Bir gün olur da gidersen ey sevgili; gönül sende kalsın. Çünkü orada sen varsın. Elmacık kemiklerinde yürünecek en muhteşem yollarımız var orada. İhanete direniş var. Herkesin unuttuğu selpak satan çocuğu göreceğiz. Kimsenin anımsamadığı ihtiyar teyzeye merhaba diyeceğiz. Sadece geçmişimiz yok topladığım bavulda. Topladığımız denli büyük ve yüce erguvanların rengine isim aramayalım. Yüreğim yırtılır, bakışlarım viran olur  ama ne olursa olsun susamam yar!!! Çünkü susmak ruhun parçalanmasına evet demektir. Şimdi hayır demenin onurunu yaşamalı vicdan. Çünkü sakar adımım takıldı, benden esirgemediğin bal gözlü bakışlarının kadranına.

Adalet tanrıçası Themis'in elindeki terazi kefelerinin aşağı, yukarı oynamasına evet diyemem. Yer yüzünün her santimetre karesindeki adaletsizliğe elbette hayır diyeceğiz. 16 Nisan elbette milattır. "Aç pencereleri ey savcı, hakim, içeriye biraz adalet girsin!" deme günüdür. Mağduriyetini içine sindiremeyip intihar edenlerin ahını yerden kaldırma zamanını gösterir 16 Nisan saat 17.30. Mapustaki 149 gazetecinin, seçilmiş milletvekillerinin, diğer politik tutsakların koğuş kapıları aralanacaktır hayırlısı ile. Esarete hayır demek insan olmanın en sıradan tutumu olsa gerek. Tanrıça Themis'in göz bağlarını açabilmek ve bir yudum adalet için hayır ey sevgili!   
 
   Zulme evet diyemem yar. Susarsam ve evet dersem kahpe zaman hükümranlığında; alanlar, sokaklar yeniden ateşimizle ısınıp hayat bulamaz. Gazi'nin, Okmeydanı'nın, Ümraniye'nin barikatları yıkılır. Turnalar, Dersim'in yaylalarını yasak eyler kendine, göçmenliğinden yüksünür ve bıçak kesmez bir sessizliğe bürünür. İyimserlik ufuk çizgisini kaybeder. Lice'nin, Xambal mezrası çimenlerinde 6. çocuk yaşında nice Ceylan'lar vurulur; MKE imzalı kurşuni havanla. Ve bize sadece "Gezme Ceylan bu dağlarda seni avlarlar" deyip, ağıt yakmalar kalır susarsam. Çırılçıplak bir hüzün sarar bereketli toprakları; sürgüne durmuş erguvanı çürütür tüm kök saçaklarından, emeğin soylu kaleleri çiçeksiz kalır. Cumartesi annelerinin gözlerinde yağar yağmur en sağanak haliyle. Galatasaray Lisesi önünde, bir parça umut, bir tutam da güneş veremem onlara senin göz bebeklerinden.

   Evet diyemem: Evet dersem ay senin yüzüne benzer utancından saklar kendisini karanlık bulutların ardına. Varsa eğer tanrı; sersemler, yorgun düşer, denizin poyrazı ve lodosu arasında. Hiçbir şarkı orada yarım kalmaz inan. Evet dersem 17 yaşında Erdal Eren'nin yaşını büyütüp darağacına yollayanlar, kahpe zamanların faşist tetikçisi Ogün Samast'ın yaşını küçültüp "Çocuk Mahkemelerinde" yargılarlar. "Faşizme inat, kardeşim Hrant" seslenişimiz hiçbir beyaz güvercin kanadında barışa rota çizemez. AKP'nin Hrant için AİHM'e verdiği savunmada "O zaten ölümü hak etmişti" yüzsüzlüğünü hiçbir vicdana taşıyamayız. Antepli çocuklar baklavayı pastane vitrininden izler, baklavaya yaklaşmaktan kendisini alıkoyamayanları da 6 yıl karanlık dehlizlere atarlar bu memlekette tiranlar. Hortumcular devlet indinde şeref tribününde otururken, sokak çocuğu zabıtaya yakalandığında sattığı selpağa silemez gözünün yaşını. Evet diyemem; Ali-Dibo'culuğun türban giydirdiği, adalet terazisinin ters-yüz edilerek hayatın işgaline göz kırpamam. Adalete çok ihtiyacı olan İslami sermayenin (B)ana-yasasını tanıyamam, evet diyemem.

    Evet dersem; Türkiye'nin ve dünyanın en zengin bitki örtüsüne sahip noktalarından ve sevdanın, emeğin, düş gezginlerinin güzergahlarından Artvin Cerattepe'de "Milletin a.... koyacağız" diyen maden işgalcisi kazanır. Evet dersem atmacalar öksüz kalır, ötüşleri ikimizin ruhuna ağıt olarak düşer. Ladin, sarıçam, göknar ve kayın kökünü topraktan esirger. 10 yılda 28 ihale alan o saygın işadamı bu konularda mahir sayılır. Evet dersem Soma 301 kez daha maden ocağının karanlığında kalır, ölüme davetiye çıkarır. Gökyüzü kan kokar. İdam isteyen vandallığa evet diyemem yar, çünkü aslolan ölüm değildir. Bizim yüreğimiz sevgiyle hayatı sular yarim. Bir gün şaşırır da ihanete evet dersem... Toprak, güneş, su aşkına olurda beni asla affetme ey sevgili. Affedersen, yeryüzü asla aşkın yüzü olamaz. Tan yerinin ağarması, vurmaz senin ılgın kokulu yüzüne. 

  OHA(L) günlerinde aşk zorlu meşgaledir elbet. Ama şimdi Lice'de Licok kırsalında Berfin ya da Berman olmak gerek. Malum operasyonu öncesi ısınma turları atıyor kan akıtacağı bölgede karanlığın sahibi. Hatta sabırsız davranıp başladı bile uğursuz işe. Ev ev, oda oda aslında aşkımız didikleniyor ve bu aşkın zulme evet demesi için ölüm kusan silahlar gösteriliyor gecesinde ve gündüzünde yoksullara. Kanun hükmündeymiş 3-5 hükümranın kararı. Ama anarşisttir sevda. Dinlemez ki; avrupa kapılarında mızmızlanan mağduriyet yafyalı malum zalimliği. Onlar ifadeye özgürlük dedikçe yüzlerinde, yüreklerinde daha bir ifadesizlik hayata resmoluyor. Lice'de, Nusaybin'de, Silvan'da, Cizre'de ve diğer yerlerde çocuk gözlerindeki korkuyu silmiyorsa bu aşk; sıcaklığını yitirmiş demektir ey sevgili. Soğumaya bırakalım o zaman. Son cemrenin düştüğü bu zamanlarda ülkede üşümekte, titremekte soğuktan ya da korkudan. Ama en kötü koşulda dahi hayır diyelim ev ev, köy köy dolaşan alçaklığa. Soma'da maden ocağının dibine de Hayır aşk. 301 ölüme de Hayır. 16 Nisan'da bu aşk yine aslına rücu eder inan. Sevgisizliğe hayırımız aşkımıza da davetiye olacaktır o muhteşem günde. Şimdi bu topraklara olan hayırlı iş yapma borcumuzu öderken, ilmek ilmek aşka da sahip çıkıyoruz farkında mısın? 
  
Evet dersem yar: Susarsam AKP kazanır, Bodrum ve birlikte kulaç attığımız kıyılar da kaybeder. Ben seninle hayatın içersinde kulaç atmayı seviyorum çünkü. AKP yine geldi aşka, Bodrum aşkı bambaşka. Bunu göç yolları iğdiş edilmek istenen Tuzla'nın flamingoları çok iyi bilir ve yaşar. Flamingolar aşkına hayır sevgili yar. Susmak Bodrum limanına yelken açmış Cumhuriyet tarihinin en büyük talan senaryosuna onay demektir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üzerinden tarih kokulu topraklarımızın elimizden kayışına ahlaksız bir suskunluğun öznesi olmamız demektir. Eğer evet dersek; bu korsanlar Mausoleum'u, Bodrum Kalesi'ni, Antik Tiyatro'yu da imar açar. Bu tarih-kültür miraslarının üzerine AVM'ler, rezidans oteller, hiper-süper-mega marketler kondurulması fütursuzluğuna evet diyemem yar. Susamam yaaar susamaaaammm. Evet dersem; baharın olmadığı, kuşların ötmediği, denizlerinde kulaç atılmayan, düşlerin yasaklandığı, sevdanın kuşatıldığı, ılık öpüşlerin olmadığı, çocukların büyümesine izin verilmediği bir memleketten bir adres ayarla sen ikimize. Ama yine de susamaaammm yar, susamam sevgili yar. Yüreğim, bilincim kurusun ki; aşksızlığa daha doğrusu sensizliğe milyon kere HAYIR...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nermin Saydam 2017-03-20 21:40:59

Referanduma ilişki okuduğum en sıcak ve etkileyici yazılardan birisi olmuş. Yazar kalemiyle ya da klavyesiyle değil yüreği ile yazmış. Bende sayın Karahan'ı en içten duygu ve saygılarımla alkışlıyorum.

Avatar
Ece göksun 2017-03-21 01:34:13

Zaten 16 Nisanda evet diyenden hayırlı bir yar olmaz. SEVDAYA EVET DİYECEKSEK, SEVGİSİZLİĞE HAYIR DEMEMİZ GEREK. Bu yazı harika olmuş. Bunu da belirtmek isterim. Umarım mesaj ilgili adreslere ulaşır.

Avatar
Serdar Külcü 2017-03-21 07:37:14

"Susmak Bodrum limanına yelken açmış Cumhuriyet tarihinin en büyük talan senaryosuna onay demektir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı üzerinden tarih kokulu topraklarımızın elimizden kayışına ahlaksız bir suskunluğun öznesi olmamız demektir." Bu gerçekten önemli bir tespittir.Susumak dilsiz şeytana yardım ve yataklık demektir. Yazıyı çok beğendim.

Avatar
Sema Deniz 2017-03-21 08:06:30

Bir Bodrumlu olarak yazar arkadaşımızın yazılarından, görüşlerinden gurur duyuyoruz. Referandum öncesi buradaki görüşlere katılmamak elde değil. İktidar kendisini boşuna hedef haline getirmemiş. Bende karşı cephede olsam bu yazıları ve görüşleri kıskanırım. Ama kıskananlar çatlasın. Beyfendi yazıyor kardeşim.

Avatar
Cemil Sözeri 2017-03-21 13:43:51

Türkiye'de aydınların sorumluluğunun en yüksek olduğu bir dönemden geçiyoruz. Ülke aydınlarla aydınlanacaktır. Sayın yazarın yazısı bunları aklıma düşürdü. Eline sağlık sayın Karahan'ın.

Avatar
filiz 2017-03-27 14:09:46

kaleminize sağlık AYHAN KARAHAN Bey