnelediği ve oynadığı düzeye erişemedi. Nedeni Münir Özkul’un usta oyunculuğu yanında, daha çok Türk seyirliğinin, orta oyununun nüvelerini özümsemiş ve bize aktarmış olmasındaydı. İsmail Dümbüllü o kavuğu Münir Özkul’a boşuna vermedi. Seyirciyi başka türlü sarıyordu o tarz. Çünkü, kanımızda genimizde taşıyoruz.

Zeki ve Metin’in, Ferhan Şensoy’un bunca ünlenmesi popülerliklerinden çok izleyiciye onların tarzıyla yaklaşmayı bilmelerindendi. Bunların her biri modern birer orta oyuncuydular, bizdendiler ve bize çok şey kattılar. Köy seyirlik oyunları tarzını temel alan Nurhan Karadağ modern oyunları bile bu formun içinde yoğurarak yepyeni bir yabancılaşma üslubuyla  seyirciye aktarıyordu. Yüzden fazla oyun sahneledi, onlarca ödül aldı. Bunlar gibilerinin çoğu göçtü gitti. Kalanlar ya emekli, ya son Mohikan. Bizlere halkımıza, kültürümüze çok şey kattılar. Hem eğlendirdiler, hem düşündürdüler, bizleri geliştirdiler, olgunlaştırdılar. Çabaları hiç unutulmamalı, sürdürülmeli.

Münir Özkul oynadığı muhteşem rollerle sinemada popüler oldu. Ama bilinmeli ki, sağlam bir aydın birikimi, tiyatro kültürü ve iyi tiyatro oyunculuğu olmasaydı ve bunların yanında bizden olmayı bilmeseydi, ne bize bir şey verebilirdi, ne de bu kadar sevilirdi. Belki Mahmut Hoca, Yaşar Usta, Saffet Usta olarak hatırlanıyor ama herşeyden önce bir aktördü, bir tiyatro adamıydı. Işıklar içinde kal Usta.

Bir de sevdiğin bir yoldaş geldi yanına. Tiyatrocu değil ama sencileyin biri. İyi tanırsın, kankandı. Aydın Boysan. Eh işte Haldun Taner de orada zaten, Ulvi Uraz’la dalmışlar bir yandan sohbet ediyorlar sabah yürüyüşünde. Birazdan Zeki de katılır aranıza. Oooh daha kimler var, kimler. Birazdan Vasıf Öngören ve İsmet Küntay katılacak yürüyüşe. Uzaktan Asaf Çiğiltepe, Sermet Çağan ve Turgut Özakman hoca da göründü. Işıklar içinde yürüyün hepiniz. Sizin gibilere çok ihtiyacımız var. Durmayın yürüyün. Hem artık hastalık, engel de kalmadı Usta. Orda ışıklar içinde kim varsa durmayın yürüyün bize de yayın ışığınızı. Işığa ihtiyaç var, buralar karanlık. Durmayın sizler ölümsüzsünüz, yayın ışığınızı.

Umman hanımın, Münir Özkul’un çocukları ve yakınlarının başları sağ olsun. Ustanın oğlu Ferdi Özkul, konuşmasını Umman hanım üzerine yapmış. Kadirbilirlik bu olsa gerek. Her zaman yanındaydı. Hepimizin başı sağolsun.  Gelin biz bu tiyatro devini, Haldun Taner’in Sersem Kocanın Kurnaz Karısı oyunundaki rolüyle, zamanının büyük ustası Ermeni vatandaşımız Tomas Fasülyeciyan’ın final tiradıyla analım.

“Zaten aktör dediğin nedir ki? Oynarken varızdır, yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. Bir zaman sonra da unutulur gider. Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olur kalırız.

Görooorum, hepiniz gardoroba koşmaya hazırlanıorsunuz. Birazdan teatro bomboş kalacak. Ama teatro işte o zaman yaşamaya başlar. Çünkü Satenik’in bir şarkısı şu perdelere takılı kalmıştır. Benim bir tiradım şu pervaza sinmiştir. Hıranuşla Virginia’nın bir dialogu eski kostümlerden birinin yırtığına sığınmıştır. İşte bu hatıralar o sessizlikte saklandıkları yerden çıkar, bir fısıltı halinde sahneye dökülürler.

Artık kendimiz yoğuz. Seyircilerimiz de kalmadı. Ama repliklerimiz fısıldaşır dururlar sabaha kadar. Gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır… Perde !”

Endişelenmeyin, sizlerin perdesi hiç kapanmayacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sadi Güçlüer 2018-01-10 02:50:23

Bir tiyatro hocasından da ancak bu kadar güzel bir analiz çıkar. Kalemine sağlık.
Tiyatro ve sinema oyunculuğunda önemli unsurlardan birisi de mimik bence. Komedide kayak sporundaki slalom gibi kapıları çabuk değiştirmek trajedide ise büyük slalımdaki gibi ağır geçişlerin hakkını vermek önemli. Münir Özkul ve İlyas Salman bu işin büyük ustaları.
İri yarı beyaz önlüklü adam filmde Münir Özkulu arka arkaya iki kez tokatlıyor. Münir Özkul ezik. Karşılık veremiyor. Aczi yüzünden belli belirsiz okunuyor.
Derken iri kıyım adam Münir Özkul'un yanındaki arkadaşına da bir tane patlatır patlatmaz büyük ustanın yüzündeki o mahcubiyet utanma ve üzüntüyle aczın harmanlandığı ifade bir içsel enerji patlamasına dönüşüyor ve yüzündeki oyunculuğun gereği maske anında öfke ve kızgınlığa dönüşüyor sünepe vücut dili birden saldırganlıkls ileri hsmleye geçiyor ve iri adamın snında elleriyle boğazına yapışıyor.
Nurlar içinde ol büyük