İnsan, her daim kendi düşüncelerinin kölesi olmak zorunda değildir. Düşüncelerini değiştirebilir, hatta düşüncelerini kökten bile değiştirebilir. Dün ak dediğine, bugün kara diyebilir. Yeter ki bu değişim, kendince gerçekleri gördüğü için olsun. Sol düşünceden sağ düşünceye, sağ düşünceden de sol düşünceye geçebilir. Daha önce herhangi bir dine inanırken, başka bir dine inanmaya başlayabilir. Veya dini inançları kendi yaşam biçiminden tümüyle çıkarabilir. Bunların hepsi saygı ile karşılanması gereken değişimlerdir.Hatta dini inancı, politik tutumu veya o ülkede yaşayan azınlık olması nedeniyle gördükleri baskı ve eziyet sonucu bu değerlerinden vazgeçmek zorunda kalmak bile ayıplanacak bir durum değildir. Bizim ülkemizde bu saydıklarımın hemen hemen hepsi farklı düzeylerde de olsa yaşanmış ve hala da yaşanmakta. Sadece bizde değil, pek çok ülkede de benzerlerini gördük ya da zaman zaman hikayelerini okumuşuzdur.

Ancak, bu değişim ve dönüşümler güç ve çıkar için yapılıyorsa; işte o kişiye dönek denir. Döneklerin, değişenlerden farklarını bir kaç tespit ile anlatabiliriz:


- Değişenler, uzunca bir süre içinde eskiden yeniye doğru yolculuk yaparlar. Bu yolculukları sonrasında psikolojik olarak "gerçek yerini bulma"nın rahatlaması yüzlerine ve konuşmalarına yansır. "Yeni girdiği" çevreye kendini kabul ettirme telaşında değildir. Bu yeni çevreden herhangi bir beklentisi ve çıkarı yoktur. 


Dönekler de ise; bu geçiş çok ani olur. Dönmenin getirdiği huzursuzluk: yüksek sesle ve hırçın üslupla konuşmalarına, sohbetleri aniden tartışmaya ve bağırışmaya çevirmelerine, özellikle de daha önce savundukları değerleri savunanlara karşı son derece acımasız ve  gaddarca davranarak onları bağnaz veya vatan haini olarak damgalamakta hiç sakınca görmezler. İçinden çıktıkları düşünce sistemine veya dinsel inançlardakilere linç tavrı ile yaklaşırlar.


Meşhur döneklerden bazıları: Eski bir PKK üyesi olan ama daha sonra yakalanıp taraf değiştiren "Yeşil" kod adlı Mahmut Yıldırım'ın Kürtlere yaptıkları dillere destan bir kötülük örneğidir. Devlet bütün pis işlerini JİTEM üyesi olan bu eski Kürt'e yaptırırken, bu işkencelere uğrayanların sağ kalanlarının anlattıklarından, bu iğrenç işkenceleri yaparken ne kadar keyif aldığını öğreniyoruz. Önceleri doğuda, daha sonra da büyük şehirlere gelerek mafyavari bir yapı kurarak, devlet işlerinden arta kalan zamanlarda bu dönekliğinin karşılığını almasına izin verildi. Ne ki, işi fazlaca abartınca ve konjoktürün değiştiğini fark etmeyince; geçersiz kılındı.


Mehmet Metiner de eski bir Fetullahçıdır. Hem de işin kıyısından, köşesinden bulaşan inançlı garibanlardan değil, Fetullah'ın sayılı yakın adamlarından biriydi. AKP ile ortaklıkları bozulmaya başladığında; işin geleceği noktayı anlayıp, aniden kayık değiştirmişti. TV programlarının en has anti-Fetullahçılarından olmuş ve içinden çıktığı eski yapısına karşı hınçla ve iştahla saldırıyordu. Elbette bu dönekliğinin karşılığını da misliyle, hatta hayal bile etmediği kadarını aldı. Mehmet Metiner bir dönektir.


Fuat Uğur, eski bir TKP'lidir. Tutkulu bir TKP'liden, AKP/Tayyip Erdoğan  yalakalığına ne zaman geçtiğini tam izleyemedim. ATV'ye Genel Yayın Yönetmeni olduğunda henüz işler bu kadar "çığrından" çıkmamıştı. Ama kayık değişiminin başlamış olduğunu söyleyebilirim. 15 Temmuz sonrasında eski yalakaların Tayyip Erdoğan'ın yanından atılması ile yeni kadrolara yer açıldı. Tetikçilik yapmaya sanırım o zaman başladı ve giderek bu işi gün geçtikçe büyüttü. Eski Fetullahçı ve Mavi Marmara olayında ölenlere manyak diyen Cem Küçük ile birlikte "iyi bir ikili" oldular. AKP'nin eski ağır toplarına karşı kripto Fetöcü saldırısı başlattılar. Hatta işi o kadar çirkinleştirdiler ki; Cem Küçük ile televizyon programında kimleri kafasına sıkılacağını isim isim ve adresleri ile birlikte açıklamaya kadar vardırdılar. 


Orhan Miroğlu ise eski bir Türkiye Kürdistanı Sosyalist Parti'lidir. 1980 sonrası askeri faşizmin Diyarbakır cezaevinde hepimizin utanarak dinlediği insanlık dışı işkencelere uğramıştır. Önceleri Özgür Gündem gibi gazetelerde yazarlık yaparken, daha sonra Taraf ve oradan da Star gazetesine geçiş ve 2015'de AKP'den milletvekilliği. Ama işin karanlık tarafı ise JİTEM tarafından Tayfun kod adı ile anılan Miroğlu, Musa Anter'in öz yeğenidir ve Musa Anter'in ölümünde parmağı olduğu söylenmektedir. CNN'de İç Güvenlik Paketi'ni can siperane savunurken, Av.Can Atalay ve Şirin Payzın'a karşı hırçınlığı, dönekliğinin ruh halini yansıtması bakımından görülmeye değerdi. Orhan Miroğlu da bir dönektir.


Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu ise bu tür dönekliğin en güzide örnekleridir ve haklarında fazlaca bir şey söylenmesine gerek kalmayanlardandır.


Döneklik, insan psikolojisini bozan bir davranış biçimidir. Dönek bir insan, sürekli huzursuzdur ve  iç huzuru asla olmaz. Peki, bu dönekleri alıp kullananlar bu durumun farkında değil midirler? Demirel'in bu konudaki anekdotu bize iyi bir açıklama getirmektedir: "Daha önce bize karşı havlayanları içimize aldık. Şimdi bizim kapımızda, onlara karşı havlıyorlar."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.