Günlerdir Karadeniz’de yaşananlara dair iki lafı bir araya getirip bir cümle kuramadım. Bir şeyler yazayım dedim, nafile… Zaman zaman kalemi elime almayı başardığımda ise utancım kalemimine kilit vurdu.

Aslında iyi biliyorum, o üç beş çapulcu Karadeniz’i ifade edemez. Ama “namusluların namussuzlar kadar cesur olamadığı” zamanlarda utanmak namuslulara düşer. Sözüm aynı topraktan beslendiğim hemşerilerime: Üç beş çapulcuya Karadeniz’i, Karadenizliliği teslim etmek, o güruh sokakları teslim alırken dur dememek sizi de utandırdı mı? Silahların değil insanların konuşması için Karadeniz’e gelen barış elçilerine atılan taşlar sizi de yaraladı mı? Ben kendi payıma çok utandım, ya siz?..

Aynı günlerde modacı olan ablam Diyarbakır’daydı. Yeni tasarladığı ürünlere ilişkin görüşmeler yapmak üzere gitmişti. Sinop’taki ilk rezaletin akşamı telefonlaştık. Sesi kötüydü. Sonra konuşalım dedi ve kapattı telefonu. Gece facebook sayfasından şu satırları okudum: 

“Diyarbakır'dayım...
Bir iş için geldim, bırakmadılar otele.
Bir KÜRT AİLESİNİN evinde konuğum.
Konuğum dedimse lafın gelişi.
Neredeyse kendi evimdeymişim gibi rahat...

Akşam yemeğimizi yedik, sofrada binbir çeşit, birbirinden lezzetli, bir o kadar zahmetli KÜRT yemekleri. Evin annesi SABRİYE TEYZE Türkçe bilmiyor. Kızlar tercüme ediyorlar. Fakat ne gam, bir anne sıcaklığı yetiyor birbirimizi anlamaya. ŞEHMUS AMCA... Bir baba sıcaklığı yüzünde..Kızları, oğulları, torunları, gelinleri... Şakalar, gülüşmeler, sıcacık bir sohbet... Bak bu güzeldir bunu da ye, içli köfte, tavuklar, soslar, salatalar binbir çeşit... Tanrım ben de onları KARADENİZ'de böyle güzel, böyle iyi ağırlamalıyım diye telaşlanıyorum içimden...

DERKEN...
Oda ne?Televizyonda "kalbimiz elimizde çıktık yola" diyen barış heyeti KARADENİZ'de saldırıya uğramış haberi. Linç etmeye kalkmışlar "misafirlerini". 
Lokmalar boğazıma dizildi. Utançtan ne diyeceğimi bilemedim. Onlar KARADENİZLİ değildir, bir kaç çapulcuyu toplamışlardır, lütfen yanlış anlamayın diye geveleyip duruyorum. Ağzımda zehir zıkkım içli köfteler...

BABAAA, bir şeyler yap, beni bu utançtan kurtar. Yediğim ekmek, gördüğüm kıymet hatırına. Ben burada senin emanetin olarak gözün gibi ağırlanırken, sen de onların emanetine sahip çık. KALBİ ELİNDE kapımızı çalanların KALBİNİ KIRMA.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.