07 Aralık 2017 Perşembe 13:04
Hilmi Yarayıcı'dan sert sözler: "Avanta almış, cebinize atmışsınız"

Cumhuriyet Halk Partisi Hatay Milletvekili Hilmi yarayıcı, Reza Zarrab davasında Zarrab’ın itiraflarını Meclis kürsüsüne taşıdı.

İşte Yarayıcı’nın AKP’yi kızdıracak o açıklamaları:

Son yıllarda iktidarı rahatsız edecek hangi gelişme olursa hemen “bize darbe yapılıyor, kumpas kuruluyor” yaygarasına sarılıyor.

Halk yaşadığı çevreye sahip çıkmak için sokağa çıkıyor darbe diyorsunuz. Gayri resmi iktidar ortağınız Fethullah’la aranız bozuluyor, hırsızlığınızı ifşa ediyor darbe diyorsunuz. Her olaydan illa ki bir mağduriyet çıkarıyorsunuz.

Zarrab olayından bile mağduriyet çıkarma peşindesiniz.

Ne mağduriyeti arkadaşlar?

Siz kimi kandırıyorsunuz?

Orta da basbayağı kirli bir rüşvet çarkı var. Belgeleri, tapeleri hepimiz gördük. Girdiğiniz kirli ilişkilerden, milyon dolarları iç ediyorsunuz, ama her ne hikmetse sonuçta yine siz mağdur oluyorsunuz.

Neymiş İran’a uygulanan ambargoya uymak zorunda değilmişiz, ülkemizin çıkarları için ticaret yapmışız, bu kimseyi ilgilendirmezmiş miş miş miş…

“BAKANLARINIZLA BÜROKRATLARINIZLA BİR OLMUUŞ, ZARRAB ÜZERİNDEN AVANTA ALMIŞ, CEBİNİZE ATMIŞSINIZ”

Arkadaşlar; size ticaret yapmayın diyen mi oldu. Normal ticaret yapsaydınız size kim ne diyecekti ki?

Aldığımız petrol ve gaz karşılığında İran’a gıda, insani yardım malzemesi, ilaç ve zirai ürünleri ihraç etmemize yasak koyan mı vardı.

İşin özünü size anlatayım. Reza’nın itiraflarından ve tapelerden anlıyoruz ki İran’a yapılan bir ticaret, micaret yok. Her şey sahte, her şey yalan.

İran’dan aldığımız gaz ve petrolün karşılığında Halk bankasında İran adına açılan hesaptan, yapılan ihracatın parası, ihracat yapan firmaya ödenmesi gerekirken bunu yapmamışsınız.

Peki ne yapmışsınız? Bakanlarınızla, bürokratlarınızla bir olmuş Zarrab’ın şirketleri üzerinden yapılan hayali ihracattan avanta almış, cebinize atmışsınız.

Peki bu paraları cebe indirirken başka ne yapmışsınız? İran’a gerçekten ihracat yapmak isteyen firmaların önüne çeşitli engeller koymuş, tüm paranın Zarrab’ın şirketlerine geçmesini sağlamışsınız.

“HIRSIZLARIN ÜLKEMİZİ DÜŞÜRDÜĞÜ DURUMU GÖRÜNCE İÇİMİZ KAN AĞLIYOR”

Ne diyor mahkemede Zarrab? “İran’a hiçbir dönem ürün ihracatı yapmadım, 'hayali ihracat yaparak kara para akladım diyor.

Hal böyleyken ulusal çıkarlarımız lehine hangi ambargoyu delmişiz? Buradaki ulusal menfaatimiz nedir? Hazinemize ne kadar para girmiş? Çıkın rakam rakam açıklayın da biz de bilelim.

Çıkın mertçe deyin ki? “Biz Reza denen sahtekarla hiçbir menfaat ilişkisine girmedik. Biz ambargoyu Türkiye halklarının lehine ticaret yaparak şu şu şu ürünleri sattık. İşte faturalar burada, ödenen vergi bu ticari kazancımız da şudur” deyin.

Siz söylemediğiniz için şimdilerde “Gönlünüzün efendisi” Zarrab Amerikan mahkemelerinde belgeleriyle tek tek anlatıyor.

O anlattıkça; sizi bilmem ama biz utancımızdan yerin dibine giriyoruz. Hırsızların ülkemizi düşürdüğü durumu gördükçe de içimiz kan ağlıyor.

Siz Zarrab’tan avanta alıp gününüzü gün ederken, koca koca bakanlarınız kendisine ödüller vermek için sıraya girmişken, halkımız ne durumdaydı. Bilginiz var mı?

Yüreğinizde bir parça vicdan taşıyorsanız anlatacağım yaşanmış trajediyi dikkatle dinleyin.

Adana’da eşi işsiz kalan, ev kirasını 8 aydır ödeyemeyen 26 yaşındaki Emine Akçay, çocuklarının üşüdüğünü görünce cebindeki son parayla odun almaya gider. O kadar az parası vardır ki; oduncu ‘Bacım bu paraya odun mu olur’ der. Ama anne Emine Akçay ısrar eder, oduncu haline acır para almadan bir çuval odun verir. Emine Akçay o bir çuval odunu alıp eve gelir. Odunlar ıslandığı için yanmaz. Lastik parçalarını tutuşturmaya çalışır; o da olmaz. Emine Akçay, çocuklarının ısınması için çalıştırdığı saç kurutma makinesini küçük oğluna verir. Kendisi diğer odaya geçer, tavandaki salıncak demirine ip bağlayarak, kendini asar.

Anlattığım ezilmişliğin, acının, çaresizliğin, yoksulluğun ta kendisidir.

“BİZİ UNUTUN. BİZ BU KİRLİ OYUNUNUZDA YOKUZ”

Eğer siz o dönemde bu ülkenin çiftçisinin, üreticisinin, sanayicisinin ürünlerini İran’a satıyor olsaydınız binlerce işsizimiz için yeni istihdam alanları açılacak, belki de Emine’nin eşi iş bulacak, o da bugün aramızda, çocuklarına bir tas sıcak çorba hazırlıyor olacaktı.

Şimdi iktidar bizden tüm bunları unutmamızı, Türkiye’ye karşı bir komplo kurulduğuna bizi ikna etmeye çalışarak ,aynı gemide bulunduğumuzu ima ediyor “batarsak hep beraber batacağımıza” inanmamızı istiyorsunuz.

Yazar Fatih Yaşlı’nın yazısındaki gibi;

Aynı gemide falan değiliz, Biz Ermenek’de maden ocağı göçüp işçiler suyun altında kaldığında sorulan “Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı?” sorusunun ta kendisiyiz, Somada tekmelenen maden işçileriyiz, işçi çadırlarında, tarikat yurtlarında yanan bedenleriz; ensar vakfı yurtlarında istismar ettiğiniz çocuklarız, işinden KHK’yla ihraç edildiği için direnen, 35 kiloya düşmüş Nuriye’yiz, Semih’iz.

Sizler ise denetlenmeyen maden ocakları, cezalandırılmayan patronlar, çocukları, kadınları, işçileri göz göre ateşe atanlar, vergi cennetlerinde milyon dolarlar aklayanlar, iktidar nimetleriyle gemilerini yürütenlersiniz.

Ve şimdi gemiyi batırırken bizleri de dahil etmeye çalışıyorsunuz.

Kusura bakmayın. Bizi unutun. Biz bu kirli oyununuzda yokuz.

Öyle Fetö’nün, metö’nun kumpasları sözlerinize de karnımız tok. Güya 17/25 Aralık operasyonlarına dek hiçbir şeyden haberiniz yoktu değil mi?

Peki Nisan 2013’te Milli İstihbarat Teşkilatının hazırladığı bilgi notunu ne yapacağız.

Verecek bir cevabınız var mı?

Soruyorum; MİT bilgi notunda “Zarrab’ın yönettiği kara para trafiğinde bakanların rol aldığını, duyulursa bunun hükümete zarar vereceğini” size söylemedi mi?

Söylediyse niye o bakanları, bürokratları derhal görevden alıp, Zarrab’ı içeriye tıkmadınız. Yoksa işin ucu çok daha yukarılara mı dayanıyordu?

Bir adım daha ileri gideyim; duayen gazetecimiz Uğur Dündar geçtiğimiz Cuma günü ortaya bir iddia attı. Ve o iddia bu güne kadar bir kez olsun yalanlanmadı.

Ne diyor Sayın Dündar iddiasında? Diyor ki: 19 Aralık 2013 tarihinde e postama ekinde bir takım dekontların da bulunduğu bir ihbar mektubu ulaştı. İhbar mektubunda Reza Zarrab’ın adamlarının üzerine kurduğu paravan şirketlerle 87 milyar dolarlık bir parayı akladığı, bunun da Maliyenin denetiminden kaçırarak gerçekleştirdiği öne sürülüyor. Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, MİT Müsteşarı, MASAK ve Maliye Bakanına hitaben yazılan ihbar mektuplarındaki iddiaları doğrulamak için de bir takım dekontlar eklenmişti.

Şimdi sıkı durun. İhbar mektubunun yazıldığı tarih ne? 11 Aralık 2012. Hani, FETÖ kumpası dediğiniz 17/25 Aralık operasyonlarından tam bir yıl önce yazılmış.

Peki dönemin Cumhurbaşkanı, başbakanı, Maliye Bakanı, MASAK’ı ne yapmış? Hiç. Yanlış duymadınız koca bir hiç.

İhbarcı işlem yapılmadığını görünce ne yapıyor dersiniz. Gidiyor tüm belgeleri Bugün gazetesine sunuyor. Ne yapıyor bu cemaatçi gazeteciler onlar da, Zarrab’a gidiyor haberi örtbas etmek için avanta istiyor. Devreye içişleri bakanı giriyor, “Bu haberi yayınlarsanız beyefendi rahatsız olur” diyerek üstü kapalı tehditte bulunuyor.

Şimdi bize ana hıyanet partisi diyenlere soruyorum.

Kumpas bunun neresinde, darbe bu işin neresinde. Cemaatin gazetesi bile haberi yapmıyorsa, avantaya ortak olmaya çalışıyorsa, cemaat kumpasını bize açıklayın da biz de öğrenelim.

Olayı örtbas eden iktidarın suçlu değil de, olayı açığa çıkaran polisler mi suçlu? Buna mı inanalım istiyorsunuz.

Tüm bu anlattıklarım Zarrab davasının özüdür. Kimse milli çıkarlarımız teranesine sarılmasın. Bu kirli ilişkide İran kazanmıştır, Zarrab kazanmıştır, bahşişini peşin alan bakan ve bürokrat kazanmıştır. Kaybeden ise çiftçisiyle, üreticisiyle, sanayicisiyle Türkiye olmuştur.

Çalan siz olmuşsunuz faturasını yoksul halkımıza ödettireceksiniz. Bunun dışında bir başka gerçeklik yoktur.

O yüzden yalanlara sarılmayı bırakın.

Yalanlarınıza karnımız tok.



 

Son Güncelleme: 07.12.2017 13:21
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.