An’da kalmak, An’ı yaşamak paha biçilmezdir.

Duygu karmaşasının kaynağı birçok duyguyu aynı anda hissetmek veya duygularından emin olamamaktan kaynaklanır. Dışarıdan gelen farklı etkilere gösterilen farklı tepkiler duygu karmaşasına sebep olur.

Kaynaklarda duygu,Bireyin ruh halinde biyokimyasal (içsel) ve çevresel tesirlerle etkileşiminden doğan kompleks psikofizyolojik bir değişimdir. Kişiye özgü sağlık duyusunu belirleyen temel faktör olup, insanın günlük yaşamında merkezi bir rol oynar. Bu yüzden pek çok bilim dalı ve sanat biçimi tarafından araştırılmıştır.“

İnsan ruhunun alışılmamış ruhsal fenomenlerine ilişkin faaliyetin diğer tüm biçimleriyle bağlantı içinde bulunur. Duygular insanların davranışlarında nesneye yönelik pratik maddi üretim faaliyetlerinde, bilimsel ve sanatsal faaliyetlerde, bunlar bir yandan duygular tarafından uyarılırken bir yandan da yeni duyguların doğmasına yol açarlar.

Prensiplerine düşkün biri olan Nejat Bey yine her gün olduğu gibi elemanlarından önce mağazasındaydı. Mağazaya girip baktığı üçüncü gözlüğe tutulacak delikanlının kendini düşüreceği zor duygu karmaşasından habersizdi. Ve esas oğlan geldi ve çeşit çeşit, renk renk, model model, 84-2490 TL arasında değişen o kadar gözlük arasında 580 TL’lik gözlüğü beğendi. Tam istediği model ve tarzda bu gözlüğe baktığında gözlerinin ışıldadığı insan sarrafı güzide esnafımız Nejat Bey tarafından çoktan fark edilmişti. Fiyatını sorup boynunu büküp istemeyerek elinden gözlüğü bırakıncaya kadar her şey her gün olduğu gibiydi.

Nejat ağabeyimizin o andan itibaren bir sürü duygusu bilince çıkmak için hücum etmeye başlamıştı his dünyasına. Aklına yeni doğum yapmış karısı, boy boy en büyüğü 2. sınıfa giden üç çocuğu, onların geçimi, geleceği, okul paraları, iş hayatı, evlilikleri, olacak torunları.. diye devam eden uzun bir liste geldi. Sonra 2-3 ayda bir yardım gönderdiği vefakar yaşlı anne ve babası aklına geldi. Ardından her ay burs gibi harçlık verdiği uzaktan akrabası Ebru, Mahmut ve Betül geldi aklına. Sonra yanında çalıştırdığı, yakında evlenecek olan Berk ve eşinden ayrılmış hayat mücadelesi veren Beyza ve çocukları geliyor… Bunların hepsi mağazadaki gözlüklerin %250-400 kar marjından vazgeçmemesini destekleyen hırstan bağımsız unsurlardı.

Diğer taraftan beraber işe başlayıp kendisinin tek mağazasına karşın 4. mağazasını 2 ay önce açan Faik geliyor aklına… Bu da onun kadar iyi bir tüccar olmadığı kanısına vardırıyor ve insani bir duygu olan hırsını şişiriyordu. 3 ay sonra dükkanın kirasına zam gelecek, tedarikçileri de her geçen gün 3-5 fiyat artışı yapıyordu.

Daha sonra öğrencilik yılları… Çok isteyip alamadığı uzun kaşe pardösü, gidemediği bağlama kursu, babasından isteyemediği paralar, Kadıköy’den alıp Fatih’te sattığı ve satarken de gözünden çıkmayan, içinden gelmeyen ikinci el kitap ve antikalar, ve bunları satarken ellerinde ayak parmak uçlarında ve burnunda hissettiği keskin soğuğu her zerresinde hissediyordu.

İşte tam bu noktada gelecek endişesi, hırs, hazımsızlık, açgözlülük, yardım, minnet, merhamet, koruma içgüdüsü, sorumluluk duygusu.. gibi bir sürü duygu ve duygucuk yoğun bir şekilde mantık,  öğreti ve içgüdü tarafından çok kısa bir zamanda beslenmeye çalışıyor.

İnsan yaradılış itibariyle çok kompleks bir varlıktır. Duygu anlamında da farklı olması beklenemez. Bir olay karşısında psişik benliğinde birden fazla duygu belirir. Bu duygular peşinen güçlü veya zayıf olabilir. Ancak insandaki içgüdü, öğreti ve mantık bu duyguları olay esnasında beslemeye başlar. İçgüdü, şuur dışı hatta henüz bebekken bile deneyimlediğimiz bir histir. Öğretiler, iki çeşittir. Bazıları yaşanmadan edinilir ve yeri geldiğinde kullanılmak üzere beyin kütüphanesinde yerini alır. Bazıları ise, tecrübi öğreti dediğimiz karşılaşılıp sonuçlarının gözlemlendiğimiz türdendir. Nihayetinde öğretiler ister tecrübi, ister değil yine duygu dünyamızı şekillendiren önemli bir unsurdur.

Ve son olarak mantık ise o da ikiye ayrılır. Duygu besleyen ve duyguyla beslenen olmak üzere… Duyguyla beslenen mantık, aşığın maşukunun olumsuz taraflarına kulp takıp toz kondurmamasıdır. Ne demiş N. Astor “Hissettiğin hisleri hissettiğini hissettiğinde hissettiğin şey AŞKtır.” Duyguyu besleyen mantık, olay karşısında beynin kullanılması ile etkinlik gösterir. Olay karşısında nasıl davranılması gerektiği düşünülür ve böyle davranması için nasıl bir duyguya sahip olması gerektiğini sorgular. Çünkü davranış dediğimiz şey aslında duygulardan galip gelenin dışa vurumudur. Daha doğrusu baskın olan ve fazla beslenen duygunun diğer duygularını ezip galip gelmesi ve bilinç düzeyinde şekil bulmasıdır.

            İşte bazen duygular birbirine galip gelemez. Bu durumda genelde öne çıkan iki duygunun ortalama değeri alınır. Veya bilinç karar veremediği için en çok beslenen ikinci duygu davranış düzeyine çıkar. İşte duygu karmaşası sonucu duygu yozlaşması bu noktada ortaya çıkar. Artık benzer durumda bu duygu hiç hissedilmez. Çünkü bilinçaltımıza artık değersiz, ihmal edilebilir bir duygu olarak kodlanır.

Duygu karmaşasının beklenmeyen bu zararlı sonucundan dolayı kendimizi duygularımızı besleyen öğeler açısından geliştirmeliyiz. Alın size kitap okumak, farkındalık kazanmak, meditasyon, pozitif bilimlerle (başta fizik…) uğraşmak için bir bahane daha…

Sahi, sizce Nejat Bey nasıl davranmalı?
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.