Baktılar ki sokakta sahte dolar yakıp yastık altındakini bozdurmakla olmuyor, bozdurmayanı “bir nevi terörist” diye kodlamakla torba dolmuyor; Ziraat, Çay-Kur, PTT, Botaş,Türksat ve Eti Maden’i kısaca “Varlık Fonu” denilen Türkiye Varlık Fonu A. Ş. Adlı bir şeye devrettiler. Niye? Belki ömrümüz üç beş gün uzar, iktidardan gidişimiz gecikir diye!

Peki, varlık fonu nasıl bir şey, olay ne?

Söylendiğine göre; vergi ve denetim diye bir yükümlülüğü olmayan bu fon, çeşitli finansal varlıklara yatırım yaparak gelirini artırmaya çalışacakmış.
Bu fonun geliri bütçe fazlalarından oluşacaksa eğer (öyle deniliyor); biz bundan yukarıda adı geçen kurumların hatırı sayılır bir bütçe fazlaları olduğunu mu anlamalıyız? Bakanlıkların 5 ayda yaptığı pasta ve çiçek harcamasının 63 milyon TL olduğu bir ülkedir burası, dikkatinizi çekerim!

Bütçe fazlası veren bir ekonomi, bu fazlayı kullanarak ya harcamalarını (yatırım veya sosyal) artırır, ya vergi yükünü düşürür ya borçlarından kapatabildiği kadarını erkenden kapatır ya da “gelecek kuşaklara refah aktarmak adına” böyle fonlar kurarmış.  İktisatçılar ise, bütçe kısıtlamaları ve parlamentonun sıkı denetimine maruz kalmamak için böyle denetimsiz ve vergi yüksüz fonların kurulduğunu belirtiyorlar. Yönetim kuruluna baktığımızda nam-ı diğer “Jöleli” beyefendiyi gördüğümüz bu fonun “gelecek kuşaklara refah aktarmak” gibi kutsal bir amaç için kurulduğunu gönül rahatlığıyla düşünelim mi? Taabii yigenim, ne dimek!

Sermaye düzeni krizdedir, kursağını dolduracak yeni kaynaklar beklemektedir, rotasında “başkanlık” dedikleri şey vardır ve şu anda el yordamıyla yürümektedir.

Bu ülkenin yönetim şekli yalnızca son 15 değil, uzun yıllardan beri faşizmdir!

Milliyetçi faşizm üzerine din sosu gezdirdiğinizde, AKP faşizmi çıkıyor ortaya. Başkanlık ise, o faşizmin gemi azıya almış halidir ve AKP ağzıyla dile getirilse bile sermaye efendilerinin ihtiyacıdır! Sermaye düzeni ancak böyle ayakta tutabiliyor kendini. Halk ile kurduğu tek ilişki, bu yüzden şiddete bağlı sömürü ilişkisidir. Büyük kitleler için daha iyi sağlık, daha iyi eğitim, daha iyi ulaşım, daha iyi çalışma koşulları, daha iyi çevre, daha iyi yaşam alanları ve daha iyi bir geleceğe harcanan çabalarla değil; bunları isteyenlere karşı uyguladığı şiddetle hissettiriyor kendini!

Fiili olarak getirip bıraktıkları yere uygun bir anayasa (veya gömlek) giydirmek istiyorlar memlekete bu yüzden… Her kurumu, her kazanılmış demokratik hakkı ve hak talebini, gelinen yeri zorlamayacak hale getirene kadar tıraşlıyorlar… Kurumları kurum olmaktan çıkarıp varlık nedenlerine yabancılaştırıyorlar, işlevsiz hale getiriyorlar!

Kısa adı Tübitak olan Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumuna bakın mesela… Evrim lafını ağzına almıyor, alanı “zındık” sayıyor neredeyse. Evrime dair kitapların basımını durdurmuş, basılanları da kurum dışına sürmüş. Pir-ü pak bir Tübitak her faninin hakkıdır tabii ki, ne diyelim, Allah razı olsun, amin!

Bakmayın benim böyle ileri geri konuştuklarıma. Söylediğim ne varsa hepsi kıskançlık krizinden. Belki orada bana bir yağlı mevki verirler diye, oturup bir iki satır konuşma bile hazırladım kendime:

"Bu güne kadar evrimleştik sandık, yanıldık… Darwin adlı bir deliye inandık, kandırıldık!

Haddinden fazla masumuz ve mağduruz. Meğerse evrimin e'si bile uğramamış yanımıza, bilememişiz… 200 milyon yıl önce nasılsak yine öyleyiz!”
Nasıl, iyi olmuş mu?

Kapitalist birikim; kan, gasp, göz yaşı, hile-dolap, üç kağıt, haram ve yalan üzerinde yükselir. Sermaye düzeni sıkıştıkça sıkar, kendini yeniden üretmek için insanı öğütür, çevreyi tüketir, çalar ve ezer. Onun özgürlüğü, ezme özgürlüğüdür.

Hak, hukuk, demokrasi ve serbest dolaşım dedikleri ise, sermaye sahiplerinin hakkı, hukuku ve sermayenin dolaşım özgürlüğüdür. Ortadoğu'da ve ülkemizde yaşanan yıkım, ezilenler için yıkımdır... Onlar içinse, yeniden diriliş!

Her şey sermaye düzeni içindir. Türk, Kürt, Arap, Acem, Şii, Sünni, Alevi gibi kimlik kavgalarının sonu bir çıkmaza ayarlıdır hep. Sınıf savaşıyla harlanması gereken ana arterler kendine (sermaye düzenine) kalsın diye büyük insanlık hep o çıkmaz ara sokaklara sürülür, gönüllü girmeyenler ise zorla “süpürülür!”.

Memleketin "En Müslüman" biraderi faşizmin sopasını sallar, o sopayı ve kara gömleği “Müslüman” biraderine kaptıran "En Türk" ise her düğmesine basıldığında milliyetçilik krizine girer ama 29 Ekim ve 19 Mayıs'ı yasaklayan biraderi sıvazlar, destekler!

Sularının akışına bile öldüğü Türkiye'nin bütün kaleleri fethedilir, bütün tersanelerine girilir, bütün limanları satılır, bayramları bile yasaklanır ama bu en milliyetçi faniler sokağın kenarında bile gözükmez… Sanki bu memleketi bunca yıldır solcular yönetip bu hale getirmişler gibi, ellerine geçirdikleri pala ve döner bıçaklarıyla üniversite kantinlerinde "kahrolsun komünistler" diye bağırıp solcu öğrenci ararlar.

Her sene Ramazan geldiğinde TV ekranlarında “hocaaam, sakız çiğnesem orucum bozulur mu? Taharette su kaçarsa orucum bozulur mu? Fitil kullanırsam orucum bozulur mu?”

Gibi sorulara cevap versin diye 600 bin lira ücretle hocalar tutulur; ormanların bakanı "Suriyeli mültecilerin duasıyla % 5 büyüdük" der, mafya babaları iktidara destek mitingi düzenler, uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan adamın biri, adliye önünde gazetecilere “biz vatan haini değiliz, uyuşturucudan gözaltına alındık” diye haykırır!

Başka ne diyeyim ki? Türkiyem Türkiyem cennetiiim/ Benim eşsiiz milletiiim.

Memleketimi seviyorum vallahi. Bu gök, deniz, bu çeşitlilik hiç bir yerde yok! 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
derya 2017-02-06 16:16:18

Anlattığınız çok doğru. elinize sağlık. Yemin ederim bu fonlara bizi de dahil eder satar bunlar

Avatar
Apti 2017-02-06 14:59:03

Ellerin dert görmesin şeyhim..Gonlune sağlık..Böle bir vaazı hiç bir camide dinlemedim. Şaka yapmıyorum..Cihadin en efdali hak sözü zalim sultana söyleyebilmek..derler.di