Aslında yukardaki başlık yanlış. Doğrusu Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Tiyatro Bölümü olmalı. Hatta başına bir de Ankara Üniversitesi eklenmeli. Ama o bölümden çıkan bizler kısaca Dil-Tarih Tiyatro diye dillendiririz. Cumhuriyetin en eski ilim irfan yuvalarından Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinin en yeni bölümlerinden biridir ama, elli yılı aşkın bir geçmişi vardır. Binlerce mezun vermiştir ve yalnızca eğitim vermekle kalmamış, Türk Tiyatrosuna en büyük katkıları yapmış bir kurum olmuştur. İçinden en az kendi kadar değerli eğitim kurumları çıkartmış, onlarca önemli hoca yetiştirmiş yüzlerce önemli tiyatro insanı, oyuncu, yazar, yönetmen, araştırmacı, hatta kendi branşının dışında sanat insanı, yazar, çizer düşünür çıkarmış bir bölüm, daha doğrusu kurumdur. Türk aydınlanmasının efsane değerlerinin çabalarıyla gerçekleşen kuruluşu ayrı bir destandır. Dünya çapındaki Ord. Prof İrfan Şahinbaş ve Ord. Prof Bedrettin Tuncel’in temelini attığı bir kurumdur. Katkıları saymakla bitmez. Birkaçına değinelim.


1960 lara kadar Türkiye’deki başat tiyatro eğitimi Ankara Devlet Konservatuarında verilirdi. Bunun dışında İstanbul’da Belediye’nin Milli Eğitim Bakanlığınca denkliği kabul edilmeyen bir Konservatuarı ve İzmir’de gene Devlet Tiyatrolarına bağlı küçük çaplı göstermelik bir konservatuar vardı.  İstanbul Konservatuarı’ndan daha çok İstanbul’daki o yıllardaki canlı tiyatro ve sanat yaşamıdan etkilenerek çok değerli sanatçı ve tiyatro adamları çıkmıştır. Müzik alanında da çok değerli hocaların yetiştirdiği çok değerli virtiyözler çıkmıştır. Sanatın ve sanat adamının denkliğe ihtiyacı olmadığınının göstergesidir bu. Aslında büyük bir devrim hareketi olarak 1936 yılında kurulan Ankara Devlet Konservatuarının geniş amaçlı bir vizyonu kalmamıştı. Tek amacı Devlet Tiyatrolarına oyuncu yetiştirmekti. Başta büyük bir atılımla dünya çapındaki Karl Eberth yönetiminde kurulan Konservatuar Karl Ebert ve Muhsin Ertuğrul döneminden sonra Mahir Canova ve Cüneyt Gökçer sultasında kendi içine kapanmış öncü karakterini kaybetmiş ve kısır bir döngü içinde tek bir kuruma çırak yetiştiren sıradan bir meslek okuluna dönüşmüştü. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde önce bir araştırma enstitüsü olarak kurulan tiyatro bölümünün 1963-64  döneminde de resmen açılması ve öğrenime başlamasından sonra bu tablo değişti.


İlk başta Devlet Tiyatroları ve Konservatuarı erkȃnı tarafından küçümsendi, hatta aşağılandı, daha sonra ciddi bir rakip olduğu anlaşılıp hasım kabul edildi. Mezunları Devlet Tiyatrosuna alınmadı. İki kurumun öğrenciler birbirlerini küçümsediler. 1968 in getirdiği rüzgȃrla işler değişti. Dil-Tarih Tiyatro Bölümü çok değerli hocaları sayesinde rüştünü ispatlamış ve tiyatro kültüründe ağırlığını çoktan koymuştu. Dünyada bu kapsamda üç önemli okuldan söz ediliyordu. Berlin, Viyana ve Ankara. Konservatuar öğrencileri ile bizim öğrenciler kaynaşmaya başladılar. Bu öğrenciler asi ilân edildi hatta az daha konservatuardan atılayazdılar. Kaderin cilvesine, daha doğrusu tarihin doğal akışına bakın ki, bu öğrenciler ilerki yıllarda dünya çapında önemli tiyatro adamları oldular. Yücel Erten ve Tamer Levent sanatsal başarılarının yanında Devlet Tiyatroları Genel Müdürü oldular. Yalnızca bu kişilerle değil, Devlet Tiyatrolarında köklü bir değişim görülüyordu. Buna bağlı olarak izleyici ilgisi de artmıştı. Bu değişimin temelinde Dil-Tarih Tiyatro bölümünün katkısı büyüktür. Ayrıca Dil-Tarih mezunları artık Devlet Tiyatroları’na girebiliyorlardı. Yalnızca Devlet Tiyatrolarında değil, tiyatro konusunda Türkiye çapında sanatsal ve bilimsel bir motor olmuştur. Birçok önemli tiyatro hareketinin, altında buradan yetişenlerin imzası vardır. Bizzat  bu bölümden mezun olmamışlarsa bile bu bölümün yarattığı ortamdan yararlanmışlardır. Türk kültür yaşamının çok önemli bir yapı taşıdır Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Tiyatro Bölümü.


Daha önemlisi konusunda birçok yeni eğitim kurumunun anası olmuştur. Bugün birçok üniversitede önemli tiyatro bölümleri varsa hepsinin kaynağı Dil Tarih Tiyatro Bölümüdür. Türk tiyatrosunun ve Devlet Tiyatro’larının bu başarıları ne yazık ki sonraki iktidarların hedefi oldu ve söndürmek için ellerinden geleni yaptılar. Son KHK ile de ana kaynak Dil-Tarih Tiyatro bölümünü tırpanladılar.


Değerli Hocalardan Süreyya Karacabey verdiği demeçte dert yanıyor. Bölümde akademisyen kalmadı, eğitimi sürdürmek olanaksızlaştı diye. Hiç merak etme Süreyya kardeş bu dönem geçici. Biz hep birlikte bu kurumu eskisinden de daha güçlü küllerinden var eder, elimizden geleni yaparız. O kadar köklü bir kurum ki, bunu yokedemezler. Belki tırpanlarlar ancak, yoketmeyi başaramazlar. 


Çünkü, bilirsin tırpanlanan ot daha güçlü göverir. Çünkü, bu kurumun kökleri çok derinlerededir. Kendinden nice kendi gibi eğitim kurumları çıkarmıştır. Dünya ve ülke çapında önemli hocaların attığı yıkılmaz bir temeldir. Dünya çapındaki Metin And, Gültekin Oransay, Max Meinecke, Türk tiytrosunda unutulmaz yeri olan Özdemir Nutku, Turgut Özakman, Ergin Orbey, Sevda Şener, Nurhan Karadağ gibi hocaların temellendirdiği derin bir yapıdır. Eminim bu dönem geçecek ve tiyatro bölümü yaralarını saracaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.