Devletin, bir bütün olarak, vatandaşları için var olduğu anayasaya yazılmadan,

Yargıyı gerçekten bağımsız kılacak yasa ve düzenlemeler yapılmadan,

Üniversitelerin sadece kendileri tarafından yönetileceğini yasal olarak güvence altına alınıp, YÖK kaldırılmadan,

Yüksek Seçim Kurulu’nu en azından AKP öncesi dönemine döndürmeden,

1980 Anayasası’na konan % 10 seçim barajını kaldırmadan,

Milletvekili maaşlarının ancak var olan asgari ücret kadar olabileceğini anayasaya yazmadan,

Milli Eğitim, insancıl, barışçıl, laik ve çağdaş bilgi ile eğitim veren bir kurum olmadan,

Orduda, kademeli olarak zorunlu askerliği kaldırmadan,

Yargıda, ihale alımlarında, el konulan şirket mallarında, devlet memurluğundan ve üniversitelerden atılanların tamamı yeniden bağımsız komisyonlar tarafından incelenip, her türlü usulsüzlüğe, yolsuzluğa, kayırmacılığa karışanlar: en ağır cezalar ile yargılanmadan,

Yargı sisteminde, ihale alımlarında, el konulan şirket mallarında, her türlü usulsüzlüğe, yolsuzluğa, kayırmacılığa karışanlar: en ağır cezalar ile yargılanmadan; devlet memurluğundan ve üniversitelerden atılanların tamamı yeniden bağımsız komisyonlar tarafından incelenip, değerlendirilmeden,

AKP tarafından yapılan tüm özelleştirmelerin devletleştirileceği ilan edilmeden,

AKP döneminde, haksız biçimde ihale alan, zenginleşen, rüşvet yiyenlerin mallarına el konulmadan,

Kürt sorununu adil ve barışçıl biçimde çözmeden;

Bu ülkeye adalet gelmeyecektir. Bu ülkede hiç kimse gönül rahatlığıyla yatağına giremeyecektir. Çocuklarını huzur içinde sevip, okşayamayacaktır. Sofralarından asla gönül tokluğuyla kalkamayacaktır. Sabahları ise vicdanları rahatlamış olarak işe gidemeyecektir.

Ne yapmalı ve nasıl yapmalı?

Ne Batı kapitalizminin ikiyüzlülüğü, ne bir yerlerden emir alan askeri darbeler, ne de AKP iktidarı döneminde var olan karlarına kar katan ülkemizin “rahatsız” kapitalistleri: bu ülkeye mutluluk, barış ve huzur getiremez. Çünkü var olanı götürenler; bu ülke halkının çıkarlarını değil, sadece kendi çıkarlarını eksiksiz yerine getirecek olan bir partiyi iktidara getirirler. Halkın büyük çoğunluğu, kendi demokratik talepleri etrafında birleşip, örgütlenmeden de, bu söylediklerimiz maalesef ‘haklı istemlerin’ tozlu raflarındaki yerlerini alırlar.

AKP, iktidarı bırakamayacak kadar çok suça bulaşmış olduğundan; “demokratik seçimler” ile iktidardan gönderilemeyeceği en son 15 Nisan 2016 Referandumu’nda bir kez daha görüldü. MHP de, kendi varlığını, AKP Genel Başkanı’nın varlığına borçlu olduğundan; ayrılmaz ikili olarak kalan yaşamını sürdürmek zorunda. Bu değişimi sağlayacak politik güçler temel olarak: CHP ve HDP’den başkası değildir.

Temel olarak bu iki politik güç, adaletsizliğin, haksızlığın, hukuksuzluğun ve yolsuzluğun olduğu her alanda, AKP ve MHP faşizmine karşı çıkmalılar. Ülkede yeni ve temiz bir dönemin başlamasının ilk ve temel koşulu: kokuşmuş AKP iktidarının yıkılması olduğunu her yerde, özellikle AKP seçmenine en yalın biçimiyle anlatmaları gerekir.

CHP ve HDP, Parlamento, artık işgal edilmiş olduğundan; esas olarak sokağı hedef almalı. Sokak demek: halk demektir. Sokak demek: adaletsizliğe uğramış on binler demektir. Sokak demek: evleri yıkılmış dertli insanlar demektir. Sokak demek: yetiştirdiği ürününe çok düşük taban fiyatı alan köylü demek. Sokak demek: gencecik çocukların öldürüldüğü yer demek. Diktatörler sokaktan korkarlar. Haklılar, çünkü sokak haksızlığa karşı bir başkaldırıdır. Ve sokak: haksızlığa son vermeden de durdurulamaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Alp kılıçalp 2017-08-16 11:58:20

Taner,bu değerlendirme yazında,altını çizdiğim sokağın tekrar kazanılması gereği vurguda sonuna dek katılıyo- rum,sorunda bunun nasıl gerçekleşti-edileceği,bir noktada ise kimi tedir- ginliklerim var,akp'nin sokağı bırakmaya hiç niyeti yok,bekçilik sistemine tekrar erdoğan aracılığıyla vurgu yapılmasi,muh tarlık kurumunun yine erdoğanca özellikle