Ansızın başımıza düşen şu 18 maddelik anayasa değişikliğinin icatçısı Dr. Devlet Bahçeli Bey, “Diktatörlük diyorlar, ne diktatörü, bir kere diktatör kelimesi türkçe değil, Türkiye’de olmaz öyle şey”, demiş.

Buyurun buradan yakın. Bu ne demek şimdi?..

Bu nasıl mantıktır anlaşılır gibi değil. Klâsik düz mantık desem uymuyor. En azından iki ayağı olmalı bir önermeye ulaşabilmek için, bunun bir ayağı topal. Diyalektik mantık desem uzaktan yakından bir ilintisi yok, laf ola beri gele bir söz. Hani mektep medrese görmemiş veya yarım yamalak görmüş biri söylese anlayacağım, insan cahil olunca böyle mesnetsiz söylemlerde bulunur diyeceğim ama, yakışmıyor doktora yapmış, akademik titri olan birine.

Anlaşılan Dr. Devlet Bahçeli sıradan bir kahvehane politikası yapmış. Pekii politika türkçe mi?..  Politika, antik yunandaki ‘polis’ devlet sözcüğünden üretilmiştir. Devlet yönetme sanatı anlamına gelir. Bu konuda antik yunan düşünürü Aristotales en kapsamlı söylevlerini vermiştir. En kalın kitabıdır. Daha sonra fransızcada kullanılmış ve bize da fransızcadan geçmiştir.Bizde ise günümüzde devlet yönetme sanatı anlamını ve kapsamını yitirmiş ‘abidik kubidik işler’ anlamına indirilmiştir. Hatta, “Politika yapma”  diye bir deyim dilimize yerleşmiştir.

Politika konusunda popüler (halkın zevkine uygun) bir fıkra da vardır.çocuk babasına sorar: "baba politika nedir?", diye. Baba söyle der:”Bak oğlum, ben eve para getiriyorum, öyleyse ben kapitalistim. Annen parayı yönetir,öyleyse o hükümettir. Deden paranın doğru idare edilip edilmediğine dikkat eder, öyleyse o da sendikadir. Hizmetçi kız ise isçi sınıfıdır. Bizlerin tek hedefi vardır, senin rahatlığın. Dolayısıyla sen de halksın. Ve altında bezi ile yatan küçük kardesin ise gelecektir. Söyle bakalim anlayabildin mi?" Çocuk o gece babasının anlattıklarını düşüneceğini söyler. Gece yarısı çocuk kardeşinin ağlamasıyla uyanır. Küçük kardesi altını pisletmiştir. Ne yapacağını bilemeyen çocuk anne ve babasının yatak odasına gider. Baba yatakta yoktur. Annesi derin bir uykudadır, öyle ki onu uyandıramaz. Hizmetçi kızın odasına gider. Bakar ki, babası hizmetçi kızla yatmaktadır. Dedesi de gizlice onları izlemektedir. Hepsi öyle mesguldürler ki, çocuğun orada olduğunu farketmezler bile. Çocuk hiçbir sey yapamadan yatağına geri döner.
Ertesi sabah kahvaltıda baba çocuğa kendince politikanin ne olduğunu anlatmasını ister. "evet" der çocuk, "kapitalizm isçi sınıfını istismar ediyor... Sendika bunu seyrediyor... Bu arada hükümet uyuyor... Halk ise farkedilmiyor... Ve gelecek bokun içinde yatyor! İşte politika budur...”

Pekii, sıradan gidelim. Demokrasi Türkçe mi? O da değil. Demokrasinin kökeni de antik yunandır. Demos halk, kratos da egemenlik demektir. Yani halk egemenliği anlamındadır. ”Egmenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” denir ya. İşte o demektir.

Parlamento türkçe mi? Yoo. Latinceden gelir. Doğal olarak italyancaya evrinmiş, oradan da bize geçmiştir. Parlare yani konuşma, söz söyleme ve mentare yani bir şeyi yerleştirme köklerinin birleşmesinde türetilmiştir. Yani sözün, öyle tırı vırı sözün değil, kalıcı bir fikrin tabii ki, yerleştirildiği yer anlamındadır.

Şimdii.. Dr. Devlet Bahçeli’nin mantığına göre bunların hiçbiri türkçe olmadığına göre, hiçbirine gerek yok! Ancak, unutmayalım bu mantık topal bir mantık. Ama gene de Dr. Devlet Bahçeli’ye göre öyle olduğunu varsayalım.

Bu durumda neye ulaşıyoruz?.. Bunların hiçbirine gerek yok, atalım başımızdan gitsin. Şimdi anladınız mı Dr. Devlet Bahçeli ansızın başımıza neden sardı bu anayasa değişikliğini..

Pekii, bunları başımızdan atalım da yerine ne koyalım? Uydurulacak sözcük çok. Kimi Sultanlık diyor. Aslında sultan da türkçemizde olmakla tam da türkçe kökenliği değil. Tam türkçesi ‘Han’ veya Kagan’ dır. Yoksa, yoksa sapına kadar Türkçü bir partinin başında bulunan Dr. Devlet Bahçeli’nin asıl niyeti bu muydu?  Ama öte yandan birlikte yürüdüğü islam değerlerine yakın hâkim partinin değerleri daha çok sultanlığa yatkın gözüküyor. Peki ne olacak şimdi?..

Kimi başkanlık, kimi Partili Devlet Başkanlığı, kimi Türk Tipi Başkanlık v.s v.s. Maaşallah oldukça bereketli. Fışkırıyor. Ama bir türlü ne olduğuna karar verilemiyor. Son olarak da Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi diye bırakın topal olmasını bir yana ayrıca eli kolu da olmayan bir kavram türetilmeye çalışıldı.

Ben henüz anlamış değilim neyin ne olduğunu.

Ne diyelim?.. Allah sonumuzu hayırlara tebdil eder inşaallah…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mümtaz İdil 2017-03-23 00:39:39

Güzel bir yazı İbrahim Karamemet, eline sağlık.