16 Mart 2017 Perşembe 12:34
Ekonomist Mustafa Sönmez uyardı: Avrupa ile krizin bedeli ağır olacak

Türkiye ekonomisi alarm vermeye devam ediyor. Son açıklanan rakamlara göre işsizlik Aralık 2016'da bir önceki yılın aynı dönemine göre 1.9 puan artışla yüzde 12,7'ye çıktı. Son veriyle birlikte işsizlik 7 yılın en yüksek seviyesine ulaşmış durumda.  Bununla birlikte dışarıda Avrupa ülkeleri ile başlayan siyasi kriz, içeride ise referandum gerilimi piyasaları daha fazla belirsizliğe sürüklüyor.  Son olarak ABD  Merkez Bankası’nın (FED)  faiz arttırımı kararı almasıyla birlikte döviz fiyatlarındaki dalgalanmaların devam etmesi bekleniyor.

Ekonomide oluşan karamsar tabloyu İnsanhaber'e değerlendiren Ekonomist Mustafa Sönmez, son yıllardaki ekonomik büyüme hızının düştüğüne dikkat çekerek "Bir dönem ekonomi yıllık yüzde 6-7 büyüme seyrinde giderken, son iki-üç yıldır büyüme yüzde 3 seviyelerinde kaldı. Büyüme, temposunu kaybedince haliyle istihdam ve iş imkanları da daralıyor" ifadelerini kullandı.

Son günlerdeki Avrupa ülkeleriyle yaşanan siyasi krizin tamamen 16 Nisan'daki referandum öncesi seçmenlere yönelik olduğunun altını çizen Ekonomist Sönmez, Avrupa ülkeleriyle yaşanan krizin bedelinin de ağır olacağı konusunda uyardı.  Sönmez, Türkiye'nin cari açığının arttığını ve 12 ayda 200 milyar dolara yakın bir kaynak bulması gerektiğine dikkat çekti.  Sönmez "Siz eğer bu paraları dışarıdan borçlanamazsanız, bugüne kadar yaptığınız gibi dış finansörlerden alma konusunda sıkıntıya girerseniz  ve IMF’nin kapısını çalmak zorunda kalabilirsiniz. Yani şimdilik zayıf bir ihmal olsa da, eğer dış dünyayla ilişkilerinizi negatif tutmaya devam ederseniz bu ihtimal güçlenir" diye belirtti. 

Ekonomist Mustafa Sönmez’in İnsanhaber’e yaptığı değerlendirmeler şöyle;

EKONOMİ, BÜYÜME TEMPOSUNU KAYBETTİ

İşsizlik rakamları için beklenen bir sonuç demek gerekiyor. Çünkü özellikle son yıllarda ekonomi büyüme temposunu kaybetti. Bir dönem ekonomi yıllık yüzde 6-7 büyüme seyrinde giderken, son iki-üç yıldır büyüme yüzde 3 seviyelerinde kaldı.  Bu yıl da büyümenin yüzde 2 olması bekleniyor. Büyüme temposunu kaybedince haliyle istihdam ve iş imkanları da daralıyor.

SON BİR YILDA 668 BİN KİŞİ İŞSİZLER ORDUSUNA KATILDI

Türkiye toplumu dinamik bir toplum. Kentleşme hızla devam ediyor. Son yıllarda kentlere gelen aileden bir kişi çalışsa bile artık o aileyi geçindirmeye yetmiyor.  Yeni insanlar iş gücü piyasasına giriyor. Hatta ev kadını statüsünde olanlar bile iş gücü piyasasına girmek istiyorlar. İş isteyen sayısı artsa da son 1 yıla baktığımızda bu kişilerin sadece 4’te 1’ine iş imkanı sağlanabilmiş. Dolayısıyla son 1 yılda 668 bin insanın bu şekilde işsizler ordusuna katıldığını görüyoruz. Son bir yılda ekonomi neredeyse istihdam yaratmamış fakat işgücü piyasasına 888 bin yeni insan girmiş. Bu dinamikler işsizliği yukarı doğru çekiyor. Bunun azalma eğilimi ise zayıf yani hükümetin teşvikli istihdamla ilgili önlemi ise işe yaramıyor.

İŞSİZLİK RAKAMLARININ DÜŞME İHTİMAL İGERÇEKÇİ DEĞİL

Hükümetin bahsettiği gibi işsizlik rakamların yeniden tek haneli rakamlara dönebilmesi için öncelikle büyüme ivmesi yakalanması gerekiyor. Bunun için de dış kaynakların Türkiye’ye yeniden girmesi gerek. Şu an ise tam tersi bir eğilim söz konusu. Türkiye’nin yaşadığı her türlü politik, iç ekonomik ve jeopolitik riskler nedeniyle yatırımcılar temkinli davranıyor. Dış sermaye girişi değil, çıkışı söz konusu. İçerideki yatırımcı da yatırım yapamıyor, çünkü kimse önünü göremiyor.

AVRUPA’YLA YAŞANAN GERİLİMİN AĞIR BEDELLERİ OLUR

Hükümet şuan tamamen 16 Nisan’daki referanduma odaklanmış durumda. Bunun ortaya çıkaracağı her türlü ekonomik maliyeti falan umursamıyor. Avrupa’dan bir gerilim çıkararak tamamen iç tribünlere oynuyor. Seçmene herkes ülkemize düşman hükümetinize sahip çıkın mesajı vermeye çalışıyor. Ama madalyonun diğer tarafında bunun çok ağır bedelleri var. Daha şimdiden turizm rezervasyonları iptal edilmeye başlanıyor. Türkiye geçen yıl turizm gelirinde yüzde 30 gelir kaybına uğradı. Yaklaşık 7 milyar dolar bir gelir düşüşü yaşandı turizmde. Avrupa, en fazla turizm harcaması yapan müşterileri içeriyor. Bunun ağır ekonomik bedelleri olacaktır.

16 NİSAN İÇİN HER TÜRLÜ CİNNETİ GÖZE ALDILAR

Hükümet  ‘evet’ çıksın önce, sonra da durumu düzeltiriz hesabı içinde.  Ama daha Rusya meselesini düzeltemediler. Ne Rusya’dan kaybedilen turist geri geldi ne de dış pazarlarla ilgili kaybedilen kazanımlar geri geldi. Ekonomide önce yapayım, sonra düzeltirim diye bir mantık yok. Geri dönüş o kadar da kolay değil. Bunun ağır ekonomik bedelleri olacaktır. Özellikle bu Avrupa olunca bu bedeller daha da ağır olur. Dolayısıyla 16 Nisan uğruna her türlü cinneti, çılgınlığı göze almanın diplomatik, politik ve ekonomik faturaları var.

TÜRKİYE YENİDEN IMF’İN KAPISINI ÇALABİLİR

Dış ödemeler açısından Türkiye’nin sıkışık bir durumu var. Önümüzdeki 12 ayda 160 milyar dolar bir para çevrilmesi gerekiyor. Bunun içinde bir kaynak bulunması söz konusu. Bir yandan da sizin 30 milyar doları aşmış olan bir cari açığınız var. Yani alt alta koyduğunuzda 200 milyar dolar gibi bir açığınız söz konusu. Bu parayı ya borçlandığınız bankalardan borcu çevirmelerini talep ederek, ki bunların önemli bir kısmı da Avrupa banklarıdır, ya da dış sermayenin ülkeye gelmesini sağlayarak bulabilirsiniz. Bunun için Türkiye’nin normalleşmesi gerekiyor.  Siz eğer bu paraları dışarıdan borçlanamazsanız, bugüne kadar yaptığınız gibi dış finansörlerden alma konusunda sıkıntıya girerseniz IMF’nin kapısını çalmak zorunda kalabilirsiniz. Yani şimdilik zayıf bir ihmal olsa da, eğer dış dünyayla ilişkilerinizi negatif tutmaya devam ederseniz bu ihtimal güçlenir.  Kaynak bulmakta zorlandığınız anda bu bir kuraldır, IMF’nin kapısını çalmak durumunda kalırsınız.

DOLARDAKİ DALGALANMALAR DEVAM EDECEKTİR

FED faiz kararıyla ilgili piyasanın deyimi le daha ‘şahin’ bir tavır bekleniyordu ama daha temkinli ılımlı bir ‘güvercin’ tavır sergiledi. Böyle olunca Türkiye gibi ülkelerde de dolarda çok da sert bir değişim olmadı.  Bu da biraz gevşeme yaratıyor piyasalarda. Merkez Bankası da bir faiz ayarlaması yapacaktır. Bir taraftan da çift haneli rakamlara gelmiş bir enflasyon söz konusu, onun için bunu yapmak durumunda. Dolar hem içerdeki hem de dışardaki gelişmelere göre yine dalgalanmaları yaşar ancak  3.65 ile 3.75 bandı arasında gidip geleceğini tahmin ediyorum.

Devrim Karadağ / İnsanHaber
 

Son Güncelleme: 16.03.2017 12:50
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.